Oramiral Güner istifası ile ne mesaj verdi?

~ 01.02.2013, Sedat ERGİN ~

DENİZ Kuvvetleri’nin tepesindeki iki oramiralden biri olan Donanma Komutanı Nusret Güner, geçen salı günü Gölcük’te başında bulunduğu karargâhta maiyetindeki personele bir veda konuşması yaparak görevinden ayrıldı.
 

İstifa etmeseydi, Oramiral Güner’in önümüzdeki ağustos ayının sonunda Oramiral Murat Bilgel’den boşalacak olan Deniz Kuvvetleri Komutanı koltuğuna oturması az çok kesindi. Üstlerinin istifasını geri alması yolundaki bütün telkinlere direnerek, bir denizci subayının çıkmak isteyebileceği en yüksek makamı, bu makamın getireceği şanı ve gücü reddetmiş oldu.

* * *

Unvan ve mevkii geri çevirmek, her insanda bulunan bir haslet değil. Uygulamada aksi örnekler, yani mevki için içe sinmeyen durumları kabullenme, ilkeleri esnetme, hatta vazgeçme hayatın her alanında, insanın olduğu her ortamda sıkça karşılaşılan bir durum. Oramiral Güner, bunun tersi bir örneği gösteriyor.

Vatan’da Murat Çelik’in yazdığına göre, Güner’in istifa mektubu 28 Eylül 2012 tarihini taşıyor. Yani, mahkemenin Balyoz davasında 330 dolayında sanığı mahkûm ettiği kararını 21 Eylül’de açıklamasından tam bir hafta sonrasına rastlıyor bu istifa. Ancak Deniz Kuvvetleri Komutanı kabul etmeyince Güner’in istifası askıda kalmış. Ocak ayı sonunda TSK’nın yasal istifa/emeklilik kabul dönemi gelince, istifanın işleme konması hukuken zorunluluk haline geliyor.

Bu arada, geçen hafta Deniz Kuvvetleri ile ilgili İzmir merkezli ikinci casusluk davası iddianamesi açıklandığında metinde Oramiral Güner’in kızının görüntülerinin alınmasıyla ilgili bazı iddialara yer verildiği de ortaya çıkmıştır. Güner, salı günkü veda konuşmasında, “geçen eylül ayında istifasını verdiğinde...kendisi için de komplolar kurulması ihtimalinin bulunduğunu komutanına (Bilgel) vurguladığını” hatırlatıyor.

Güner, aynı konuşmada Deniz Kuvvetleri’nden 75 personelin sanık olarak yer aldığı son iddianamenin kendisinin “aynı tarihli (28 Eylül) istifa dilekçesindeki gerekçeleri bir kez daha teyit ettiğini” belirterek şöyle diyor:

Deniz Kuvvetleri’nin düşürülmüş olduğu bu durumun tesadüf olamayacağını, komutanlarıma amirallerime tüm yasal platformlarda anlatmaya çalışmanın huzuru içinde olduğumu sizlere belirtmeliyim. Artık yegâne sorumluluğumun tarihe karşı olduğuna inanarak çok sevdiğim üniformamdan ayrılıyorum.”

* * *

Bu açıklamanın ağırlık merkezi, Donanma Komutanı olan bir oramiralin mensubu olduğu kuvvete dönük büyük bir haksızlığın yapıldığı konusunda kuvvetli bir kanaat belirtip, bu haksızlığa karşı tavır olarak istifa etmeyi tercih etmiş olmasıdır.

Gerçekten de son dönemde açılan davalarda TSK’nın en çok hasarı alan birimi Deniz Kuvvetleri olmuştur. Örneğin 365 sanıklı Balyoz davasında mahkûm olan en kalabalık grubu yaklaşık 155 kişiyle muvazzaf-emekli denizci subaylar oluşturuyor.

Üstelik bu kuvvetten mahkûm olan muvazzaf-emekli amiral, subay ve astsubayların önemli bir bölümü bazı görevlendirme belgelerinde isimleri yazılı olduğu için sanık yapılıp, mahkûm edilmiştir. Delillerdeki çelişkilerin bir bölümü de –sanıklar tarafından oluşturulmuş olabileceği gerekçesiyle- mahkeme heyeti tarafından reddedilmiştir.

* * *

Balyoz davası, Deniz Kuvvetleri’nin üzerine gerçekten de bir balyoz gibi inmiştir. Geçen 2012 YAŞ’ında 14 amiral daha mahkeme kararı açıklanmadan salt sanık oldukları için uzatma ya da terfi almadan emekliye sevk edilmişti. Hali hazırda toplam 13 muvazzaf amiral Balyoz’dan tutuklu durumdadır.

İş salt Balyoz’la bitmiyor. Deniz Kuvvetleri merkezli Kafes/Poyrazköy/Amirallere Suikast davalarına son olarak Birinci ve İkinci Casusluk davaları eklenmiştir.

Özellikle İkinci Casusluk davası da büyük ölçüde Deniz Kuvvetleri’ni hedef alıyor. Burada da tutuklu olmasa da sanık olan 4 amiral ve çok sayıda kurmay subay var ve kaçınılmaz olarak bu davanın seyri onların da kariyerlerini etkileyecek gibi gözüküyor.

Bu davalar sonucu Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ciddi bir sarsıntıya sahne oluyor. Tutuklamalar nedeniyle bazı kritik görevler vekaleten bir alt rütbeden ya da daha az kıdemli subaylar tarafından yürütülüyor.

Yarın Deniz Kuvvetleri’ndeki bu sancılı durumu biraz daha yakından büyüteç altına yatıralım.

(Hürriyet)

Sedat ERGİN | Tüm Yazıları
Hits: 1041