Halkın polisi mi, hükümet milisi mi?

~ 17.09.2012, Nihat BEHRAM ~

Polisin karıştığı her ahlakdışı, vicdandışı ve yasadışı olay sonunda, Hükümet ya da Emniyet’ten bir yetkili, “Bu münferit olay tüm kuruma mal edilmesin, her kurumdan birkaç çürük çıkar!” türü  nutuk atıyor. Gelinen yer ise, “Çürük olmayan birkaç kişi kaldı mı?” noktasıdır. Halkın güvenliğini bu polis mi sağlayacak? Geç! Tam tersi: halkın polise karşı güvenlik sorunu var!

68 kuşağının, 78 kuşağının en civan gençlerine işkence, katliam, zulüm uygulamış, hayatlarını zehir etmiş polisleri, bir araştırın, her biri bugün Emniyet’te üst düzey yöneticidir.

"Münferit olay”mış! Bu nasıl “münferit”lik ki, sonu gelmiyor? Gün yok ki, polis zulmünün, polis kaynaklı hukuksuzluğun yansıdığı olay olmasın. İşte, 2008-2012 arasındaki olayların sadece birkaçı: Engin Ceber Polis Merkezi ve Metris‘te gördüğü işkence sonucu öldü; Nijeryalı Festus Okey, Polis Merkezi'nde öldürüldü; Polis Merkezi'nde Mehmet Nezir Çirik dövülerek sakat bırakıldı; Sezai Yakar'ın eli kırıldı;  Ferhat Yalçınkaya, Polis Merkezi'nde tahta coplarla dövülerek hastanelik edildi ve Yedikule'de ıssız bir yere atıldı; Avukat Ümit Ulaş Polis Merkezi'nde işkence gördü; gece kulubünde kimlik kontrolü sırasında gözaltına alınan bir kadın Polis Merkezi'nde tecavüze uğradı; İzmir 'de ailesiyle eğlenmeye gittikleri müzikholde gözaltına alınan Fevziye Cengiz'e karakolda dayak; Diş Hekimi Mehmet Çavdaroğlu, Polis Merkezi'nde işkence gördü; Yalova'da Çayan Birben'in ölümü;  Ahmet Koca'nın yol verme yüzünden çıkan kavgada polisce dövülmesi…say ki say! Muhalefete karşı düzmece mahkemelere sahte belge üretimi; sahte belgelerin bavulla yandaş medyaya servisi; telefon dinleme; içki içene, sevgilisini öpene dayak gibi saymakla bitmez durumlar; Metin Lokumcu’nun katlindeki gibi, muhalif gösterilere, hakkını arayan halka ve öğrencilere polisin zalimane saldırıları da cabası! Cezaevleri suçsuz insanlarla tıklım tıklım dolu şu ülkede, acaba işlediği suçlar nedeniyle, binde biriyle de olsa, ceza yemiş polis kaç tane?


Bir ülke düşünün ki, avukatlar polise karşı halkın güvenliği için
“İmdat, Polis!” hattı kuruyor! İşe bak: polis bu avukatlara da saldırdı. Şükriye Erden’in eli kırıldı. Taylan Tanay darp edildi.

Yasa ve insan hakkı tanımazlıkta demek ki sınır yokmuş! AKP döneminde bunu da gördük! Eh, Başabakan da zaten “Polisimi yedirtmem!” diyor. Dahası: ödüllendiriyor! Tecavüzcü polis müdürlüğe atanmadı mı? İşkenceyi ‘yasallık’ kılıfına saran polis müdürü vali yapılmadı mı?

Şu en son olay, Emniyet tarafından, masum insanların “canlı bomba” diye isimleri ve resimleriyle teşhiri, “çürüklüğün” üstüne tüy dikti! Gencecik üniversite öğrencileri, “parasız eğitim ve demokrasi istedikleri” için tutuklanıp aylarca zindana tıkıldıkları yetmiyormuş gibi, bir de “canlı bomba” diye katliam hedefi yapıldılar. Bunu yapan da Emniyetin üst birimleri! Şimdi, 20’li yaşlarındaki bu pırıl pırıl üniversite öğrencileri Elif Sultan ve Harran Aydın, onların aileleri ve içinde bir gram olsun insanlık onuru taşıyanlar, bu adaletsizlik, insan hakkı tanımazlık ve vicdansızlığa karşı intikam duygusuyla dolmasın da ne yapsın? 

“Çürüklük münferit”miş! Faşizmin adı “ileri demokrasi” olunca, demek ki “mütemadi” ye de “münferit” deniyor! Polis, ya adaletin ölçüleriyle halkın güvenliğini sağlayacak, yani haddini bilecek, ya da halk, kendi sivil inisiyatifleriyle ona haddini bildirmenin çarelerini arayacak.

 ______________________________________

Montaigne

“Adaletin olmadığı yerde ahlak da yoktur!”

(Yurt Gazetesi)

Nihat BEHRAM | Tüm Yazıları
Hits: 1658