Vatandaşa işkence sokağa taşınca

~ 21.06.2012, Sedat ERGİN ~

DÜN başka bir konuda yazmak üzere bilgisayarın başına geçmeye hazırlanırken CNN-Türk’ün 13.00 bülteninde İstanbul Fatih’te bir vatandaşın polisler tarafından dövüldüğünü gösteren kamera kayıtlarını izledim.
 

O an televizyonun başında kalakaldım. Görüntülerde 4-5 polis ortalarına aldıkları bir vatandaşı acımasızca dövüyordu. Vatandaş çaresizlik içinde yere yığılmışken gelip tekme atıyorlardı. Bir polis copla vuruyordu. Bir diğeri babadan kalma yöntemle kemerini çıkarıp vuruyordu. Daha da vuruyorlardı.

Dayak yiyen vatandaşın yakınlarının attıkları çığlıklar, polislerin bir tür şiddet ayinine dönüşen dayağını durdurmaya yetmiyordu. Habere göre, daha sonra olay yerine gelen başka polisler de kendilerini tutamayıp vurmaya başlıyordu. Dayak daha sonra vatandaşın bindirildiği polis otosunda devam ediyordu.

Beni en çok rahatsız eden, cop vatandaşın vücuduna değdiğinde çıkan tok sesin net bir şekilde duyulmasıydı.

Cihan Haber Ajansı’nın geçtiği bu görüntüler, Türkiye’de son zamanlarda insan hakları alanındaki en çarpıcı gazetecilik olaylarından biridir.

SIFIR TOLERANS ZAMANI

Bu skandala nasıl karşılık verileceği, yaklaşık 10 yıldır işkence konusunda “sıfır tolerans” politikası izlediğini söyleyen AK Parti açısından bir inandırıcılık sınavına dönüşmüştür.

Şimdi, herhangi bir medeni hukuk devletinde böyle bir durumda ne yapılıyorsa, Türkiye’de de aynısının yapıldığını görmemiz gerekiyor.

Öncelikle bir özür gerekiyor. Emniyet örgütü adına üst düzey bir yetkili, kameraların önünde onuru ayaklar altına alınan bu vatandaştan ve onun şahsında bütün Türk halkından bu çirkin olay nedeniyle özür dilemelidir.

Vatandaşa dayak atan polis görevlileri hakkında yürütülecek idari ve adli soruşturmalar en süratli bir şekilde ve şeffaflık içinde sonuçlandırılmalı, sorumlular hak ettikleri cezalara çarptırılmalı, böylelikle bu vahşetin yaptırımsız kalmadığı hususunda kamuoyu etkili bir şekilde ikna edilmelidir.

SORUN CEZASIZLIK KÜLTÜRÜ

Sorunu doğru teşhis edelim. Polislerin bu ölçüde bir pervasızlığa kendilerini kolaylıkla kaptırabilmiş olması, sistem içinde etkili bir caydırıcılığın eksikliğinden kaynaklanıyor.

Kamu görevlilerinin vatandaşa kötü davranma eğilimi pek çok ülkede karşılaşılan yaygın bir sorundur. Ancak hukuk devleti olma iddiasındaki ülkelerin diğerlerinden farkı, şiddet kullanma eğilimi taşıyan, vatandaşların haklarına tecavüz eden kamu görevlilerine katı yaptırımlar uygulayarak yarattıkları caydırıcılıktır.

Fatih’teki olayın düşündürücü tarafı, geçen yıl İzmir Karabağlar Karakolu’nda Fevziye Cengiz adındaki bir kadının acımasızca dövülmesinden sonra meydana gelmesidir. Bu durum, alındığı söylenen bütün önlemlere rağmen Emniyet örgütü içinde bu tür ihlalleri önlemeye dönük ciddi bir caydırıcılığın hâlâ tesis edilememiş olduğunu gösteriyor.

“Bırakınız dövsünler” zihniyetinin poliste hâlâ hüküm sürüyor olmasının nedeni devletteki yaygın ve genetik “cezasızlık kültürü”dür.

Bu saptama, son dönemde Türkiye ile ilgili bütün insan hakları raporlarında ana sorunlardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Hak ihlaline yol açan kamu görevlileri bir şekilde sistemden himaye görüyor; sıkça ceza almadan ya da en az cezayla kurtulabiliyor.

YARGI-POLİS İTTİFAKI

Özellikle işkence ve kötü muamele nedeniyle haklarında şikâyet yapılan polislerin hemen “hakarete uğradıkları ya da kendilerine el kaldırıldığı” gibi gerekçelerle karşı dava açarak işi kilitlemeleri, şikâyet dosyalarının çoğunluk sonuçsuz kalmasına yol açıyor.

AB’nin 2011 Türkiye İlerleme Raporu’nda bakın bu konuda ne deniliyor: “Kolluk kuvvetlerinin açtıkları karşı davalar işkence ve kötü muamele ile ilgili şikâyetlerin önünü kesebilir. Mahkemeler, pek çok olayda güvenlik kuvvetleri tarafından başlatılan davalara öncelik tanımaktadır.”

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın raporuna göre de bu tür davalarda “mahkemeler ihlallerinden sorumlu olan görevlileri nadiren cezalandırmaktadır”.

Batı dünyasının gözünde Türkiye’deki yargı, mağdur vatandaşların değil, vatandaşın mağduriyetine yol açan polislerin yanında duruyor.

İşkencecilere, dayakçılara kol kanat geren bu cezasızlık kültürüne son vermenin zamanı çoktan gelmiştir. Fatih’teki skandal böyle bir başlangıç için bir vesile oluşturmayacaksa, haber bülteninde daha başka hangi dayak görüntülerini beklememiz gerekiyor?

(Hürriyet)

Sedat ERGİN | Tüm Yazıları
Hits: 1136