Tarihe Kalan Görüntüler

~ 30.10.2012, Nilgün CERRAHOĞLU ~

Biz herkesi kucakladık. Kimseyi dışlamadık, kimseyi ayırmadık. Milletin fertleri arasında hiçbir ayrım yapmadık. Demokrasinin standartlarını yükseltme çabasında olduk. Bundan geriye dönüş olmayacak. 74 milyonun her birinin yaşam tarzı, inancı, değerleri bizim için önemlidir. 74 milyonun hükümeti olacağız Bize oy vermeyenlerin de yaşam tarzını şerefimiz, onurumuz olarak göreceğiz. Hangi partiye oy vermiş olursa olsun her bir kardeşimizin huzur, güven, barış ve adalet içinde yaşamını idame ettireceğinden kimsenin şüphesi olmasın. Milletimizden aldığımız yetkiyle demokrasi daha ileri standartlara kavuşacak, özgürlükler çok daha ilerleyecek, herkes kendini daha rahat ifade edecektir. Bütün kardeşlerimin, 74 milyonun böyle bir gönül huzuru içinde olmasını yürekten temenni ediyorum. Sorumluluğumuz artmıştır. Kibirden sakınıyorduk, bugünden itibaren daha büyük bir hassasiyetle sakınacağız. Daha mütevazı olmanın gayreti içinde olacağız. Gururu, böbürlenmeyi hiçbir zaman kafamızdan içeri almadık, bundan sonra da daha hassas olacağız. Tevazu bizim şiarımızdır, tevazuda toprak gibi olmaya daha fazla özen göstereceğiz. Bu millete efendi değil hizmetkâr olmaya devam edeceğiz Kazanan demokrasimizdir, kardeşliktir. Kimse hüzünlenmesin; hiç kimsenin sevinci, coşkusu diğerlerini üzmesin. Biz hep birlikte Türkiyeyiz. Biz beraberiz, kardeşiz, bunu unutmayın. Her zaman ifade ettiğim gibi bugün hesaplaşma değil helalleşme günüdür. İstemeden kalbini kırdığımız, üzdüğümüz kardeşlerimiz varsa hepsinden helallik diliyorum. İncittiğimiz siyasiler varsa onlardan da helallik diliyorum.

Bu sözleri hatırladınız değil mi?

Recep Tayyip Erdoğanın 12 Haziran seçimleri sonrasında yaptığı balkon konuşmasında sarf ettiği sözlerdi bunlar.

Dün Ulusta Türk bayrağı açan yurttaşlar, polis tekmeleri ile saldırıya uğrarken hep bu sözleri hatırladım.

Kılıçdaroğlu ve CHPli milletvekilleri biber gazı ile imtihan edilirken, bayram kutlaması yapan genç, yaşlı, çoluk çocuk, bayraklarıyla Ulusta tazyikli su altında sırılsıklam bırakılırken, Başbakanın ünlü zafer gecesi konuşması geldi aklıma.

Ekranda izlediğim polis tekmelerini, balkon vaatleriyle üst üste çakıştırdım. Ve zihnimin içinde, Başbakanın Türk milletine verdiği o ısrarlı teminatları Ulus dayağının altına döşedim: Hangi partiye oy vermiş olursa olsun her bir kardeşimizin huzur, güven, barış ve adalet içinde yaşamını idame ettireceğinden kimsenin şüphesi olmasın…”

Tekme!

Demokrasi daha ileri standartlara kavuşacak, özgürlükler ilerleyecek, herkes kendini daha rahat ifade edecek.

Biber gazı!

Millete efendi değil hizmetkâr olmaya devam edeceğiz…”

Cop!

Hep birlikte Türkiyeyiz. Beraberiz, kardeşiz, bunu unutmayın.

Barikat!

Gün hesaplaşma değil helalleşme günü.

Tazyikli su!

‘Utanan polisler vardı!’

Kan dondurucu baskı ve şiddet görüntülerini izleyen herkes, Ulus rezaletinin tarihe kalacağını bilmeli

Siyasi iktidarın emri altındaki polis, cumhuriyet kutlamaları için sokağa çıkan kardeşini bayrak açan kardeşinitekmeledi!

Bu o kadar vurucu ve yaralayıcı bir sahneydi ki, güvenlik güçleri içinde bile belli oranda rahatsızlık yaratmıştı

Nitekim, CNN Türkte Saynur TezelinGünlükprogramına konuşan CHP Milletvekili Gülsün Bilgehan, Güvenlik görevlileri arasında kendilerini böyle bir durumda buldukları için utandıklarını söyleyenler oldudedi.

Bu meyanda, Hürriyetin okur yorumlarına bir polis yakını da -misal!- şu notu yazmak gereksinimi hissetmişti:

Bir polis çocuğu olarak şu anda bu arkadaşların yaptıklarından utanıyorum! Sen kime, niye, neden bunları yapıyorsun? Yazıktır. Günahtır. Karşında düşmanın yok ya da başka bir düşman devletin bayrağı yok. Bir gün gelir bunu yaptığın insanın desteğine muhtaç olursun. CUMHURİYET BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN!Bu kâbusun olumlu tek yanı; Cumhuriyetin sahipsiz olmadığını kanıtlaması oldu. On binler, çelenkleri, çiçekleri dahi içine alan devasa boyutlu bir baskı, sindirme ve gözdağı sistemini alt ederek barikatları aşarak devirdi. Ve tek yürek olup Anıtkabire aktı.

Uzun zamandır içimde ilk defa bir umut ışığı yandı. Ama onlar, tam da bundan korkuyorlar: Umutlarımızdan korkuyorlar.

Ne demişti Nâzım?

Türkülerimizi söyletmiyorlar bize, Korkuyorlar Robson, Şafaktan korkuyorlar, Görmekten, Duymaktan, Dokunmaktan korkuyorlarÜmitten korkuyorlar Robson, ümitten korkuyorlar ümitten, Korkuyorlar kartal kanatlı kanaryamTürkülerimizden korkuyorlar.

(Cumhuriyet)

Nilgün CERRAHOĞLU | Tüm Yazıları
Hits: 1092