"Gelmiş geçmiş en demokratik hükümet" miş!

~ 29.07.2012, Nihat BEHRAM ~

Bir ara bozuk plak gibi dön dur hepsi bunu söyledi. Kimisi zaten gedikli gericiydi. Kimisi o dönemde ruhunu sattı. Kimisi de uzak görüşlülük ve bilinç kökünden yoksunluk sonucu, sistem yandaşı liberal söylemin etkisinde kaldı. Elbirliğiyle, “Gelmiş geçmiş en demokratik parti” dedikleri AKP’nin dinci-kinci faşizm yapılanmasına harç taşıdılar, hizmet ettiler.

Kasabın bahçesinde gördükleri koyunu ‘kasabın hayvan sevgisi ’ne yordular! “Kasap koyunu kesmeye alır” diyeni de “ön yargılı olmak” la suçladılar. Üstelik profesör, gazeteci, yazar türü meslek ve ‘aydın’ kimliği taşıdıkları için, sözleri toplumda, kasap bıçağından daha keskindi.

Kötünün iyiye örnek gösterilemeyeceğini bilmek için matematik ya da siyaset bilimi profesörü olmaya da gerek yok. Bunu leblebici dükkanının çırağı da bilir. Leblebi sorduğunuzda, “Bu da kurtlu ama dükkanımıza gelmiş geçmiş en az kurtlusu bu!” demez. Hele ki “Kurtlarına bakmayın, ileri derecede besleyicidir!” demesi için aptal ötesi olması gerekir.

İlerleyen zaman içinde manzara değişti. Bu kez plak başka nakaratlarda takılmaya başladı. Gedikli gericilerinki “kasap havası”! Soldan devşirme ruhsuzlar ise, AKP’nin “fabrika ayarlarına geri dönmesi” yolarını sorar oldular. Yani, “Başta çok iyiydi ama özellikle Başbakan’ın ihtirası ve yanlışları sonucu bozuldu! İşte biz de onu en sert biçimde eleştiriyoruz!” havasına girdiler. Hesap açık: ihanete örtü çabası. Yandaşlığa, alçaklığa berdevam. Onur ve vicdan duygusuna tutunup doğrulmaya çabalama yerine, aynı bataklıkta günübirlik pozisyon değiştirerek akıllarınca idare ediyorlar.

Tarihin ve talihin cilvesine bak: On gün içinde bambaşka bir manzara oluştu. Tarih boyu dilleri ve kültürlerini özgürce yaşama özlemiyle yanıp tutuşan Kürtler, kimsenin burnu bile kanamadan, özlemlerinin kapısını araladılar. Başbakan ise, Kürtlere yönelik “gelmiş geçmiş” en anti demokratik söylem ve gözdağıyla Suriye’deki bu oluşuma karşı esti gürledi! BDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, son derece insani ve haklı bir biçimde, “Oradaki halkı terörist ilan etmek ve müdahale ederiz demek Başbakan’ın yetkisinde değil!” dedi. Öte yandan PKK, tabi ki silahlı olmasının ifadesiyle “Suriye Kürdistanı’ndaki oluşuma müdahalenin Kürtlerin yaşadığı her noktada yanıtını alacağını” açıkladı. Düne kadar, “Kürt sorununu çözerse AKP ve Başbakan çözer” deyip, bunun için de “Kürtlerin silah bırakmasını” çözümün ilk adımı gören, AKP yandaşı ve onun ‘ileri demokrasi’ ambalajlı faşizmine hizmet etmiş teorisyenleri, doğrusu merak ediyorum, acaba şimdi hangi ‘pozisyon’dalar? Gerçi onların faşizmden halk yararına iş bekleme umutları sönmez. Niye sönsün, umut balonunun üfleyeni faşizm.

Liberallerin, AKP ve Erdoğan’ı “ileri demokrasi” nin, başta Kürt sorununda “Demokratik açılımlar”ın, “toplumsal kurtuluş ve ilerleme”nin, “komşularla sıfır sorun”un temsilcisi olarak kakalama ihaneti ile herhalde “gelmiş geçmiş” hiçbir halk düşmanlığı yarışamaz.

Ülkemiz ve ülkemizin içinde yer aldığı bu coğrafyanın kan, katliam ve savaş tuzağından kurtulmasının yolu, bu hükümetten kurtulmaktır. Gerçek bu denli çıplak. Domuzun vücut yapısı gereği kafasını kaldırıp göğe bakamayışı gibi, bir kesimin de bu gerçekliğe bakması olası değil. Asıl tehlikeli olanlar ise ‘pusulasız ruh yapıları’ gereği, gerçeği görmezden gelenlerdir.
__________________________________________
Van Gogh:
“Vicdan insanın pusulasıdır.” 

(Yurt Gazetesi)

Nihat BEHRAM | Tüm Yazıları
Hits: 1541