Homurdanan Avrupa

~ 07.03.2013, Ali SİRMEN ~

PARİS - On gündür, Belçika ve Fransadayım. Gazetelerde, televizyonda ve çevredeki insanlarda gördüğüm, hâkim davranış biçimi, yakınma ve homurdanma.

Belçika, Valon - Flaman çekişmesinin yanı sıra, gittikçe artan işsizlikten ve de düşen kalkınma hızından şikâyetçi.

Almanyanın dışında aynı konudan yakınmayan Avrupa ülkesi yok.

Yunanistan, İtalya ve İspanyadaki ekonomik krizin boyutları genç işsizliğini çalışma çağındaki her dört gençten birinin iş bulamaması durumuyla karşı karşıya olmasına yol açmış.

İflasın eşiğindeki Yunanistanın durumu malum. İşsizliğin ve ekonomik durgunluğun yol açtığı toplumsal hoşnutsuzluk, komşuda da yakınmaya neden oluyor. Gerçi orada homurdanma, yaygın ve yerleşmiş bir toplumsal davranış biçimi. Ama artık iş neredeyse ayaklanma sınırına dayanacak.

Bir zamanlar ABnin mucize ülkesi olarak görülen, İspanya da, nerede duracağı henüz belli olmayan, genç işsizliğinin yüzde 24lerde gezdiği bir ekonomik bunalımın pençesinde kıvranmakta. Buna bir de Bask ve Katalan etnik sorunlarını eklediğiniz zaman ortaya çıkan görüntü çok düşündürücü.

***

Küreselleşen dünyada kimse kimseye bakarak, Bana ne beter olsunlar!demek lüksüne sahip değil. Le Monde gazetesi geçen hafta AB ülkelerinin artık göç veren Güneyliler ile göç alan Kuzeyliler olarak ikiye ayrıldığını söylüyordu. Bu göç alanlar göç verenler ayrımı borç alanlar, borç verenler şeklinde de okunabilir. Alacaklılar, paralarını geri alma kaygısıyla, borçlularına kemerlerini sıkmaları için baskı yapıyorlar.

Kapitalist sistemde, kemer sıkma politikası her zaman emekçilerin ve en altta kalanların bedelini ödeyecekleri bir faturanın topluma sunulması demektir.

Bu durumun da ülkelerde ağır siyasal bedelleri olan, tepkilere yol açması kaçınılmaz oluyor. Bu olgunun en çarpıcı örneği ise, son günlerde İspanya Kralı Juan Carlosun veliahtı lehine tahttan feragat etmesini isteyen seslerin yükselmeye başlaması.

Av merakı yüzünden de ağır bir darbe yemiş olan Juan Carlosun ülkesinin Franco ertesinde demokrasiye geçişinde oynadığı önemli pozitif rol yüzünden bir zamanlar efsanevi, dokunulmaz bir kişiliğe dönüşmüş olduğu da düşünülürse, 2013 Avrupasında, artık tabuların bile sarsıldığı bir döneme girdiği kolayca görülür.

***

Fransada işsizlik oranını henüz düşürememiş Hollandeın popülaritesi yerlerde.

Avrupanın her ülkesinden, endişe ve öfke yükseliyor. Herkes homurdanıyor.

Bunun en çarpıcı örneği ise son İtalya seçimleri. Gerçekten de, İtalyan seçmeni, büyük ölçüde, son yılların olaylarına tepki göstererek Beppe Grillonun peşine takıldı. Bu yeni siyasal lider, her dört İtalyandan birinin oyunu almayı başardı.

İtalyanlar klasik politikacılarına tepkiyi göstermeyi çok iyi başardılar, neye hayır diyeceklerini iyice belirttiler, ama oylarıyla siyasal krize yol açıp, eleştirdikleri hususları düzeltmek için ne yapmaları gerektiğini ortaya koyamadılar.

Oysa geçen hafta yitirdiğimiz düşünür, Stephene Hesselin, filozof Edgar Morin ile 2011 yılında yaptığı bir söyleşide de belirttiği gibi, Demokrasilerde neyin yapılmamasını söyleyebilmek iyi bir şeydir. Ama onun yerine neyin yapılması gerektiğini öneremezseniz, bunun bir anlamı kalmayacaktır”.

Hesselin bu uyarısına Edgar Morin şu yanıtı veriyordu:

- Bir sistem kendini tehdit eden sorunları çözmeyi başaramazsa, ya parçalanır ya da barbarlık çıkmazına saplanır.

Sanki bu iki seçkin düşünür de bütün iyimserliklerine karşın, 2013ün homur homur homurdanan Avrupasını kastediyorlar gibi geldi bana. İnşallah yanılıyorumdur.

7 Mart 2013 - Cumhuriyet

Ali SİRMEN | Tüm Yazıları
Hits: 1231