O Eski Tartışma

~ 30.01.2013, Güray ÖZ ~

Bir zamanlar Türkiyede solun ana tartışma konusu, gerçekleşmesi istenen devrimin Milli Demokratik Devrim mi, Sosyalist Devrim mi olacağı idi. Sosyalist devrimi savunan Türkiye İşçi Partisi uzun yıllar bu tezi büyük bir teorik derinlikle savundu. Ne var ki Mihri Belli gibi kimi eski tüfeklerin de desteğini kazanan gençler MDD tezini ve onun daha anlamlı bir söylenişi olan Tam bağımsız, gerçekten demokratik Türkiye sloganını yaygınlaştırdılar. Bu tez aslında Komünist Partisi TKPnin de tezi ve yakın programı idi. Kadroları ve tarihi bakımından Komünist Partisinden ayrı düşünülemeyecek olan TİP bu nedenle de güç yitirdi. Sosyalist devrim tezinin bu ideolojik savaşı yitirmiş olması aslında bugün Türkiye solu ve Kürtler açısından bir kayıptır.

***

O yıllarda feodaliteye ve köktendinciliğe, geriliğe karşı demokrasi, emperyalizme karşı ise milli kavramları ile mücadeleye giren sol, aynı zamanda Kürt aydınları ve gençleri ile de iç içeydi. Bu arada TİPin Kürt sorununu ilk kez kendi programıyla da uyumlu bir şekilde Doğu mitingleriyle gündeme getirdiği, kongresinde ele aldığı ve bu nedenle kapatıldığı da unutulmamalı. Alt kimlik - üst kimlik tartışması o yıllarda önemli bir konu değildi. En fazlası kimi Kürt aydınları Türkiyeyi emperyalist bir ülke, Güneydoğuyu sömürge olarak görüyorlardı. Bu yaklaşım bugün de bazı aydınlar tarafından Kürt milliyetçiliğinin haklılığını göstermek için savunuluyor ama etkili olduğu, gerçeği yansıttığı söylenemez.

***

Peki, şimdi Türk ulusu üst kimlik, Kürtler ve diğer milliyetler alt kimlik söyleminin bir anlamı var mı? Türk söylemi etnisiteyi yansıtmıyor, herkesi kapsıyor savunması, tartışılabilir bir tez gibi görünse ve başka ülkelerden örnekler gösterilse bile, şoven milliyetçiliği beslediği için ikna edici olamıyor. Doğruyu başka yerde aramalı. 60’ 70’li yılların MDDcileri programlarında ulusların kaderlerini tayin hakkını altını çizerek yazarlar ve birlikte yaşamayı savunurlardı. Sosyalist devrimciler de aynı şekilde hem programlarında ulusların kendi kaderini tayin hakkını savunur hem de sosyalizmin halklar için birlikte savaşmak ve yaşamak için çözüm olduğunu vurgularlardı.

Şimdi aradan geçen bunca zamandan, bunca olup bitenden sonra eskiden de pek anlamlı olmayan üst kimlik - alt kimlik tartışması, şoven Türk milliyetçileri ve dinciler için çekici olabilir ama sol açısından tümüyle geçersizdir. Bu tartışmanın, kendisi koyu bir milliyetçi olan, hem de kavramın dinle derin ilişkisini yıllardır hatmetmiş ve hazmetmiş olan iktidar partisi tarafından sosyal demokrat olduğunu söyleyen partiye karşı kullanılıyor olması her haliyle pek ironiktir. Ümmeti, yani milleti bir üst kimlik olarak Allahın emri sayan ve Kürtleri din çatısı altında erimeye, kendisine oy vermeye çağıran parti açısından bir Kürt sorunu yoktur. Emperyalistlerin yarattığı koşullarda Ortadoğudaki diğer Kürtlerle birlikte büyük bir Türkiye hayali kuran bu partinin İleri demokrasisinin ise bir hapishaneler ve özel yetkiler demokrasisi olduğunu hepimiz biliyoruz.

***

Sonsuz ve kof gururlarıyla şimdi alay eder gibi Her şeyi tabusuz tartışabiliriz diyorlar ya, tartışabileceklerinden değildir. Kürtlerin ve Türkiye solunun içi boş bir münazaraya girişeceğine olan güvenleridir bunu onlara söyleten. Sosyal demokrat olduğunu söyleyen ve Kürt sorunu konusunda ciddi görüşler geliştirmiş, raporlar yazmış bir partinin de bu oyunu boşa çıkarması gerekmez mi? Tarihte geriye dönülmez ve eski zamanlarda bile ciddiye alınmamış tartışmalar artık tümüyle anlamsızdır. Bugün bölgede askeri politik gücü, nüfuzu artmış ve harekete geçmiş emperyalizme karşı Kürt ve Türk tüm yurtseverlerin dikkatlerini bu yurdu korumaya ve demokrasiye vermeye ihtiyaçları var.

Bırakınız üst kimlik Hürriyet gazetesinin logosunun kenarında bir şaka olarak kalsın.

30 Ocak 2013 - Cumhuriyet

Güray ÖZ | Tüm Yazıları
Hits: 909