CHP çözüm istemesin mi?

~ 07.01.2013, Necdet SARAÇ ~

Tıklım tıklım dolu bir salon ve “Türkiye’nin ötekilerini” konuşuyoruz. “Atatürkçü” hatta “Cumhuriyetçi” olmanın bile “öteki” olduğu bir Türkiye’yi konuşuyoruz... AKP politikaları “gaz yiyenlerin” dolayısıyla da “ötekilerin” sayısını hızla arttırıyor. Aleviler, Kürtler, Hıristiyanlar, Çingeneler uzun bir süredir ötekiydi. Devrimci olmak, sosyalist olmak da ötekiydi. Şimdi bu sıralamaya Cumhuriyetçi olmak, Atatürkçü olmak da eklenmiş gibi gözüküyor. Hatta bugün ümmet öne çıktığı için “Türk” olmak bile neredeyse öteki olmaya tekabül ediyor…
 
Panelistler bu resmi tartışıyor! Bu tartışmayı dinleyenler ise sistem tarafından “öteki” ilan edilmiş olanlar. Böyle bir atmosferde normal olarak ne beklenir? Ortak bir akıl yürütmek ve ötekiyi ortadan kaldıracak çözümleri tartışmak. Oysa küçük müdahaleler olmasa böyle bir ortamda bile herkes kendi “ötekisini” yaratmaya hazır gibi! İşimiz çok zor! Üstelik AKP, yarattığı siyasi atmosferle bu süreci daha da zor hale sokuyor…

“Ötekiler” kendi içinde böyleyken, devletin Abdullah Öcalan’la, dolaysıyla PKK ile  yaptığı görüşmeler ve Kürt meselesinde çözüm üzerine konuşmak kolay değil. Ancak bunu yapmak gerekiyor. Kaçarak, işin etrafından dolanarak, yok sayarak ya da sürekli olarak bu işin nasıl olamayacağını birbirimize anlatarak yol alamayız!

Evet,  sorunların kaynağı olan AKP çözüm üretemez. “Çözüm” üretse bile üreteceği “çözümler” mutlaka ABD’ye, AB’ye, hatta İsrail’e uyumlu olur…

Evet, Başbakanın kullandığı siyasi dil ve üslup, kin ve nefret üreticidir, birleştirici değil, ayrıştırıcıdır…

Evet, Başbakan CHP’nin çözüm önerilerine bile tahammülsüzdür. “Sana kredi verdik” diyen Kılıçdaroğlu’na en azından nezaketen teşekkür edeceğine saldırmaktadır…

Bunların hepsi doğru… Ancak, bu durum bile bizim çözümü tartışmamızı kesinlikle engellememelidir! Türkiye ölümlerden yoruldu. Türkler de Kürtler de aynı nutukları dinlemekten yoruldu… Yalnızca yer ve tarihin değiştiği bildik açıklamalar artık kimsenin umurunda değil… Savaş durmalı, kan ve göz yaşı bitmeli…

Demokratik çözüm isteyenler için, barış isteyenler için karşı tarafın söylediğinden daha çok öncelikle kendisinin ne söylediği daha önemlidir!

CHP, Parti Meclisi’nde Kürt meselesinin çözümü için önemli bir karar almıştır. Kılıçdaroğlu’nun bu konuda yaptığı açıklama son derece önemli ve değerlidir.
Ne diyor Kılıçdaroğlu?  “Bu sorunu çözmek için açık ve dürüst bir politika gütmek gerekiyor. Türkiye’nin en hassas, en can yakıcı konusu günlük kaygılara, seçim kazanma hesaplarına alet edilmemelidir. Bu, çok tehlikeli bir süreç olur. Geçmişte yaşananların faturası daha sonra daha ağır çıktı. Türkiye yeni hayal kırıklıklarını hak etmiyor. Bu toplum barış istiyor, bu toplum huzur istiyor. Bu toplumda anneler çocuklarını rahatlıkla askere göndermek istiyor. Onun için biz barışa umutla bakıyoruz, huzura da umutla bakıyoruz. AKP’nin geçmişteki kötü siciline rağmen umudumuzu koruyoruz…”

Evet, çözüm için bu “umudu” korumak gerekiyor. Kürt meselesinde şiddetin bitmesi gerekiyor. Şiddetin artmasının sokaktaki insana hiçbir faydası yok. CHP’nin içinde ve dışında çözümden yana olması gerekenlerin “Kılıçdaroğlu intiharı seçti. Kendisi başkalarına kredi açıyor ama görünen o ki kendisine açılan kredi de bitmek üzere” demeleri bu konunun çözümündeki samimiyetsizliklerini gösteriyor.

CHP, önceki günkü açıklamasıyla bir sosyal demokrat partinin yapması gerekeni yapmıştır. Kendisini sosyal demokrat olarak nitelendiren bir parti ne yapacaktı? Olmaz, savaşa devam mı diyecekti?

CHP’yi bu konuda cesaretlendirmek gerekirken, MHP ile aynı çizgiye düşerek Kılıçdaroğlu’na saldırmak “ulusalcılık” falan değildir… Çözüm isteyenler, ötekileştiricilerle aynı safta yer alamazlar. “Bu işi şiddet kullanarak çözeriz” diyen ırkçı ve faşizan eğilimlerle asla aynı refleksi vermeye hakları olamaz!

Ben “sosyal demokrat bir partiyim” diyen parti çözümden yana olur. Solcular çözümden yana olur.  Sosyal demokrat bir parti “savaşa devam” diyemez. Bu, bütün dünyada böyle olmuştur.  İrlanda’da İRA ile İspanya’da ETA ile Kolombiya’da FARC ile masaya oturmayı ve barışçıl çözümü isteyenler hep solcular olmuştur.

Cemaatin ve ümmetin öne çıktığı bir ülkede “öteki” hale getirilen Türkler başta olmak üzere “bütün ötekiler” çözümden yana olmalıdır. Cumhuriyet güçleri, solcular, sosyalistler… “Yeni bir Türkiye” ancak böyle kurulur! 

(Yurt Gazetesi)

Necdet SARAÇ | Tüm Yazıları
Hits: 974