SARKOZY GİDİNCE, MERKEL DIŞINDA HERKES RAHATLADI

~ 30.05.2012, Aydın CINGI ~

Fransa, 2012 ilkbaharında cumhurbaşkanlığı seçimi yaptı. Yeni Cumhurbaşkanı Hollande’ın gelişi, daha doğrusu eski Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin gidişi, başta Türkiye, tüm dünyada bir rahatlamaya yol açtı. Türkiye’nin rahatlaması birden fazla nedene dayalıdır.

Öncelikle dost ve müttefik bir ülkenin başında ülkelerine karşı sürekli hasmane bir tutum takınan birinin olmaması, Türkler üzerinde Fransa gibi bir dost ülkeye karşı yatıştırıcı etki yapmaktadır. Gerçekten de Sarkozy’nin, beş yıllık görevi boyunca Türkiye’ye karşı gösterdiği düşmanca davranış, aynı savunma örgütünde yer alan iki müttefik devlet arasında dünya siyasal tarihinde örneğine hemen hemen hiç rastlanmamış türden bir ayıptı. Öte yandan, Türkiye için AB üyeliği bundan böyle daha olası bir perspektif edinecektir. Çünkü Sarkozy yönetiminin bloke ettiği bir dizi müzakere bahsi artık açılabilecektir.

Ben Türkiye-Fransa ilişkilerinin düzelmesini, salt “Ermeni soykırımının” yadsınmasını yaptırıma bağlayan yasa tasarısının gündemden kaldırılmasına endeksleyenlerden değilim. Esasen Sarkozy’e karşıtlığım da, bu politikacının, Fransa anayasasına aykırılığı tescillenmiş bu yasa tasarısını ille de uygulamaya sokma ısrarından kaynaklanmıyordu. Onun kişiliğinde ve politikasında gözlemciyi irkilten, kibri ve her türlü zarafetten yoksun hoyrat üslubuydu. Aslında Hollande da, Sosyalistleri çoğunun desteklediği bu yasa tasarısını parlamentoya benimsetme çabalarından vazgeçeceği yolunda bir vaatte bulunmuyor. Ancak bu yönde eski cumhurbaşkanı gibi militanca çabalar harcamayacağını belli eden yeni cumhurbaşkanı, Türkleri kendi içlerinde bir yüzleşmeye çağırır nitelikte bir söylem benimsiyor. Türkiye’nin değerini ve dostluğunun önemini her fırsatta kaydediyor.

Hollande’ın seçilmiş olması, biz Türklerden başka, her ırk ve dinden Fransız yurttaşını da huzura kavuşturmuşa benziyor. Uç sağdan oy kapma hevesiyle göçmen karşıtı, aşırı güvenlikçi hatta ırkçı politikalar izleyen Sarkozy artık iktidarda değil. Bu yurttaşlar da, Fransa Cumhuriyeti’nin koruyucu kanatları altında kendilerini geçen beş yıla oranla çok daha güvende hissedebilecekler. Öte yandan Avrupa, içinde bulunduğu bunalım ortamında kritik dosyaları dingin bir hava içinde inceleyip sonuçlandırma durumunda. Diplomatik çevrelerce de bilindiği üzere, Sarkozy’nin çok değişken ve bazen de tutarsız stili, pek çok Avrupa hatta Atlantik ötesi yöneticinin sakin çalışma düzeni ile bağdaşmıyordu. Onlar da Fransa’nın en üst yönetimindeki bu değişiklikten memnunlar.

Saptanacağı üzere herkes mutlu; yeni Fransa Cumhurbaşkanı’nın ilişkileri, yalnızca Sarkozy ile çok iyi anlaşagelen Alman Şansölyesi Merkel ile ciddi sürtüşme potansiyeli taşıyor. Merkel’in sıkı maliye anlayışı ile Hollande’ın Avrupa’ya “büyüme” politikaları önermesi, birbiriyle çelişir nitelikte. Esasen AB’nin iki en büyük ülkesi arasındaki bu anlayış farkından çıkacak ortak politika, başta Yunanistan, tüm Avro bölgesinin hatta bütün AB’nin geleceğini belirleyecek.

Aydın CINGI | Tüm Yazıları
Hits: 1115