Carrillo ve Balyoz...

~ 25.09.2012, Nilgün CERRAHOĞLU ~

Araya bir dizi ile bir kitap çalışması girdi. Bir süre yazamadım

Sağnaka geri dönüş, İspanyol komünizminin tarihi lideri Santiago Carrillonun ölümü ve ağır Balyoz kararlarına tesadüf etti. Onlarla başlayalım.

Büyük bir lider itibarıyla uğurlanan Carrilloyu, İspanya yıllarımda yakından tanımış olduğum için söze onunla gireyim

Carrillonun cenazesinde arkasından söylenenler, bizim burada hiç dillerden düşürülmeyen demokrasi düşü ve kültüründen ne denli uzak olduğumuzu hatırlattı bana şu Balyoz günlerinde

Külleri doğduğu (1915) Gijon kenti kıyılarından Atlantik Okyanusu’na dökülen Carrillo için son günlerde hep Israrla yinelenen konu; iç savaşta Frankocu güçlerle çatışan liderin, rakiplerine hiç kin gütmemesi oldu

Eski sosyalist başbakanlardan Felipe Gonzalez; tarihi liderin İspanyol demokrasisine yaptığı katkıyı; büyük bir siyasi cesaret, devlet adamlığı ve gerçekçilikörneği olarak özetledi ve arkadan şunları ekledi:

Carillonun ilk önceliği toplumsal barış ve bir arada yaşama kültürüydü!

İntikam kültürü ve demokrasi

40 yıl süren Franko döneminde Fransada sürgüne zorlanan ve 70li yıllar ortasında diktatörün ölümünden sonra döndüğü ülkesinde komünist partinin yasallaştırılmasına önayak olan lider; siyaset yaşamının daha sonraki evrelerinde geçmiş kutuplaşmaları deşmemek için azami özen gösterdi

Bu özeni aslında yalnız Carrillo değil, Carrillo ile birlikte demokrasiye geçişin tüm mimarları... sosyalist lider Gonzalez ve merkez sağdaki Adolfo Suarez de esirgemedi demek daha doğru.

Sağ uçtan sol uca siyasi yelpazenin tüm renklerini temsil eden bu liderler aralarında pacto de caballeros”-centilmen anlaşması-olarak anılan birsaldırmazlık paktıimzaladı.

1978’deki demokratik anayasa, o pacto de caballerossayesinde yapılabildi.

Saldırmazlık paktınınne büyük bir siyasi gerçekçilikve devlet adamlığıgerektirdiğini anlayabilmek için o yılların İspanyasını tanımak, görmek lazımdı

Carrillo bahsettiğim dönemde Cumhuriyetiçin yapmış olduğumuz bir söyleşide geçmişin anılarını bizzat Unutmayın ki bu ülkede iç savaşın ölümlerine, yaralanmalarına sahne olmamış tek bir köşe yokturdiyerek özetlemişti...

Ama buna rağmen İspanyollar; 70‘li-80’li yılların İspanyasında kin ve öfkelerini; arkalarına atmaya karar verdiler. İntikam sarmalına girmeleri halinde, eski defterlerinin açılmasının kaçınılmaz olacağını biliyor; nefretin yalnızca nefret getireceğini düşünüyorlardı. 20. yüzyılın ilk üç çeyreğini zaten böyle yitirmişlerdi. Bundan sonrasını kurtarmak istiyorlardı.

Demokrasiye geçiş modeli olarak tüm dünyaya örnek olan İspanyol örneğinin en ayırt edici yönü ve düsturu işte bu oldu: Geçmişle cebelleşmemek!

Darbecilik ve Türkiye örneği

Gerçi askeri saftan dikta geçmişine dönüşiçin birkaç teşebbüs oldu

Bunlardan ilki, Carrillonun komünist partisinin 1977 yılındaki yasallaşmasüreci sırasında, ordu içindeki bir darbe girişiminin(Operacion Galaxia) ortaya çıkması ile yaşandı..

İlk teşebbüsseri biçimde yüksek askeri mahkemede -“Consejo Supremo de Justicia Militar”- yargılandı. Ve yalnızca iki subaya (konu teşebbüste kaldığı için) biri 7, diğeri 6şar aydan cezalar verildi...

Tankların fiilen sokağa çıkarıldığı 1981’deki ikinci vukuat (parlamento basan yarbay Tejeronun darbe harekâtı) da sonra tekrar yüksek askeri mahkemeye taşındı. İkinci olay, teşebbüsünötesinde fiilen bir darbeydi. Ancak sadece elebaşlarının yargılandığı davada, ceza alanların sayısı her şeye karşın 30u geçmedi

Nerede fiilen tankların sokağa çıkarıldığı açık bir darbe hareketi, nerede delilleri tartışılan bir eksik darbe teşebbüsü”?

Nerede 30, nerede 330 subaya verilen cezalar?

Nerede askeri suçluların çıkarıldığı askeri mahkeme? Nerede siyasi niteliğiherkesce teslim edilen tartışmalı özel yetkili mahkemeler”?

Nerede saldırmazlık paktıüzerinden karar alan bir siyasi sınıf; nerede bizim kin ve intikamcı nesilleryetiştirmeye ahdeden politikacılarımız?

Türkiyedeki kin ve intikam ruhuöyle derin, öyle köklü ki üç gün önce 27 Mayıs darbesinde idam edilen Menderesin ruhuna mevlit okutuldu ve ardındanYassıadayanispet yapar gibi ülkeyi kamplaştıran bu çok ağır ve tartışmalı Balyoz kararlarıalındı

Tarihi hesaplaşma”, güç kavgası başka; demokratikleşme savaşıve demokratikleşme davasıbambaşka şeyler.

Türkiyede ceryan edengüç kavgasıvetarihi hesaplaşmayıhiçbir şekilde demokratikleşme adı altında savunmak mümkün değil

Demokratikleşmenin çok sayıda ön şartı var

Sivillleşme o ön şartlardan sadece biri

Bir arada yaşam kültürü”, “iç barış”, “iç barışıtesis eden devlet adamlığıda en az sivilleşme kadar olmazsa olmaz bir önkoşul bu serüvende.

Demokratikleşme her şeyden önce bir uygarlık iklimi.

Biz o noktadan çok uzaktayız.

(Cumhuriyet)

Nilgün CERRAHOĞLU | Tüm Yazıları
Hits: 1087