Sızı

~ 14.06.2012, Ali MERT ~

Okumadan nereden bilecektim ki, muhterem Elias Canetti üstadımızın neredeyse ömrünü verdiği muhteşem “Kitle ve İktidar” çalışmasının temel kavramlarından biri olduğunu.

Okudum, kaldım... Okudum, kaldı… Sızı!..

Demek sadece bir şarkı sözü değilmiş, “Kalırsa, bir derin sızının kalması”. Beton gibi bir gerçekmiş; iktidarların, iktidar ilişkilerinin, emirlerin ve itaat etmelerin bıraktığı… Kaldı… Sızı!..

Sızı. Aileden başlayan, devlete uzanan… Sızı. Tüm (iktidar) ilişkileri(ni) sarıp sarmalayan… Sızı. İktidarda kalan… Sızı. İktidardan kalan… Sızı. İçimizde hep kalmanın, içimizde hep durmanın iktidarı! Kaldı… Sızı!..

Sızı. Çocukluğumuzun bıraktığı… Sızı. Çocukluğumuzun acısı... Sızı. Çocuklukta aldığımız – zorunlu – emirlerin bıraktığı… Sızı. Çocukluğun biriktirdiği, hiç unutamadığı, bilincin altına attığı ama sık sık da geri çıkardığı acısı… Sızı. Acı.

Sızı. Çocuğun emirlerle ilk karşılaşması… Çocuğun ilk itirazlarla karşılaşması… Sızı. Çocuğun ilk hayal kırıklıkları… Sızı. İlk baş ağrısı... Sızı. Ömür boyu karın ağrısı... Sızı. İlk göz ağrısı… Sızı. İlk ağrı… Sızı. Ağrı.

Sızı. İktidarların bıraktığı… Sızı. İktidar olmanın mutlaklığı… Sızı. Mutlak iktidarların bıraktığı… Sızı. İktidarların mutlak olarak kafamıza attığı... Sızı. İnsanların muğlak bir biçimde içine attığı… Sızı. İktidarların artığı.

Sızı. Yoksun hayatlarımızın sancıları… Sızı. İşimizin, emeğimizin, yoksulluğumuzun sancısı… Sızı. İşimiz, emeğimiz, yoksulluğumuz üzerinde yükselen iktidarların bıraktığı… Sızı. Emeğin artığıyla beslenen iktidarın artığı.

Sızı. Potansiyellerimizin gerçekleşmemişliği… Sızı. Sevdalarımızın yaşanmamışlığı... Sızı. Sözlerimizin söylenmemişliği… Sızı. Yarıda kalmışlığımız… Sızı. Yara… Sızı. Yarı.

Sızı. Emirlerin yankısı… Sızı. İtaatin yankısı... Sızı. Emirlere itaat etmenin yankısı... Sızı. Yankı... Sızı. Acıtır da... Sızı. Yangı.

Sızı. İnsanın kaderini eline alamaması… Sızı. Emirler karşısında çaresiz ve iradesiz kalması… Sızı. Zorluklarla – mücadele ederek – başa çıkamaması… Sızı. Zorunluluğu fark edip razı olması… Sızı. Zorunluluk… Sızı. Yazgı.

Sızı. Aldatılmanın bıraktığı… Sızı. Aynı anlama gelmek üzere aldatmanın da... Sızı. Her türlü yaralayıcı... Sızı. Şairin “seni düşünmüyorum, düşüncem sende kalmış” dediği… Sızı. Başkalarının bıraktığı... Sızı. Bir başkası… Sızı. Hep bir başkası… Sızı. Başkalarının bıraktığı acı.

Sızı. Asıl yalnızken mi yaşanır sahi?.. Sızı. İnsanın yalnızlığı... Sızı. Yapayalnızlığı... Sızı. Cehennem, hep başkası… Sızı. Başkaları… Sızı. İnsanın katı hali... Sızı. Uçucu hali… Sızı. Sıvı hali... Sızı. İnsanın her hali… Sızı. İnsanın ıssızı.

