Yargıç kefil olsun

~ 11.12.2012, Güngör MENGİ ~

Türkiye’nin muhtaç olduğu rejim hukukun üstünlüğüne dayanan demokrasidir.

Yani güçler ayrılığı ilkesinden beslenen bağımsız bir yargımız olsa, başkanlık olmuş parlamenter sistem olmuş fark etmezdi.

Şimdi fark ediyor. Çünkü bizde yargının iktidar vesayetinde olması kötü bir kader gibi hiç değişmiyor.

O nedenle seçeceğimiz yönetim biçimi her durumda “melez” olacaktır.

Melez başkanlık veya melez parlamenter sistemlerden hangisi demokrasi ihlâlleri bakımından daha az özürlü olur; ona bakmak zorundayız!

Acınası gerçeğimiz şudur:

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde en çok ihlâl yapan ve en yüksek tazminat ödemeye mahkûm olan ülke Türkiye..

Balyoz davasında 16 yıl hapse çarptırılan bir kurmaydan mektup aldım.

Balyoz’a konu olan seminerin yapıldığı 2003 yılında Hava Pilot Kurmay Yüzbaşı olan Kurşuncu’yu “Fenerbahçe Stadyumu’nun havadan kontrolü” gibi işlenemez bir suç ile yargılamışlar.

Uçan gardiyan

“Düşük rütbeli subayların sayısı 150 kadar; en az 40 harp akademisi öğrencisi ceza aldı” diye yazıyor.

O tarihte akademinin öğrenci subayı olan Kurşuncu’nun, birçok arkadaşı gibi seminerden haberi bile olmadı.

Ama onu “Balyoz’un uçan gardiyanı” yaptılar. Kanıtlanmış sahtecilikler, çoğu ortaya çıkarılmamış gizli tanıklar yardımıyla...

Annesi de bir mesaj iliştirmiş.

“İnsanlar akşam sıcak evlerinde otururken oğlum Bosna, Kosova ve daha nice semalarda görev yapıyordu; en azından adil yargılanmayı hak ettiğini düşünüyorum” diyor.

Balyoz’un büyük ölçüde iftira ürünü imzasız ve düzmece dijital verilere dayandığı konusunda gittikçe yaygınlaşan bir katılım mevcuttur.

Ama yanlış yola girenler sanki pişmanlık gösterirlerse suç itirafında bulunmuş duruma düşeceklerinden korkuyorlar.

Özel yetkili mahkemelerin varlığına “Böyle mahkeme olmaz” denilerek son verilmiştir.

Yüzde beş yeter

Tutukluluğun ceza olarak çektirildiği yere tutukevi denmez, zindan denir.

İktidarın, “kapattım” dediği mahkemeleri, ellerine teslim ettiği sanıkları mahkûm edene kadar açık tutmasında iyi niyet bulunabilir mi?

Kararın adalete hizmet etme kaygısı ile alâkası olmadığı, daha açık anlatılabilir mi?

Kurmay Yarbay Kurşuncu, kazananı olmayan bu trajediye aylarca dört duvar arasında düşüne düşüne çözüm aramış..

Bulduğu çözümü şöyle formüle ediyor:

“AİHM’in verdiği ihlâl kararlarından doğan tazminatın sadece yüzde beşini sorumlu yargıçlar ödesin. Yargımız kısa zamanda AB standartlarına gelecektir!”

Yargıcın kefil olmadığı hükümden adalet doğmaz...

“Adalet devletin temelidir” özdeyişine siyasetçiler saygı göstermiyorlar; bari yargıçlar göstersinler!

(GazeteVatan)

Güngör MENGİ | Tüm Yazıları
Hits: 928