Çözüm Sürecinde Dört Büyük Yanlış

~ 21.02.2013, Emre KONGAR ~

Adına ister Kürt Sorunudeyin, ister Terör sorunu”, isterseniz Türk sorunu”, ortada insanların canını alan, ülkenin güvenliğini ve refahını engelleyen bir sorun olduğu açık

Elbette her iktidar gibi AKP iktidarı da bu soruna çözüm arayacak, nitekim arıyor da.

Ama bu çözüm sürecinde yapılan, (bence) bazı temel yanlışlar var.

Sürecin sağlıklı yönetilmesi ve kalıcı bir çözüm üretilmesi için bu yanlışlara dikkat edilmesi gerektiği kanısındayım.

Tabii benimki Hariçten gazel okumak!..

Elimde ne özel bir bilgi var

Ne de benim düşüncelerimin özel bir etkisi ya da bir gücü

Sadece görebildiğim gerçeklerin ışığında, aklımın ve mantığımın erdiği kadar, bazı mütevazı gözlemler bunlar.

***

1) Birinci büyük yanlış, sorunun adı ve dolayısıyla ele alınış biçimidir:

Sorun birTerör sorunuveya bu terörü de yaratan bir Kürt sorunugibi görünse de, aslında bir Demokrasi ve insan haklarısorunudur.

Bu açıdan, Türkiyenin genel toplumsal ekonomik ve siyasal yapısından ve şu anda ülkede olup bitenlerden bağımsız olarak sadece Kürtlerin haklarıveyaKürtlere özerklikbağlamında ele alınması son derece yanlıştır, süreci de bir çözüme götürmez; götürüyor gibi görünse de, geçici uzlaşmalar dışında kalıcı olamaz.

Bir yandan cezaevleri, tutuklu yargılananlarla dolu olacak

Bir yandan mahkemeler, sanıkların, tanık dinlenmesi, delillerin tartışılması gibi en doğal ve yasal haklarının kullanılmasını engelleyecek

Bir yandan ülke, her sabah, Türkler, Kürtler, siviller, askerler, avukatlar, memurlar gibi farklı gruplara yönelen yeni tutuklanma dalgalarıyla uyanacak

Öte yandan siz tek bir etnik kesimin isteklerine ve buradan kaynaklanan teröre çözüm arayacaksınız.

Üstelik bizzat Başbakan Recep Tayyip Erdoğan her türlü etnik milliyetçiliğe karşı olduğunu, bu milliyetçilikleri ayaklarının altına aldığınısöylemiştir!

2) İkinci büyük yanlış, sürecin Başkanlık Rejimi ile ilişkilendirilmesi, hatta pazarlık gibi görünen bir biçimde, Başkanlık Rejimi ile tek bir paket halinde düşünülmesidir.

Kamuoyunun büyük bir bölümünün Başkanlık Rejimine karşı olduğu biliniyor.

Bu karşı oluşun tarihten ve toplumdan gelen ciddi gerekçeleri var; bunları dikkate almayan bir değişiklik başarılı olamaz.

Yapılan çeşitli pazarlıklarla, kamuoyunu yansıtmayan bir Meclis iradesi ortaya konursa, bu irade referandumla onaylatılsa bile elde edilen çözüm asla kalıcı olamaz!

3) Üçüncü büyük yanlış, kamuoyundan bilgi saklanmasıdır.

Süreç içindeki temaslar, istekler, tarafların konumları, masadaki çözüm önerileri, kamuoyundan saklandığı için, ne sonuç çıkarsa çıksın, kamuoyu buna hazır olmadığı için, elde edilen sonuçların kabul edilmesi bütün taraflar açısından güç olacaktır.

Ne yazık ki bu bilgi saklanması olayına medya da ortak olmakta, bazı açık bilgiler, otosansür yoluyla kamuoyundan gizlenmektedir.

Örneğin dün Cengiz Çandar, Radikalde, PKK adına konuşan Karayılanın Kandilden yaptığı açıklamaların kamuoyuna yansıtılmayan bölümlerine yer verdi ve böylece yeni bir durum ortaya çıktı.

4) Dördüncü büyük yanlış, henüz temellendirilmemiş bir iyimserliğin pompalanması ve AKP iktidarı dışındaki bütün odakların görüşlerinin barış adına! baskılanmasıdır.

Gerek herkesin susturulması, gerekse pompalanan iyimserlik, öteki yanlışlarla birlikte sürecin sağlıklı işlemesi önündeki ciddi engellerdir.

***

Elbette bütün siyasal süreçler gibi, bu sürecin başlatılmasında ve yönetilmesinde eleştirilecek başka hatalar da var ama bunlar zaman içinde telafi edilebilmeleri olanaklı, stratejik olmayan noktalar; onun için onların üzerinde durmadım.

Bu dört büyük yanlış ise sürecin işlemesinde bütün taraflar açısından bir samimiyet ve güven sorunu yaratmakta, akıllara, Taraflar kişisel iktidarlarını güçlendirmek için manevralar mı yapıyorlar sorusunu getirmektedir.

21 Şubat 2013 - Cumhuriyet

Emre KONGAR | Tüm Yazıları
Hits: 1101