ISLAK İMZALI DARBE ZİRVESİ

~ 15.02.2013, Mehmet TEZKAN ~

28 Şubat’a bir dalga daha geldi.. Dönemin generalleri gözaltına alınıyor, tutuklanıyor.. Bu sefer iddialar çok ciddi, çok sağlam..
Balyoz gibi değil.. Ergenekon’un içine atılan bazı davalar gibi değil..
Belgeler ıslak imzalı.. Genelkurmay tarafından savcılığa yollanmış.. Yani dışarıda üretildi iddiasını kaldırmayacak halde..
Sahici..
Peki ne olmuş?
Olan şu.. 28 Şubat tarihli MGK toplantısından sonra 30’a yakın general Genelkurmay karargahında gizli bir toplantı yapmışlar..
Tarih; 7 Nisan 1997..
O toplantıda Refahyol iktidarını devirmek için neler yaparız diye konuşmuşlar.. Generaller tek tek söz almış..
Kimi; muhtıra verelim demiş.. Kimi; halkı aramıza değil önümüze alalım önerisi yapmış..
Kimi; yargıyı, bürokrasiyi tehdit etmeyi gündeme getirmiş.
Bütün söylenenler kayda geçirilmiş, tutanak tutulmuş..
Darbe toplantısının tutanağı var yani..
Fütursuzluğa bakın!..Generallerin kendilerini her şeyin, herkesin üstünde görmelerinin daniskası..
Dönemin Genelkurmay Başkanı nizamiyeden döndük demişti..
Dönmüşüz..
Refahyol yıkılmasa tanklar yıkacakmış!..
Eski defterleri açmayalım, aradan 15 yıl geçmiş olmuş bitmiş, zaten asker yönetime de el koymadı diyecek halimiz yok..
*
Şunu da söyleyelim.. Bugün güçlü muhalefetin olmamasının, sivil toplumun tepki verememesinin, üniversitelerin içine kapanmasının, demokrasinin bir ayağının topal kalmasının müsebbibi askerlerdir..
Muhalefet gibi davrandılar, sivil muhalefeti ezip geçtiler.. Darmadağın ettiler..

Sınırda işler sarpa sarmış!

Bi terslik olduğu belliydi.. Sınırda bomba yüklü aracın patladığı an iktidarın ‘istismar etmeyin’ demesinden belliydi..
‘İstismar etmeyin’ sözünün tercümesi şu oluyor..
Deşmeyin, kurcalamayın, sormayın, soruşturmayın, yazmayın, çizmeyin..
Bi anormallik var; ellemeyin..
Ellersen!
Daha önceki olaylardan tecrübemiz var.. Mesela Uludere’den.. Emri kim verdi diye soran neredeyse vatan haini ilan edilecekti.. Olayı kurcalayan neredeyse PKK’lı olmakla, bölücülükle, teröre hizmetle suçlanacaktı..
O raddeye geldi..
Ne olduğu belli de neden olduğu hala belli değil..
Çünkü soruşturma sürüyor..
*
Suriye hava sahasının dibinde düşen veya düşürülen uçak meselesinde de üç aşağı beş yukarı aynı şeyler yaşandı..
‘İstismar etmeyin’ denildi..
Uçağın orada ne işi vardı diyenler Esatçılıkla, diktatörün ekmeğine yağ sürmekle itham edildi..
Çocuklarımız nasıl öldü diyen pilot aileleri için ‘planlı psikolojik harekatın bir parçası olarak davrandıkları’ gerekçesiyle suç duyurusu yapıldı..
Ne olduğu hala belli değil..
Çünkü soruşturma sürüyor..
*
Bombalı araba işi de böyle olacak.. Soruşturma bi türlü bitmeyecek gibi.. Araba Türkiye’ye mi geliyordu, Türkiye’den mi çıkıyordu pek anlaşılamayacak..
Ama görüntü var..
Var da görüntü bütünlüğü yok.. Görüntü durumu izah etmiyor..
Kimin yaptığını, hedefinin, amacının ne olduğunu şimdilik bir yana bırakalım..
Bombalı saldırı bir gerçeği ortaya çıkardı.. Suriye’den giren çıkan belli değil.. Ne pasaport, ne sorgu, ne sual..
İyi bi durum değil..
Orası bizim arka bahçemiz olmamalı.. Arka bahçemiz, iç işimiz gibi bakarsak, zaten yüzyıl önceye kadar Osmanlı’nın parçasıydı dersek..
Ortadoğu’nun yükünü, sıkıntısını satın alırız..
 

(Milliyet)

Mehmet TEZKAN | Tüm Yazıları
Hits: 890