'Mesele, Tayyip Erdoğan'ın Tavrı' mıdır?

~ 05.12.2012, Ergin YILDIZOĞLU ~

LiberalizminA Takımıbir süredir kılıçları çekmişler Başbakana yükleniyorlar. Sertleştikçe sertleşiyorlar. Eğer nihayet uyandılar, neyse hatanın neresinden dönülürse kârdır demeye hazırlanıyorsanız boşuna heveslenmeyin.

Bu tipler düş kırıklığına uğramışlar, kızgınlar, ateş püskürüyorlar. Ancak liberalizmin yaşamı yüzey biçimlerine, toplumu bireylere indirgeyen, düşünceye değil kanaatlere yaslanan alışkanlıklarından olsa gerek (hadi iyimser davranalım), olup biteni anlamakta fena halde zorlanıyorlar. Bu tiplerin dün öyleydi, bugün böyle türünden yazdıklarını okuyunca insanın aklına ister istemez T.S. Eliotun deneyimi yaşadık ama anlamını kaçırdık hayıflanması geliyor.

Birine göre bütün mesele Erdoğanın tavrı. Başbakan heykelden TV dizilerine kadar her konuda fikir açıklıyormuş. O zaman da bu ülkede ne demokrasi kalırmış, ne özgürlükler ne de hukukun üstünlüğü. Bir başkası, Başbakanın bu tavırlarına bakarak Muhteşem Tehlikebaşlığını atıyor yazısına. Çünkü ülkeye tek tipleşmeyi dayatan, tepeden, keyfi, baskıcı ve tekçi zihniyetin tohumları Başbakan tarafından yeşertiliyormuş”.

İşleri güçleri Başbakana yüklenmek. Adeta tüm siyasi sorunların nedeni Başbakan. Buradaki garipliği, hatta ikiyüzlülüğü hemen göremediyseniz yardımcı olmaya çalışayım.

Başbakan da herkes gibi her konuda fikrini ifade edebilir. Bizim Başbakanın bir özelliği de budur. A Takımının fantezilerinden farklı olarak Başbakan başından beri hep bunu yapmış, değişmediğinivurgulamış, İslamın ılımlısı olmazdemiş. Her fırsatta seçim platformlarında nasıl bir toplum kurmak istediğini etraflıca ve ayrıntılarıyla anlatmıştır. Birincisi, kimse Başbakan bizi yanılttı diyemez. İkincisi, Başbakanın bu düşüncelerini bu açıklıkla açıklaması belki siyasi açıdan, ileri demokrasi fantezisibağlamında çok yararlı olmayabilir, ama bu onun hakkıdır. Niyetini, düşündüklerini açıkça söyleyerek iyi de yapmıştır. Bu madalyonun bir yüzü.

Bu madalyonun öbür tarafında şu var: Esas sorun Başbakanın toplumdaki liberal laik duyarlılıklara ters düşünceleri dile getirmesi değildir. Sorun geride bıraktığımız on yılda, o bunları dile getirdiğinde bunlardan vazife çıkaran bir devlet aygıtının, kadrolarının, kültürünün, hukuk düzeninin ve medya sisteminin, buA Takımıtiplerinin doğrudan desteği ve katkısıyla şekillenmiş olmasıdır. Biz bu şekillenmeyi izlemiş, güvenilen dağlara kar yağmaya başladığına daha AKPnin ikinci dönemi başlarken dikkat çekmiştik (Cumhuriyet, 03.10.2007).

Sarkozy, Bush, Berlusconi gibi başbakanlar, devlet başkanları gelip geçtiler. Ama onlar yönetimdeyken ağızlarından çıkan her saçma sapan laftan, devletin ve hukukun görev çıkardığını görmedik. Devlet makinesi ve hukuk bu siyasilerle birlikte, ama kendi kurallarına, özelliklerine göre, zaman zaman bu siyasileri de sınırlayarak işlemeye devam etti.

Bugün Türkiyede devlette, toplumda yaşanan yapısal değişimleri, kadrolaşmayı, kültür değişimini görmezden gelerek Her şey iyi gidiyordu, ama bu Başbakan işi berbat ediyor sonucuna ulaşmak, birincisi siyaset bilimi açısından saçmadır. Adeta bugün Mısıra bakınca, olup bitenleri Müslüman Kardeşler örgütünün 1929dan bu yana uzun yürüyüşünü; derin, yaygın örgütsel yapısını, toplum projesini unutarak her şeyi Devlet Başkanı Mursinin yapmakta olduğunu sanmaya benzer.

İkincisi salt Başbakana bakarak muhteşem tehlikeden söz etmek, her olayın faturasını ona çıkartmak, hem bu ülkede rejimde yaşanan baskıcı değişimi gizlemeye hizmet eder hem de Başbakanın kendini gerçekten her şeye kadir sanmaya başlamasına, toplumda ciddi sancılar yaratacak adımlar atmaya kalkmasına yol açabilir. Ben faturayı yalnızca Başbakana çıkaranların, olayıona indirgeyenlerin, Başbakana haksızlık ettiğini düşünüyorum.

(Cumhuriyet)

Ergin YILDIZOĞLU | Tüm Yazıları
Hits: 914