Devremülk Çankaya...

~ 07.08.2012, Nilgün CERRAHOĞLU ~

Gül, Erdoğan koltuk değiş tokuşhamlesinin ısınma roundları açılırken; Kılıçdaroğlu O koltuklar babanızın malı değil!çıkışını yaptı ve Birbirlerine koltuk ikram ediyorlardiyerek ekledi:

Milletin o kadar derdi varken, bunlar koltuk derdinde!

Kılıçdaroğlunun bu can alıcı saptamasının gerisini CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçelebi getirdi: Yaşanan al Gülüm ver Abdullahımdiyaloğu. Erdoğan-Gül ikilisi sanki Çankaya Köşkünü devremülk olarak satın almışlar. Sıra bende sendediyorlar. Bu değerlendirmede millet yok. Cumhurbaşkanını halk seçecek ama halkı adam yerine koymuyorlar!

Halk nerede?

Doğru. Bu devremülk köşkmodelinde halk yok. Ama halktan ses veren, bir itiraz yükselten var mı?

Halkı geçtim ileri demokrasiadına cansiparane Erdoğan AKPsini savunan ve destekleyen liberallerden, aydınlardan, yetmez ama evetçitakımından modele itiraz eden var mı?

Bir noter edasıyla hâlâ; Her şey sessizlik içinde yürür ve bir uzlaşmaya varılır. Abdullah Gül, parti başkanlığı ve Başbakanlık koltuğuna oturur, Cumhurbaşkanlığına da Tayyip Bey çıkarşeklinde yazılar yazıyorlar

New York Timesın deyişi ile ifade etmek gerekirse; ordunun evcilleştirilmesiişi bitti; bu arkadaşların demokrasi misyonları da hemen oracıkta sonlandı.

Muhalefet adına on yıllar boyu yaprak kıpırdamayan komşu Rusyada; Putin-Medvedevmodeline başkaldıran, bu uğurda yollara dökülen Rus liberallerinin tırnağı olamadılar.

Hatırlanabileceği gibi; Rusyada bu projenin ilk gündeme getirildiği güz döneminde daha değiş tokuş planları büyük infial yaratmış; kış aylarındaki duma seçimlerinde Putin bu sebepten bir hayli oy kaybına uğramış, muhalifler seçmeni hiçe sayan bu danışıklı dönüşümlü sistemiprotesto etmek uğruna Putinsiz Rusya!sloganıyla Sibirya soğuğunu hiçe sayarak günlerce yollara dökülmüştü.

Beklendiği gibi sonuçta Putin-Medvedev sistemi kazandı. Ama bu otoriter çarlık anlayışı darbe aldı. Rus devlet başkanı mayıs başında önceden kotarıldığı gibi Kremline dönerken, ağır güvenlik önlemlerine rağmen göstericilerPutinsiz Rusyasloganları atmaya devam ediyordu

Rus muhalifler 8 yıl, 2000-2008 yılları arasında bifiil devlet başkanlığı yapan Putinin, dört yıl başbakanlıkta kaldıktan sonra bu sürede altışar yıla çıkarılarak uzatılan- toplam iki dönemlik bir 12 yıl daha devletin başında kalmasını kabullenemiyordu.

2000’den 2024e dek toplam çeyrek asır boyunca ülke yönetimini elinde tutacak Putini, ülkeye 25 yıl kan kusturan diktatör Stalinle bir tutuyorlardı.

Dönüşümlü Putin-Medvedev çarlığının”, bir siyasi oligarşiolduğunu söylüyor; aynı yüzler, aynı adamlarla yönetilmeye karşı çıkıyorlardı

Kremlinin devremülke dönüştürülmesine karşı beklenmedik biçimde boy veren bu istemezükisyanı; son aşamada bastırıldıysa da muhalifler arasındaki direnç tamamıyla kırılamadı.

Zaman zaman hâlâ meydanlara çıkan Rus muhalefeti; Putinsiz Rusya!ve demokratikleşmeyönünde taleplerini dile getiriyorlar. Rusyanın bir biçimde eski Rusya olmadığını, köprülerin altından çok su aktığını dilleri döndükçe anlatmaya çalışıyorlar.

Rusya kadar olamıyoruz

Türkiyede Putin-Medvedevmodelini doğal seçenekolarak kamuoyuna sunan yorumcular, tüm bunlardan hiç bahsetmiyor; konunun yalnız al gülüm ver gülüm moduna odaklanıyorlar.

Modelin Türkiye uyarlamasından söz edilirken, anayurdunda yarattığı sancılar”, “demokrasi tartışmalarından dem vurulmuyor

Putin-Medvedev isyanını kış boyunca TVlerde izlememiş olsak, biz de hiç farkına varmayacağız... Ama Putin 7 Mayısta yeniden cumhurbaşkanlığına çıkarken; göstericiler ve Kremlin törenleri arasında bölünen TV görüntüleri hâlâ belleğimizde çok canlı

Kılıçdaroğlunun Türkiyede dile getirdiği isyana neden bizde daha fazla insan eşlik etmiyor? CHPnin kaygılarını paylaşmak şöyle dursun, anamuhalefet liderinin O koltuklar babalarınızın malı değilçıkışına; internette cevap yazan bazı yorumcular arasında; -bizim gazetede dahi!-Seçimi kazanan o koltuğa oturur. Buna kimse engel olamaz!şeklinde yanıt verenler çıkabiliyor

Çölde bir ses

İnsanımızın demokrasi anlayışı öyletotaliterki, Rus refleksinin esamesi okunmuyor. Güç dili ve gücün oligarşik yapısıalabildiğince doğal karşılanıyor bizde.

Yılmaz Esmerin yaptığı ünlü Türkiye Değerler Araştırmasını hatırlayın

Prof. Esmerin çok yakın dönemlerde yapılan araştırması, Türk halkının yüzde 63ünün; Parlamento ve seçimlerle uğraşmak zorunda kalmayan güçlü bir lidere sahip olmayıfevkalade olumlu bulduğunu söylüyordu.

Böyle bir ülkede Kılıçdaroğlu ne yapsın, kimlere nasıl erişsin?

Türkiyeyi yakından tanıyan bir Batılı gözlemcinin dediği gibi Çölde boşluğa haykıran bir sesoluyor çoğu defa Kılıçdaroğlu. Ya da gözlemcinin kullandığı Latince tabirle bir: Vox clamans in deserto!

(Cumhuriyet)

Nilgün CERRAHOĞLU | Tüm Yazıları
Hits: 1149