Yakın Geleceğin Siyasi Bulmacası

~ 18.06.2012, Orhan BURSALI ~

Dünkü yazımda, acaba Cemaat siyasetinin önümüzdeki iki yıl içinde iktidarda bir yükseliş şansı var mı?” sorusunu ve ayrıca çok önemli bir noktayı daha tartışacağızdemiştim..

Normal olarak, Mart 2014te yerel, Ağustos 2014te cumhurbaşkanlığı, 2015’te de genel seçimler yapılacak. AKP Parti Başkanlığı, başbakan, Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili koltukları dağıtılacak.

Siyasi bulmacaları çözmek için biraz yapboz oynayalım.

***

Önkabuller: a) Erdoğan, Gülenle icra derecesinde bir iktidar/güç paylaşmaz; b) Cumhurbaşkanlığına, başkanlık/yarı başkanlık sistemiyle geçmek ister; c) Mutlak liderliğini sürdürmek için Köşkten Başbakanlıkı ve parti başkanlığını da tayin ve yönetmek ister.

Erdoğan bu koşullarla Köşkü istiyor. Hesabına göre, 5 yıl sonra oradan inecek, yeniden Başbakanlıka binecek ve 2023e başkanlık sistemi söz konusuysa başkan ya da başbakan olarak girecek! Bu süre sonunda herhalde paralarda ve devlet duvarlarında da resmini görmeyi düşlemektedir. Hutbe okumak falan olur mu, bilemem.

ABDnin Erdoğanın arkasında varsayıldığı bu koşullarda, cemaate daha büyük ekmek yoktur. Dahası, cemaatın tabanı epey Erdoğanlaşabilir de.. (Halk seçimlerde ne der, hangi olaylar bütün bu hesapları, oyunları bozar, başka konu.)

***

İkinci senaryo: Erdoğan umduğu anayasa değişikliğini gerçekleştiremez. Ya bugünkü yetkilerle Köşke çıkacaktır (Düz cumhurbaşkanı!) ya da umumi arzu üzerine parti tüzüğünü değiştirip yeniden seçimlere girecek ve Başbakanlıkta kalmayı planlayacaktır.

Düz cumhurbaşkanı olarak Köşke çıkarsa, parti başkanlığını ve Başbakanlıkı ya sıkı kazığa bağlayacak ya da büyük uzlaşma-anlaşmayapacaktır. Bu ikisi aynı şey de olabilir!

Sıkı kazığa bağlamak, partiye ve Başbakanlıka yüzde yüz emin adamlarını getirmektir. Bu, Köşkten yönetimin kapısını açık tutar. Bu senaryoda Güle yer yoktur! Binali Yldırım, Babacan, Davutoğlu ve daha birkaç isme roller dağıtılır.

Bu durumda da cemaate fazla ekmek yoktur!

Büyük anlaşma-uzlaşma ise, Erdoğanın yüzde yüz emin adamlarıprojesinin AKP içinde derin sorun çıkarması durumunda gündeme gelir. Bu proje, Gül ile geleceği de kapsayan makam değiş tokuşu anlaşmasıdır. Bu durumda, Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra, Gül için bir milletvekili seçimi yapılması gerekir. Belki geçiş için bir ara başbakan olabilir. Bu senaryoda Gül başbakanlık yetkilerini Köşke sormadan istediği gibi kullanır.

Böyle bir anlaşma parti içinde gerçekleşeceği için, cemaate yine ekmek yoktur! Anlaşmada itiş kakışlar olabilir, ama herkes belirli bir yalpalama marjıyla çizgide durur! Fakat, yine de, beklenmedik olaylar patlayabilir ve oyun bozulabilir. Siyasetin doğası gereği...

***

Üçüncü senaryo: Erdoğan düz cumhurbaşkanı olarak Köşke çıkar. Ama parti başkanlığı ve Başbakanlık için bir anlaşmadan çok rekabet kuralları işler. Veya olaylar bütün anlaşmaları patlatır. B. Arınç büyük siyasi rol istemekte. Liderliğe soyunanlar, ittifaklara girer. Cemaat de bir ititfak gücüdür. Makamları ve yeni liderleri ittifakların belirleyeceği ve Erdoğanın engel olmak isteyeceği kaotik bir süreç başlar.

Cemaat, söyleyeyim, ancak anlaşmazlıklarda, ittifaklarda yeni bir oyun sahası yaratabilir kendisine.

Gülencilerin Erdoğana durmadan saldırısının ardında, bu olgu yatıyor. Erdoğanı gözden düşürebildikleri ölçüde, parti içinde yeni liderliklerin ortaya çıkmasına ve dolayısıyla cemaatle güçlü işbirliğine kapıları aralayabilirler!

Yani iktidar seçenekleri için tek ekmek kapıları, AKPnin Erdoğana dayanan liderlik yapısının parçalanmasıdır.

İyi midir - kötü müdürü hiç tartışmıyorum! Birileri yahu bu parçalanma iyi olur diyebilir. Veya, öncelik cemaatin iktidardan tasfiyesindedir de diyebilir!

***

Önümüzdeki dönemde, Cumhurbaşkanlığı atakları için, Erdoğandan sevimlilik gösterileri bekleyebiliriz. Gazeteci arkadaşlarımız ve içerideki milletvekillerimizin özgürlükleri için yumuşayabilir. Ergenekon ve Balyozda da Erdoğan birlik beraberliği öne çıkarabilir. Ahmet Şıkın beni başbakan serbest bıraktırdı sözünü bu çerçevede değerlendirelim.. Ben yenilerini bekliyorum bugün yarın!..

Doğal süreç, aslında, cemaate artık ekmek olmadığı yönünde işliyor... Adamlar, yargıdaki düzenbazlıklardan bile hâlâ vazgeçmiyor. Aslında suçu AKPnin (ve kullandıkları bazıliberal- gazeteci kılıklıların) üzerine atarak, bu işten sıyırmanın strateji ve belgelerini hazırlayabilirler! Ama, zor dostum zor..

Cemaat bence yükselişinin pik noktasına ulaştı ve grafik aşağı yöneldi. Her yükselişin bir düşüşü var. Cemaat, yükselişini siyasi taktiklere borçlu, düşüşü de aynı yolla olmakta. Dünya işi böyle! Bu düşüş hızlı mı olur, ivmesi ne olur? Erdoğanın hamiliğini kabul etmek, ellerindeki postları korumanın yolu olabilir.

***

Gelelim önemli nokta senaryoya: Erdoğanı yıpratmayı sürdürürler. Erdoğanı dinlediklerine ve ellerinde Başbakanı yıpratacak bilgi ve belge olduğuna ilişkin duyumlar var. Cemaatin yazarları veryansın halindeler. Özellikle ÖYMler konusunda.. Orduya birlikte yaptıkları tezgâhı, cemaat Erdoğana karşı kurabilir mi?

Bu henüz ortada olan bir olasılık. Cemaat siyasi mücadeleden vazgeçmiyor: Amaç Erdoğanı ülke yönetiminde tam bir topal ördek durumuna düşürmek, itibarını zedelemek ve parti içinde liderlikler yaratmaktır. Parti ve hükümet içinde yandaşları vardır!

Gülenin gelmemesi ve mücadeleyi sürdüreceklerine ilişkin meydan okumalar, bu olasılığı ortada tutuyor.

(Cumhuriyet)

Orhan BURSALI | Tüm Yazıları
Hits: 1244