Kavramlara 'yeni anlamlar' yüklenirken

~ 12.10.2012, Nihat BEHRAM ~

Hıyarı tuzluğa doğru sallama çağında yaşadığımız için, artık bu çağın gereği olarak, kavramların yüklendiği yeni anlamlara da alışmalıyız.

 

Hangi konu olursa olsun, fark etmez, önemli kıstas: söze “Allah’ın izniyle” başlayıp “İnşallah” ile tamamlamanızdır. İster futbol maçına çıkıyor olun, ister oto yıkıyor; ister aç yatıyor olun, ister kaymağa bal katıyor! Karşılaşma nidanız ise: “Selamün  Aleyküm, Aleyküm Selam!”

 

Hayat değişirken sanmayın ki kavramlar aynı kalıyor. Sözgelimi: “Bomba gibi  yazı yazdım!” derseniz, özel yetkili savcılık katında suçunuzu itiraf etmiş olursunuz! Hakeza, bir yazı için “Barut fıçısı gibi!” demeniz, yazarını ihbardır. “Mülayim biriydi ama dayanamadı patladı!” derseniz iftira atmış olursunuz! “İleri demokrasi”de ölçüler böyle! İşinize gelirse!

 

“Entelektüel” kavramı artık bir başına çıplak kalır. Onu “İslam”la mutlaka giydirmek gerekir. “İslam Entelektüeli” diyeceksiniz. Sıfatsız “entelektüel” maazallah ‘Darwinci’ anlamlar taşıyabilir ki, Allah o kulunu Adnan Hoca’nın şerrinden korusun! “Sanat” tan söz ediyorsanız, onun başını da “muhafazakâr” lıkla bağlamak gerekir! Muhafazaya alınmamış sanatın kapsamına erotizm gibi melanetler girebilir ki, İskender’in Pala’sı anında ensenizde demektir!

 

“Muhaliflik” mi? Başıboş muhaliflik dönemi geçti! Herkes haddini bilecek! AKP karşıtlığı ancak  Fethullah yandaşlığı temelinde mümkündür. İstersen Tayyip’le hırlaş ama AKP yandaşı olarak. Erdoğan’a karşıysan Gül’ü seç! Seçim özgürlüğünü kısıtlayan mı var?

 

Sözgelimi “yardımlaşma” kavramı. Bu kavramın çağdaş kapsamı “dövize endeksli borç” vermektir. Bunun ötesindeki fedakârlık, “enayilik”le anlamdaştır. Artık böyle.

 

Diyelim ki “Dil” kavramı. “Mümin dili, münafık dili” diye iki bölümde toplarsan, çözülmedik yurt, kültür, ulusal, toplum sorunu mu kalır? İstediğin ‘dil’ olsun, yeter ki ‘din’de anlaş!

 

Yalanı, vahşeti, zalimliği, çürümeyi, kurumayı, kararmayı “Bahar” kavramıyla paketledin mi, roket bile goncalanır. Çağın gereği bu: ‘Darbe’leyen değil, darbe yiyen darbecidir!

 

Aklını kullan, barbarlığı “uygarlık” olarak alkışla; yalakalığı “çağdaşlık”; sinsiliği “demokrasi”; köleliği “özgürlük”; kapı kulluğunu “uyum”; softalığı “duyum”; aç gözlülüğü “doyum”....

 

“Günah” halkı soyan, boğazlayan elde değil, kadının saç telinde gizlidir! Yeter ki kulluk ve örtünmeyi savun! Sonrasında ister savaş tezkeresi çıkar, ister katliam besmelesi çek, ne halt edersen et, karışan mı var? Açılmanın “kapanış”tan, özgürlüğün “örtünüş”ten, arınmanın “bulanış”tan geçtiği bir çağda “çağdaşlığa uyum ölçüsü” budur! Uyacaksın!

 

En önemlisi, “Allah’ın izniyle” toplumu yönetenlerin izinden ve sözünden asla çıkmayacaksın! Bu, aklına yatmasa da, aklın buna yatacak! “Akıl tulması çağı”nda akıl dediğin, ‘kıl’lıktan başka ne ki?

___________________________________________

Çin Atasözü:

“Yürüyen bir aptal, oturan akıllıdan daha çok yol alır!”

(Yurt Gazetesi)

Nihat BEHRAM | Tüm Yazıları
Hits: 1559