Mehmet Y. Yılmaz 'Hafıza-i Beşer'e Karşı

~ 16.08.2012, Emre KONGAR ~

Sevgili okurlarım, ünlü sözü bilirsiniz:

Hafıza-i beşer nisyan ile malûldürderler.

Kelime kelime tam Türkçe karşılığı İnsan belleği unutkanlıkla sakatlanmıştırdemek.

Aslında kötü gazetecilik açısından, belki bu deyişi, Medya, nisyan ile malûldürdiye değiştirmek olanaklı:

En büyük gazetelerimizde bile bazen, bir gün önce sürmanşetten verdiği çok önemli bir haber hakkında ertesi gün tek satır bile bulamazsınız!

Elbette Hafıza-i beşer nisyan ile malûldürsözü, yani insan belleğinin unutkan olması, en çok dönek yazarların ve sahtekâr politikacıların güvendiği bir niteliktir!

Ama Türkiyede de, hem işini iyi yapmaya çalışan hem de dürüst olan yazarlar ve politikacılar var

Bugün size onlardan birinin, Mehmet Y. Yılmazın Hürriyette 13 Ağustos 2012 tarihindeki yazısını bir örnek olarak sunmak ve bu vesileyle Türkiyenin sıcak gündemi ile unutturulan, unutulan konulara işaret etmek istiyorum.

Yazıda üç ara başlık altında üç ayrı bölüm vardı.

Ben bu yazımın asıl konusu olan, üçüncü bölümden başlamak istiyorum; ara başlık şöyle:

Hep sorular sordum ama cevaplarını alamadım

Yılmaz, uzun bir süredir, önemli gördüğü birkaç konudaki soruyu her pazartesi tekrarlayarak devletimizi yöneten politikacılara soruyor.

Böylece, bence bütün gazetecilerin ve yazarların sahip olması gereken fikri takipduygusunu çok iyi sergiliyor.

Okurları sıkılmasın diye de her hafta değişik bir şarkı ile başlıyor yazısına; o bölümü geçerek sorulara geliyorum:

1- KPSS çetesi neden yakalanamadı? KPSS sorularını çalıp, dağıtan suç örgütü, Başbakanın peşlerine MİTi takmasına rağmen yakalanıp mahkemeye çıkarılmış değil.

Bir şarkıdan, bir bildiriden, bir çakmaktan suç örgütü çıkarabilen hukuk düzenimiz, soruları çalıp, belli kişilere dağıtan çeteyi ortaya çıkaramadı.

Bu çeteyi acaba kim koruyor? Nasıl güçlü bir çete ki bu, MİTi, polisi, savcıları bunları bulup ortaya çıkaramıyor?

2- Bülent Arınça suikast palavra mıydı? Zamanın TBMM Başkanı Bülent Arınça suikast girişimi iddiası ortaya atıldığında Türkiye ayağa kalkmıştı. Bir siyasetçiye, üstelik de asker kişiler tarafından suikast planlanması, dünyanın başka yerlerinde olacağı gibi Türkiyede de dehşet uyandırmıştı. Ama aradan neredeyse üç yıl geçti hâlâ yakalanan yok, sanık yok, iddianame yok!

Bülent Arınça suikast girişimi örtbas mı edildi, yoksa zaten böyle bir şey yoktu da o günkü bazı hesaplar için böyle bir palavra mı ortaya atıldı?

3- Suudi Arabistan Kralının hediyeleri nerede? Suudi Arabistan Kralı, ziyaret ettiği ülkelerin devlet yöneticilerinin eşlerine de pahalı mücevherler armağan ediyor. Bunu biliyoruz. Kral, Türkiyeye de geldi ve burada da armağanlar verdi, bunu da biliyoruz.

Ama hediyelerin akıbetleri ne oldu, işte bunu bilemiyoruz.

Oysa yasalarımıza göre bunlar 15 gün içinde beyan edilmeli ve ilgili kişinin kurumuna teslim edilmeliydi. Bu soruyu neredeyse dört yıldır durmadan soruyorum, bir yanıt alamadım. TBMMde bununla ilgili sayısız soru önergesi verildi, yine tık yok.

Bu hediyeler ne oldu? Zamanında beyan edildi mi? Edildiyse neden bu beyannamenin bir fotokopisi basına açıklanmıyor?

Gördüğünüz gibi hepsi çok önemli ama kamuoyuna unutturulmak istenen konular!

Üstelik Yılmaz, bu sorulara geçmeden önce, sütununun güncelliğini koruyan iyi bir yazar olarak Türkiyenin sıcak gündemindeki iki çok önemli soruna daha parmak basmıştı.

Biri, çocukları, gençleri, aileleri perişan eden, gelecek kuşaklara ipotek koyan, sözde eğitim reformu skandalı

Öteki de artık bütün toplumun üzerine bir kâbus gibi çökmüş olan yargı sorunları.

Dikkat edilirse, her hafta tekrarladığı sorularla, ele aldığı eğitim ve adalet konuları arasında, adalet, eğitim, şeffaflık, sorumluluk gibi Türkiyedeki İleri demokrasinin(!)” temel sorunları arasında da bir ilişki var.

Mehmet Y. Yılmazın bu yazısı iletişim fakültelerinde ders olarak okutulmalıdır!

(Yılmazın dünkü yazısı da çok güzeldi ama beğendiğim her yazıyı burada alıntılamak gibi bir lüksüm yok; keşke olsaydı…)

(Cumhuriyet)

Emre KONGAR | Tüm Yazıları
Hits: 1198