Balyoz İnecek İçinize Sinecek.. mi?

~ 19.09.2012, Mine KIRIKKANAT ~

Balyoz davası diye anılan yargı sürecinin konusu olan sözde darbe planı, 20 Ocak 2010 tarihli Taraf gazetesinde Mehmet Baransu, Yıldıray Oğur ve Yasemin Çongar imzalı haberle açıklanan 2003 tarihli Balyoz Harekât Planıyla gündeme geldi. İddialara göre plan, dönemin 1. Ordu Komutanı Çetin Doğanın liderliğindeki bir ekip tarafından hazırlanmış ve Çarşaf’, ‘Sakal’, ‘SugaveOraj kod adlı eylem planlarından oluşuyordu.

Beş bin sayfalık sözde belgelerde, Fatih ve Beyazıt camiilerinde bomba patlatılması; Yunanistan hava sahasında bir Türk jetinin düşürülerek halkın galeyana getirilmesi gibi kamuoyunu dehşete düşürecek eylemler hazırlandığı ileri sürülüyordu.

Taraf muhabiri Mehmet Baransu, peşinde bir medya ordusu, elinde sözde darbe planlarının olduğunu iddia ettiği bir bavulla soluğu Beşiktaş Adliyesinde aldı.

Baransunun getirdiği bavulu inceleyen savcılar, 22 Şubat 2010da Çetin Doğan ile birlikte bir grup emekli ve muvazzaf askeri gözaltına aldı. Çeşitli illerde operasyon ve tutuklamalar birbirini izledi.

***

Soruşturma savcıları, iddiaları içeren CDleri bilirkişilere inceletti ve TÜBİTAK, bu belgelerin 2003 yılında oluşturulduğu ve üzerlerinde hiçbir değişim (güncelleme) yapılmadığını saptadı. Ancak tutarsızlık tam da buradaydı: Sözde darbe planlarındaki kurumlar ve yerler, 2003 yılında var olmayan durumları yansıtıyordu.

Örneğin 2003 tarihli belgede darbe için yararlanılacak dernekler arasında gösterilen Türkiye Gençlik Birliği 2007 yılında kurulmuştu!

El konulacak ilaç depoları arasındaki Yeni Recordati şirketi, ismini 2009 yılında almıştı.

Art arda sıralanan tutarsızlıklara kayıtsız kalamayan hâkimlerden Oktay Kuban, aralarında Çetin Doğanın da bulunduğu şüphelileri tahliye etti (bu kararını takiben sürüldü). Ancak savcılığın itirazıyla 12. Ağır Ceza Mahkemesi, tekrar tutuklanmalarına karar verdi.

Gelişen süreçte yeni tutarsızlıklar ortaya çıktı ve Beşiktaş Adliyesinin vicdanı ağır basan hâkimlerinden Yılmaz Alp, şüphelilerin durumunu inceledikten sonra tekrar tahliyesine karar verdi (bu kararını takiben sürüldü)

***

19 Temmuz 2010da, iddianame İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi. Mahkeme, 102 sanığın tutuklanmasına karar verdi.

Karara yapılan itiraz, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilerek tutuklama kararı kaldırıldı. Mahkeme 16 Aralık 2010a duruşma tarihi verdi ve yine ne tesadüf, 15 Aralık 2010 günü davaya bakacak olan ve tutuksuz yargılamadan yana tavrı olduğu bilinen mahkeme başkanı Zafer Başkurt duruşmadan bir gün önce görevinden alındı!

İlk duruşmada yeni hâkim çok nazikti ve maddi gerçeği ortaya çıkarmak için karşılıklı anlayışla adil bir yargılama teminatını verdi. Ancak gelişen süreç bize bunun tam tersini gösterdi.

Aralık ayında Gölcük Donanma Komutanlığına bir başka soruşturma için giden savcıların aklına parkelerin altına bakmak geldi ve sözde Balyoz Darbe Planlarının bir örneği daha bulundu!

Artık minarenin sığacağı kılıf hazırdı.

11 Şubat 2011 günü mahkeme başkanı, jandarmaya Kapıları tutun kimse kaçmasın!gibi nezaket ötesi bir tavırla başlattığı müzakere sonunda, duruşmadaki 134 sanığın tutuklanmasına, dışarıdaki 29 sanığın da yakalanmasına karar verdi. Dışarıdaki sanıklar, kendi iradeleriyle gelip tutuklandı. Hiçbiri kaçmaya kalkışmadı. Ama tutukluluğa devam kararlarına hep kaçma şüphesi var yazılmaya devam etti. İlerleyen günlerde, Eskişehirde bir emekli albayın oğlunun evinde bir flash bellek bulundu ve 3. Balyoz İddianamesi ortaya çıktı.

***

Balyoz davasında toplam 3 iddianamede 366 sanık ve bunların 250si tutuklu. İçeridekiler de dışarıdakiler de terfi edemedi. Bugüne kadar hiçbir tahliye olmadı.

Biz avukatlar delillerin incelenmesini isteyip durduk. Mahkeme başkanı, teminat verdi: Savunmalar hızlı yapılırsa, savunmalar bittikten sonra deliller incelenecekti

367 sanıklı davada, savunmalar rekor bir sürede tamamlandı.

Ancak birçok kişinin, Suçumu bilmiyorum, deliller incelensin, beraatımı isterimiçeriğindeki 5 dakikalık savunmaları sonrası, mahkeme herkesi şaşırtarak ve verdiği teminatı hiçe sayarak delilleri incelemeyeceğini belirtti! Savcıdan esas hakkında mütalaasını istedi.

Adil bir yargılamanın artık mümkün olmadığını gören avukatlar duruşmaya katılmama kararı aldı.

Sanıklar da deliller TÜBİTAKa gönderilip zaman çelişkileriyle ilgili bir açıklama raporu alınmadan ve tanıklar dinlenmeden savunma yapmayacaklarını söyledi.Mahkeme Siz bilirsiniz, son sözünüzü söyleyin diyerek 20 ve 21 Eylül 2012ye gün verdi.

Avukat Serkan Günel(*)

 

‘G’ NOKTASI

(*) Y.N: Mahkeme, savunmanın sözde darbeyi önlediği iddia edilen Hilmi Özkök ve Aytaç Yalmanın tanık olarak dinlenmesi talebini de reddetti.

Yani bu cuma günü, 2012 Türkiyesinde yargısız bir infaza tanık olacağımız gündür. Şimdi Türk milleti şunun cevabını aramalıdır: Ortadoğuda kirli bir savaşa itildiğimiz bugünlerde güçsüz bir TSKyi kim ister?

Adalet, intikamın törensel biçimidir.

STEPHEN HECQUET

(Cumhuriyet)

Mine KIRIKKANAT | Tüm Yazıları
Hits: 1777