Milli irade hapis yatmaya devam edecek

~ 16.05.2012, Güngör MENGİ ~

Milli irade kutsal bir kavram olarak yüceltilmeye ama tutuklu milletvekilleri de hapiste çürümeye devam edecek!

Uzun bir süre bu çelişkiyi yaşayacağız gibi görünüyor...

İktidar sözcüleri başta meseleyi “Bizim sorunumuz değil” diye koyunca haklı olarak ayıplandılar.

Çünkü bu bir demokrasi ve milli irade sorunu idi.

Çünkü bundan daha özlü bir milli irade sorunu olamazdı.

AKP, muhalefet partilerinin üstünde uzlaşacakları bir ortak çözüme katılabileceğini söylemek zorunda kaldı.

Muhalefet CMK’nın 100’üncü madde değişikliği üstünde uzlaşarak sürpriz yaptı.

Muhalefete göre “İktidar gerçekleşmeyecek bir hedef koyduğunu sanmıştı. CHP, MHP ve BDP’nin uzlaşacaklarına asla inanmıyordu. Şaşıp kaldılar ve maske düştü.”

Yargı bağımsız olsa...

MYK tutuklu milletvekilleri için özel yasal düzenleme formüllerine kapıyı kapattığını belli ettikten sonra dün Başbakan da “Bu işin formülü olmaz. Anayasa’nın 14’üncü maddesi çok açık net ortada” dedi.

Anayasa’nın bu maddesi “temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılması”na karşı önlem getiriyor.

İktidara göre muhalefetin önerdiği çareye başvurulması halinde PKK elebaşı Karayılan’ın bile milletvekili seçilebilmesi mümkün olacaktır.

MYK açıklamasında şu ifade yer alıyor:

“Mahkemelerin bu konuda kararını vermesini beklemenin çok daha doğru olacağı şeklinde bir sonuca varılmıştır.”

Aslında hâkimin vicdanına güvenmek bu meselede en sağlam çözüm yoludur.

Çünkü tutuklu milletvekilleri uzun zamandır hükümlü gibi hapis yatıyorlar.

AİHM içtihatlarına göre çoktan bırakılabilecekken bırakılmıyorlar.

“Mahkemelerin kararını vermesini beklemek” adalet için en güvenli seçenektir ama bu çözüm, yargının bağımsız olduğu bir düzen söz konusu ise geçerlidir.

Bugünün Türkiyesi’nde değil!

İktidarın “Tutuklu milletvekilleri bizim sorunumuz değil” savunmasına katılmak mümkün değildir.

Tek başına anayasa

Çaresizlik görüntüsü yaratmak inandırıcı olmuyor, ayıp oluyor.

Çünkü milli iradeye saygı adına en aşılmaz sanılan engel bundan dokuz yıl önce Tayyip Erdoğan için aşılmıştı.

Erdoğan 2002 genel seçimine yasaklı olduğu için girememişti.

Ama birkaç ay sonra sadece onun için anayasa ve yasalar değişti, özel seçim yapıldı ve “muhtar bile olamaz” denilen Erdoğan Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı oldu.

Milli iradeye samimi bağlılığın aşmayacağı engel yoktur.

Meclis’teki ezici çoğunluğunu MİT Başkanı’nı yargı sürecinden çekip kurtarmak amacıyla sonuna kadar kullanan AKP iktidarının hapisteki sekiz milletvekili için kılını kıpırdatmaması samimiyet konusunda büyük bir boşluğun varlığını duyuruyor.

Bu tutum, iktidarın yeni anayasa sürecini korumak konusundaki samimiyeti için de kötü bir işaret..

Bir yandan tutuklu milletvekillerinin çözümsüzlüğe mahkûm edilmeleri, öte yandan başkanlık sistemi dayatmaları uzlaşma ortamında anayasa yapma umutlarını da zayıflatacaktır.

Kutuplaştırmacı tartışmalardan beslenen AKP acaba anayasayı tek başına yazma hevesine mi kapılmaya başladı?

(GazeteVatan)

Güngör MENGİ | Tüm Yazıları
Hits: 1111