'Müslüman Demokratlık' ve AKP

~ 29.07.2012, Deniz KAVUKÇUOĞLU ~

Siyasal İslamdan, AKPden yana kalem oynatanlar ortaya Müslüman demokratlıkdiye bir kavram attılar. Bakalım, anlamaya çalışalım.

Hıristiyan dünyasında bireylerin özgürlüklerine dinsel müdahalenin en somut örneği Katolik ülkelerdeki boşanma yasağıydı. Bu yasak ilk olarak Fransada, 1789 devriminden sonra kaldırıldı. Öbür Katolik ülkelerden Portekiz 1910da, İtalya 1974te, İskoçya 1976da, Brezilya 1978de, İspanya 1981de, İrlanda 1997de, Şili 2004te ve Malta 2011de boşanmayı kabul etti. Bugün Katoliklere boşanma yasağının sürmekte olduğu tek ülke Filipinler’dir.

İslamda ise dinin, faizden yeme içmeye, giyim kuşamdan kadınların eşleri tarafından cezalandırılmasına, cinsel ilişkiden boşanmaya kadar bireylerin toplumsal ve bireysel özgürlüklerine müdahale ettiği birçok örnek sıralayabiliriz. Hıristiyanlık 18. yüzyıldan sonra Hıristiyanların çoğunlukta olduğu ülkelerde devlet yönetiminde söz sahibi olmak iddiasından vazgeçmiş, bu ülkelerde din ve dünya işleri birbirinden ayrılmıştır. İslam ise doğuşundan bu yana bir devlet dinidir.

Müslümanların çoğunlukta olduğu ülkelerde İslam, açık ya da örtülü olarak devlet yönetiminde birincil güç olarak hak iddia etmektedir. Bugün Arap-İslam ülkelerinin çoğunda ve İranda sultanlar, krallar, emirler vb. İslam/şeriat adına iktidarı ellerinde bulundurmakta, toplumları yönetmektedirler.

Sonuçta, Batılılar tarafından Arap Baharı adı verilen isyan hareketleri de Mısırda Müslüman Kardeşleri, Tunusta da İslamcı Ennahda Partisini iktidara taşıdı. Batılılar açısından işlerin iyi gitmediği ülke Libya oldu; burada yapılan seçimlerde Müslüman Kardeşler meclise 17 milletvekili sokabilirken, görece liberal gruplar 39 milletvekili kazanmayı başardılar. Şimdi sıra Suriyede; Esad eğer devrilebilirse iktidarın görünür en büyük adayı burada da Müslüman Kardeşlerdir, doğal ki ülke üçe bölünmezse

Tekrar Hıristiyan Demokrasiye dönecek olursak En güçlüsü Almanyadaki Hıristiyan Demokratlar/Hıristiyan Sosyal Birlik olan Batıdaki Hıristiyan demokrat partilerin tümü burjuva partileridir. Dolayısıyla bu partiler tarihsel birikim olarak burjuva değerlerini içselleştirmiş örgütsel yapılanmalardır. Birey hak ve özgürlükleri, anlatım ve düşünce özgürlüğü, her sınıfın, her kesimin, her toplumsal grubun özgürce örgütlenme hakkı, fırsat eşitliği, demokrasi, çoğulculuk vb. kavramlar bu partilerin ortak değerleridir. Burjuva ahlakına sahip olmak ancak bu değerleri özümsemekle/içselleştirmekle mümkündür.

Bu ahlakın oluşması kolay olmamıştır; bunun için ilkin o ülkelerdeki/toplumlardaki feodal ilişkilerin ortadan kalkması/kaldırılması ya da çözülmesi gerekiyordu. Bu da kimi ülkelerde burjuva-demokratik devrimler yoluyla, kimi ülkelerde ise sanayileşmeye bağlı olarak feodal ilişkilerin çözülmesiyle gerçekleşmiştir.

Bizim kuruluş/aydınlanma devrimlerimiz ise toplumdaki gerici/feodal güçlerin baskı ve engellemeleriyle kesintiye uğramış, feodal ilişkileri ortadan kaldıracak bir toprak reformu/toprak devrimi gerçekleştirilememiştir. Öte yandan 1950li yılların sonlarında montaj sanayisi ile başlayarak 1980lerle birlikte hızlanan sanayileşme ve büyüyen ticaret sektörü birçok zenginyaratmış fakat feodal bağlarla ilişkisini kopartamayan bu kesim burjuvalaşamamıştır. Ortaya ilkel, açgözlü, nobran, dayatmacı bir sınıfçıkmıştır. Anadolu sermayesinin belkemiğini oluşturduğu bu sınıf kendiliğinden sınıf olmaktan kendisi için sınıf olma bilincine ulaşamamıştır. Manzara tüyler ürpertici ve iç karartıcıdır. Altyapısı kapitalist/çağdaş, üstyapısı ise feodal/çağdışı olan bu üretim biçimi Türkiye için belirleyicidir. Klasik diyalektik düşünceye göre altyapının üstyapıyı etkileyip dönüştürmesi gerekirken üstyapı kendini yeniden üretmekte, bu süreç içinde üstyapı giderek dincileşmektedir. AKPnin güç kaynağı da bu yapıdır.

İslam, bir inanç sistemi olmanın ötesinde bir ideolojidir, toplumun ve bireylerin hayatlarını düzenleyen bir dünya görüşüdür. Hayatın her alanına ilişkin söyleyeceği bir sözü, buyruğu vardır. Dolayısıyla İslamda din ile dünya işlerini birbirinden ayırmak olası değildir. Nitekim başta Anadolu sermayesi ve dinci güçler ülkeye, topluma ve devlete ağırlıklarını koydukça laiklik zedelenmekte, yara almaktadır.

Çaresi? Düşüneceğiz. Aklımda bir büyük adamın söylediği şöyle bir söz var: Bir ideoloji ancak bir başka ideolojiyle göğüslenebilir! Üzerinde durmaya değer sanırım.

(Cumhuriyet)

Deniz KAVUKÇUOĞLU | Tüm Yazıları
Hits: 1026