Yanlış adres...

~ 30.01.2013, Güngör MENGİ ~

Metropoll Araştırma Şirketi’nin son anketi, halkın üçte birinin yeni bir siyasi partiye ihtiyaç duyduğunu gösteriyor.

Bu beklenti en yaygın anlamda CHP ve MHP tabanlarında hissediliyor.

Ama AKP’li seçmenler bile yüzde 27 büyüklüğünde bir kitle olarak aynı özlemi paylaşıyorlar. İktidarın İslâmi bir yaşamı adım adım yerleştirmesi AKP destekçisi kesimde bile ciddi tedirginlik yaratıyor demek.

Yine de büyük tabloda, iktidarı değiştirecek bir muhalefet gücünün oluşmaya aday olduğu görünmüyor.

Yani önce muhalefetin kitleyle buluşup bütünleşmesini sağlamak lâzım.

Bu da kolay değil. Çünkü AKP her şeyden önce ezici bir çoğunlukla temsil ediliyor Meclis’te. Yöneticileri iktidarın propagandasını etkin bir biçimde sürdürürken muhalefetin, özellikle de ana muhalefet olan CHP’nin kendi gündemini oluşturmasına izin vermiyorlar.

Vur CHP’nin sırtına

İktidar takımı küçük bir meseleyi CHP’yi altüst edecek olaya dönüştürmekte emsalsiz örnekler yaratıyor.

İşte Birgül Ayman Güler’in sarfettiği “Türk ulusu ile Kürt milliyeti eşit olamaz” sözleri ile sebep olduğu fırtına...

Bireysel bir hatanın birkaç gün içinde CHP’yi temelinden sarsacak bir tehdide dönüşmesi neyin nesidir?

Neden bir özürle affedilecek günah kurum olarak CHP’nin omuzuna yüklenmektedir?

CHP lideri Kılıçdaroğlu bunun sebebini ya korkutularak veya menfaat sağlanarak kontrol altına alınmış medyada arıyor.

Kılıçdaroğlu tüm milletvekillerini konuşurken seçtikleri her kelimeyi ölçerek tartarak sarf etmelerini istedi.

İktidarın her şeyi söyleme özgürlüğüne sahip bir medyası olduğunu öne sürerek şu benzetmeyi yaptı:

“Kapıkule’den kar yağışı diye haber alsa (bu medya) emin olun söz dönüp dolaşıp CHP’ye gelecektir!”

Lekesiz bir geçmiş

Her şerden bir hayır çıkar diyen atasözü umarız hükmünü bu polemikte de yürütür.

Kılıçdaroğlu, bağlı oldukları Atatürk milliyetçiliğini tanımlarken salondan yükselen tezahürat kendi başına güçlü bir mesajdı.

CHP lideri “Milliyetçilik ırk, köken, din, mezhep, kavimcilik anlayışlarının ulusal düzeyde aşılmasıdır. Türkiye hiçbir zaman ırk, kan ve kafatası esasına göre yönetilen bir devlet olmamıştır” dedi.

Mirasçısı olduğumuz imparatorluk da aynı değerlere bağlı kalarak yaşamadı mı?

Birgül Ayman Güler’in “Türk ulusu / Kürt milliyeti” karşılaştırması elbette bir hata idi, özür dilese küçülmez, yenilmezdi.

Ama şu sözü... “Karşı karşıya olduğumuz sorun, Türk ulusunu oluşturan milliyetlerden birinin ulus olmak ve devletleşmek isteğinden ibarettir.”

Bu sözler, ırkçılığı yanlış adreste aradığımızı göstermiyor mu?

Biraz daha adil ve cesur olmak iyi gelmez mi bize?

(GazeteVatan)

Güngör MENGİ | Tüm Yazıları
Hits: 884