En zevklisi çalışan insanı seyretmek!

~ 02.07.2012, Necati DOĞRU ~

Son düdük çaldı. Avrupa’nın “en büyüğü” belli oldu. Milyarlarca insan, 8 Haziran’dan 1 temmuz’a; hemen her gün TV başında, “çalışan insan seyrine” oturmuştu.

En zevklisi çalışanı seyretmek.

Seyrediyor, seyrettikçe zevkten çıldırıyor, gözleri dönüyor, avurtları şişiyor, yanak etleri geriliyor,  topa kendisi vurmuş gibi “sevinç çığlıkları atıp” kendinden geçiyor insanlar.

Sahada çalışkanlığın dansı var.

Libero pozisyonu alıyorlar.

Üçlü savunmaya geçiyorlar.

Bütün paslar yerini buluyor.

Paslaşma sihirbazı olmuşlar.

Hızlı hücum bindirmesi yapıyor, yüksekten yapılan kenar ortasına kafa şutu atarak, kaleciyi kapattığı köşeden avlamak istiyorlar.

Gol, bazen erken geliyor.

Bazen çok geç kalıyor.

 

Karşıdakiler de daha az çalışkan değiller, bu yüzden;  “çalışanı izleme zevkine zirve yaptırmak” için topu kaptıklarında: dikine dikine giden, metre metre ilerleyen, kaleyi gördüklerinde de en çok şut atan oluyorlar.

Onlar da hem yetenekliler.

Hem en çok koşuyorlar.

En fazla didinen de onlar.

Pas arası yapıyorlar.

Top kazanıyorlar.

 

Xxx

 

Dörtlü savunmaya dönüyorlar.

Çift santrafora geçtikleri oluyor.

Çalışkanlıklarını çok forvet oynatıp, çok gol atmakla süslemek istiyorlar. Yüzyılın en iyi orta sahasını kurdular. Önde baskı yapıyorlar. Rakibin pas trafiğini bozuyor, zayıf karnına doğru hücum geliştiriyorlar. Duran top fırsatı yakalamaya odaklanıyorlar. Onlar çok pas değil doğru pas yapmada ustalar.

İnsanlar, 3 seyir seviyor.

Kendini aynada seyretmeyi…

Çalışan insanı seyretmeyi…

İşinde usta olmuşu seyretmeyi…

Ustalaşmış çalışan insanı seyretme zevki, atom bombasından daha etkili olmalı. Bu seyir zevki; “peşin hükümleri, alçak duyguları, siyah-beyaz, zengin-fakir ayrımcılığı yapmayı” parçalayıp kırıyor.

Derisi siyahtı.

Aşağılıyorlardı.

Sen maymunsun diyorlardı.

İtalyan anne-babadan, İtalyan topraklarında doğmasına rağmen ona hayvanat bahçesindeki maymuna muz atarken yaptıklarını yapıyorlar, muzu kendileri yiyor, kabuklarını o sahaya çıktığında ona doğru fırlatıyorlardı.

Yaşı yeni 21 olmuştu.

Çok çalışkandı.

Ve ustalaşmıştı.

Portekiz maçında; İtalya’yı finale yükselten 2 golü atınca; “sen bizden değilsin, sen Afrikalı bir maymunsun” diye iğrenç ırkçılık hükümleriyle aşağılanan bu genç çalışkan usta; “İtalyanların Gururu” ilan edildi.

Irkçı peşin hüküm unutuldu.

 

Xxx

 

Dün gece son düdük çaldı. Avrupa’nın “en büyüğü” belli oldu. 16 ülkenin milli takımlı turnuvasında “çalışkanlık” kazandı.

Güç ve disiplin birleşmişti.

Teknik beceri yüksekti.

Hocalar taktik dehasıydılar.

Oyuncular yetenek ustası.

Hem güce, hem çok çalışmayla elde edilen beceriye ve hem de doğuştan getirilen yeteneğe ağırlık veriyorlardı. Futbol ayakla oynan bir oyundu ama ona çalışkanlık, akıl, strateji, beceri, yetenek, taktik aşılamışlardı. Çok paslı top hakimiyeti ve hızlı yer değiştirmeye dayalı “akıcı futbol” oynayabildikleri için bütün dünyada milyarlarca insan TV ekranı başında “çalışanı seyretme zevkine” oturmuştu. Dün gece final maçını 250 milyon kişinin izlediği tahmin edilmişti.

 

Xxx

 

2012 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda Türkiye yoktu.  Türkiye’yi yönetenler futbola çok yüksek paralar harcıyorlar; “taktik dehası hoca ve çalışkan yetenekli futbolcuyu” yeterli sayıda çıkartamıyorlar.

Neden?

Sadece para harcıyorlar.

Yönetim sıfır.

Necati DOĞRU | Tüm Yazıları
Hits: 1468