Sızı. Proust tarafları… Sızı. Swann’ların tarafı, Guermantes tarafı... Sızı. Bastırdıklarımızın bıraktığı... Sızı. Freud tarafları… Sızı. Her ne kadar başka sözcüklerle anlatsa da, Freud’un da anlatısı... Sızı. Freud’un da zırıltısı.

Sızı. E ama, adam haklı… Sızı. Nereye kadar zaten hep bastır, bastır, bastır… bu zırıltıyı?

Sızı. Kendin de bir sızı yaşatana kadar mı?.. Sızı. Acıların karışıklığı, yok öyle değil, acıların karşılıklılığı, iktidar bağlamında olası, ilişkiler bağlamında olanaksız mı?.. Sızı. En iyisi unutmaya çalışmalı… Sızı. Ama unut(a)mamalı… Sızı. İnsanı hep diri, hep zinde tutmalı.

Sızı. Yaa, işte böyle Mehmet ağa, budur en fenası; sızıyı yaşayanın, kurtulması için bu sızıdan, gerekliymiş başkasına da sızı yaşatması… Sızı. Kişisel yahut kitlesel deşarj olması… Sızı. Sızlanmamalı… Sızı. Yaşa(t)malı.

Sızı. Yaşadığımız moral bozukluklarının, yaşadığımız hayal kırıklıklarının… Sızı. İsteyip de yaşayamadıklarımızın bıraktığı… Sızı. Bu rezil düzeni kabul etmenin… Sızı. Bu rezil düzende kabullenmenin… Sızı. Sıkıya gelememenin… Sızı. Haykır(a)mamanın… Sızı. Çığlık at(a)mamanın bıraktığı…

Sızı. İtaat edenin çığlıksızlığı.

Sızı. Her temas iz, her emir sızı mı bırakır?.. Sızı. Her beraberlik?.. Sızı. Her ayrılık?.. Sızı. İlişkilerimizin akıntısı.

Akıntı, sıkıntı, sızıntı, ağrı, acı, sancı, sanrı... ıııııııııııııı-h… Sızı. Sadece sızı!

Fiziksel kanama, manevi yara, ruhsal acı, psikolojik yarık, gönül yarası, aşk acısı, kalp sancısı, can sıkıntısı.... ıııııııııııııı-zzz, vızzz, vızzz, vızıltı…

Sızı. Sadece sızı!

Sızı. Bir derin sızı kalır… Sızı. Hiç yüzeysel olmaz mı?.. Sızı. Hafif ve ince bir ağrı... Sızı. “Ağrın, sızın var mı” derken, hep yüzeyde kalmaz mı?..

Sızı. Kalmazmış işte orada, illa derine işlermiş... Sızı. İçten içe hep ilerlermiş... Sızı. Canetti’nin anlatığı… Sızı. İnsanın sırrı... Sızı. Izdırabı.

Sızı. Bir derin sızı kalır... Sızı. Kanatır... Sızı. Bir derin sızı kaldı… Sızı. Kanattı… Sızı. İşte böyle kanamalı, acılı, sancılı, ağrılı, ızdıraplı… ilerlerken, pek de arabesk gelmiyor mu tınısı?.. Sızı. Madem öyle “aaaaah, aşk yarası” da demeli, tam olmalı… Sızı. Madem öyle, sızım sızım sızlamalı… Sızı. Kaçıııııııın, yazar arabeske bağladı… Sızı. Arabesk yazı… Sızı. Yazı… Sızı. Bırak artık saçmalamayı!

Sızı. Sızlar durur yıllar boyunca…

Sızı. Sızlar durur yollar boyunca…

Sızı. Hayat boyunca…

Ölüm… Sızının sonu. Ölüm… Son sızı.

(SolHaber)

Ali MERT | Tüm Yazıları
Hits: 1072