İdam mümkün mü?

~ 13.11.2012, Taha AKYOL ~

BAŞTAN belirteyim, hayır, Türkiye’nin idam cezasını yeniden getirmesi mümkün değildir. İdam cezasını yerin dibine gömüp üzerini de betonla kapatmış olan, Sayın Başbakan Erdoğan’ın kendisidir!
 

AK Parti’nin ilk iktidar döneminde imzaladığı uluslararası sözleşme ile idamı geri döndürülemez şekilde kaldırmıştır: Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne bağlı 3 Mart 2002 tarihli “Ek 13 No’lu Protokol”le idam cezası savaş ve terör suçları için bile kaldırılmış, AK Parti hükümeti de bunu 2003 yılında onaylamıştır!

Bu artık “uluslararası hukuk normu” haline gelmiştir ve Anayasa’nın yine AK Parti döneminde değiştirilen 90. maddesine göre, insan haklarına ilişkin uluslararası sözleşmeler hukuki üstünlüğe sahiptir.

Türkiye idamı getirirse, idamla yargılanan herhangi bir kimse, daha karar verilmeden bizim Anayasa Mahkememize ve oradan AİHM’ye giderek tedbir kararı alır!

AK Parti’nin yaptıkları

İktidar, iç hukukumuzu bu sözleşmeye uyarlamak için bir dizi reform da yaptı: Evvela 7 Mayıs 2004’te idam cezası anayasadan çıkarıldı, CHP’nin desteğiyle.
Ardından, 14 Temmuz 2004’te Başbakan Tayyip Erdoğan imzalı hükümet tasarısı ile, tam 47 tane kanunda yer alan “idam” ve “ölüm cezası” terimleri çıkarıldı, onun yerine “ağırlaştırılmış müebbet” konuldu. Bu kanun Meclis’te görüşülürken, AK Parti Milletvekili Nimet Çubukçu (Baş) aynı gün Meclis’te idam cezasının kaldırılmasını savunan muhteşem bir konuşma yaptı. İyi bir hukukçu olan Nimet Baş, bugün Başbakan’ın söylediği gibi “idam cezasına taraftar olanlar, karşı olanlardan fazladır” diyordu, fakat buna rağmen idamın kaldırılmasını savunuyordu:

“Yaşama hakkı bu anlamıyla kutsaldır, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Birleşmiş Milletler sözleşmesinin en önemli maddesi yaşama hakkına ilişkindir. Bir ülkede haksız bir ölüm cezasının verilmesi -bu hangi ülke olursa olsun- tüm dünyada insanlığın vicdanını yaralamaktadır. Recm cezası verilen hamile kadın tablosu, hâlâ tüm toplumların belleğindedir.

Ölüm cezasından beklenen yarar, caydırıcılığıdır; ama, caydırıcı etki yapmadığı da, bilimsel bir gerçektir. Peki, suçlarda azalma olmuş mudur; idam cezasının uygulandığı ülkelerle örneklediğiniz zaman, halen idam cezası uygulanan iki büyük ülkede, suç sayısı ve idam cezasını gerektiren suçlarda çok ciddi bir artış vardır...”

Caydırıcı mı, provokatif mi?

Evet, bu caydırıcılık meselesi önemlidir. Belli ki Sayın Başbakan da tırmanan teröre karşı bir yaptırım olarak idam cezasına atıflarda bulunuyor. Halk içinde de bu eğilimin güçlü olduğu söylenebilir. Fakat hele de zaten ölümü göze almış olan teröristi idam etmek caydırıcı değil, aksine provokatif olur! 12 Eylül’ün idamlarının uzunca vadede doğurduğu sonuçları hatırlatmaya gerek var mı?

AKP’li hukukçu Nimet Baş’ın da isabetle belirttiği gibi, “Caydırıcı etki yapmadığı da, bilimsel bir gerçektir. Peki, suçlarda azalma olmuş mudur; idam cezasının uygulandığı iki büyük ülkede, suç sayısı ve idam cezasını gerektiren suçlarda çok ciddi bir artış vardır.”

Bu açıdan, terör artsın diye mi idam getireceğiz?!

Netice: İdamı getirirseniz asla geriye yürütemezsiniz. Geleceğe uygulayacağız deseniz bile derhal Anayasa Mahkemesi ve AİHM’den döner. Israr ederseniz Türkiye Avrupa Konseyi’nden dışlanır, PKK ömründe görmediği bir siyasi avantaj kazanır.

Artık bu idam sözünü bırakmak lazım.

(Hürriyet)

Taha AKYOL | Tüm Yazıları
Hits: 992