MUHAFAZAKAR İKLİM KALICIDIR

~ 15.11.2012, Mehmet TEZKAN ~

Ertuğrul Özkök; ‘Bu ülkede muhafazakarlığın geleceği yok’ diyerek eski bir tartışmayı alevlendirdi..
Eski diyorum iki üç yıl önce hararetle konuşulan konuların başında ‘muhafazakarlaşan Türkiye’ geliyordu..
Veya iklim değişikliği diyelim.. Artık konuşulmuyor!..
Muhafazakar iklim tüm Anadolu’yu boydan boya kapladı.. Ege ve Akdeniz kıyılarına dayandı.. İstanbul Boğazı’nın kapısını çaldı..
Özkök’ün iddiası şu.. Türkiye muhafazakarlaşmıyor, muhafazakarlaşmış gibi yapıyor..
Bunu söylerken dayanağı ne?
Şu; camiye gidenlerin, oruç tutanların, örtünen kadın sayısının arttığına dair bir istatistik yok sadece beyan var, anketlere verilen cevaplar var diyor..
Başlığı atmış:
‘Hepimiz bilelim ki bunun adı beyanat muhafazakarlığıdır..’
*
Hemen itirazımı söyleyeyim..
Camiye gitmekle, oruç tutmakla bizdeki muhafazakarlık iklimi eşdeğer değil..
Yaşam tarzıyla ilgili.. Siyasi!..
Anadolu 30 yıl önce de 40 yıl önce de dindar, mütedeyyin insanların ağırlıkta olduğu toplumdu.. Ama herkes nasıl yaşamak istiyorsa öyle yaşardı.. Kimseye nasıl yaşaması gerektiği dikte ettirilmezdi..
Mahalleye, kasabaya, kente kurallar getirilmemişti.. Yaşam tarzı genelgesi yayınlanmamıştı..
Biraz farklı olana, başka mahalleye denilmiyordu.. Evin duvarları karışma alanının sınırıydı..
Sonra..
Evin duvarları sınırı aşıldı, sokağa çıkıldı, mahalleye geçildi.. Her yere karışılmaya başlandı.. Yaşam tarzı birlikteliği üzerine gettolar oluşturuldu.. Mahalleler birleştirildi, kasaba gettosu kuruldu.. Kent gettosuna kadar gelindi.. Belediyeler önayak oldu, valilikler önayak oldu..
Bununla da yetinilmedi..
Yaşam tarzı ihracına başlandı..
*
Tabii ki bu süreçte ilk başlarda muhafazakarmış gibi yapanlar oldu.. Mahallede kalabilmek için, işinde tutunabilmek için..
Ama ‘miş’ gibi yapıp yaşamı idare etmenin süresi uzayınca, mesele ‘miş gibi yapmak’tan çıktı.. İçselleştirildi..
Bunun dinle, dindarlıkla ilgisi yok.. Herkesin dindarlığı kendinedir..
Bu sebeple muhafazakarlıkla dindarlığı ayrı tutuyorum.. Bizdeki muhafazakarlık mahalleye ayar çekmek demek!..
*
Gelelim geleceği olup olmadığına..
Geleceği derken 50 yıl, 100 yıl ötesi kastediliyorsa onu bilemem.. Gelecekten kasıt; 10 yıl, 15 yıl, 20 yıl sonrasıysa ‘muhafazakar iklim kalıcıdır’ derim..
Çünkü; Müslüman toplumlarda o iklimi yerleştirmek kolaydır.. Yerleştikten sonra değiştirmek zordur..

Muhafazakar yaşamın mimarı da kadınlardır

Mevzu madem muhafazakar toplumdan açıldı, bozmayalım devam edelim..
Ertuğrul Özkök’ün geçen gün sorduğu bir soru daha vardı..
“İş dünyasında neden etkili hiçbir başörtülü kadın bulunmuyor..”
Bu konuda çok yazdım, çok sordum.. TV programlarında muhafazakarlara da sordum.. Hatta daha da ileri gittim, türbanlı kadın nerede özgürdür dedim; kendi mahallesinde mi, öteki mahallede mi?
Üzerinden iki yıl geçti yanıt alamadım..
Yeri geldi bir kez daha sorayım.. Yüzlerce mütedeyyin aile şirketi var, ama genel müdürü türbanlı olan, başörtülü olan şirket yok.. Halkla ilişkiler müdürü, finans müdürü görmedim..
İş yemeklerinde türbanlı kadına rastlamadım..
Anadolu’ya gidin başörtüsüz, türbansız kadına çok az rastlarsınız.. Ama aynı kentin iş hayatına bakın, sosyal hayatına bakın türbanlı kadın göremezsiniz..
Niye mi?
Erkekler izin vermez de ondan..
O zaman sormak lazım..
Hani, türban özgürlüktü.. Modern mahremdi, kadının evden çıkmasını sağlayacaktı..
Çıkmasını sağladı sağlamasına..
Mahalle pazarına kadar!..
*
Peki niye itiraz yok, niye isyan yok..
Şundan; dinin buyruğu bu diyorlar; kadının yeri evidir!..
Anadolu’daki kadın, kara kültürüyle büyüyen kadın bunu kabulleniyor..
Hatta destek veriyor..
Yandaki yazıda muhafazakar iklim kalıcıdır derken en önemli dayanağım buydu..
Daha da açayım..
Muhafazakar iklimin Anadolu’yu kaplamasını sağlayan siyasal iktidar gücünü nereden alıyor?
Kadınlardan..
 

(Milliyet)

Mehmet TEZKAN | Tüm Yazıları
Hits: 938