Mertlik ne yana düşer asker, gurur ne yana

~ 06.01.2013, Cüneyt ÜLSEVER ~
28 Şubatçılar sapır sapır dökülüyorlar!
   Çevik Bir, İsmail Hakkı Karadayı’yı sattı. Karadayı da cevaben Bir’i sattı.
   Birisi “Karadayı’nın emri olmadan BÇG kurulamazdı”, dedi. Kendisini arka plana  çekmeye çalıştı. Diğeri, döneminde Fırat’taki sağır ve kör çobanın bile haberdar olduğu BÇG’den hiç haberi olmadığını söyleyiverdi.
   Karadayı kendisini savunmak amacı ile mert ve haysiyetli Genelkurmay Başkanı’nın itirazına rağmen 27 MMayıs'ta darbe yapıldığını söylerken, ister istemez, kendisinin 28 Şubat döneminde ne kadar aciz bir genelkurmay başkanı olduğunu itiraf etmiş  oldu. Unuttu ki, 27 Mayıs ihtilalinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Rüştü Erdelhun astlarına direnmiş, direnmekte inat edince de tutuklanmış ve hapis yatmıştı. İsteseydi, ihtilalin “devlet başkanı” olacak iken prensibi uğruna hapis yatmayı tercih etmiş bir kişi ile kendisini kıyaslaması eski bir komutana hiç yakışmadı. Karadayı kendi döneminde koskocaBÇG'ninın varlığından bile haberdar olmamış! Zira, belgelerde imzası yok! Demek ki, astları Karadayı’yı kevgire çevirmiş!
   BÇG vardı ve zamanında bir sürü vicdan dışı olguya yön vermişti. Söyledim,  Fırat’taki kör ve sağır çoban bile BÇG’nin varlığının farkında idi! Karadayı hiç olmazsa ona sorsaydı.
                                                                     ***
   Bu köşeyi zerre kadar takip edenler bilir. Silivri Davaları’na en başından beri karşı çıkıyorum. Sahte belgeleri/evrakları/CD’leri, yalancı gizli tanıkları elimden geldiğince teşhir ediyorum. Bu günlerde bolca ziyaret edenlerin korkudan Silivri İlçesi’ne bile uğramadıkları dönemde Silivri Davaları’nı iki kez yerinde izledim.
   Tüm sanıkların ve açıkça yazarak; zamanında çanıma ot tıkamaya kalkan komutanların tutuklu yargılanmalarına karşı çıktım. Karadayı’nın ifade verdiği gün de bir tv kanalında “inşallah yaşlı başlı adamı tutuklamazlar, nereye kaçacak, hangi delili karartacak!” diye görüş bildirdim.
   Kişilerin suçsuz oldukları konusunda söyleyecekleri her türlü söze varım. Ancak, zamanında omuz omuza verip, burunlarından kıl aldırmayan komutanların şimdi 5 yaşındaki çocuklar gibi “ama o yaptı!”,diyerek birbirlerini satmaları, Karadayı’nın “zaten Erbakan beni çok severdi, bana hep teşekkür ederdi”, “görmedim, duymadım, işitmedim”mealli sözleri kanıma dokunuyor.
                                                                     ***
   Güneydoğu’da canı pahasına bizler için savaşan, her an benzer bir görev bekleyen, haksız ve haysiyetsiz usullerle yargılanan/hüküm giyen ve TSK’nın %99.9’unu oluşturan şerefli emekli-muvazzaf komutanlardan ve emirlerindeki Mehmetçikten bin defa özür dilerim ama bir avuç komutanın TSK’yı içine düşürdükleri durum içler acısı!
   Dönemin ülkeye ayar veren kabadayıları şimdi süt dökmüş kediye döndüler!
                                                                     ***
   Şu anda görev yapan en tepedeki bazı komutanlar hakkında da fikrim farklı değil. Başbakan’ın karşısında yerden temenna alanların, güçlü döneminde karşısında tir tir titredikleri Hasan Iğsız komutanın tutuklandıktan sonra vefat eden annesinin cenazesine bile katılamayacak, olmadı bir çelenk bile yollayamayacak kadar ödlek çıkanların, tutuklu meslektaşlarını bir kalemde defterden silenlerin insanların yüzüne nasıl baktıklarını merak ediyorum.
                                                                     ***
   Mertlik, dirayet, haysiyet herkese lazım! Ancak, dünyanın her ülkesinde askerler en mert insanlar addedilirler. Zira, onların mesleği (Allah esirgesin) gereğinde ölmeyi gerektirir! Bir insan askerliği kendi iradesi ile seçtiğinde yedi düvele “ölümü göze aldığını”nı beyan etmiş olur.
   Ölümü göze alan adamın da içinden korkuyu sıyırıp attığı, mertliği en büyük şiar yaptığı kabul edilir. Her ülkede askerlik mesleği ile mertlik ve gurur kavramları yan yana dip dibe durur!
   Zamanında her önüne çıkana azar çeken, kendisini memleketin sahibi, sivilleri de kiracı addeden zihniyetin şimdi içine düştüğü acıklı durumun kırk tane adı var ama hiçbiri mertlik değil.
                                                                     ***
   Düzen aynı düzen! Sadece mağdur ile mağrur yer değiştirdi. Mağrur olan yine acımasız, vicdansız, hukuk tanımaz, gözü intikamdan başka bir şey görmüyor, mağdur olan da yine ağlamaklı, korkak, namert, aciz!
   (İlker Başbuğ’un duruşuna ise hayranım. İşte asker/komutan o!)
   Sadece eski mağdur yeni mağrur! Eski mağrur yeni mağdur!

   “Biz bu adamları ülkeye zararlı gördük. Onun için kendilerine ayar verdik. Zaten zamanında karşımızda el pençe divan durararak onlar da bize hak vermişlerdi!”, diyecek bir adet 28 Şubat komutanı arıyorum! 

(Yurt Gazetesi)

Cüneyt ÜLSEVER | Tüm Yazıları
Hits: 1183