Deniz'lerin İdamına Giden Yol

~ 06.05.2012, Mustafa BALBAY ~

Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslanın idamının üzerinden 40 yıl geçti. Deniz’lerin avukatı Halit Çelenkle

yaptığımız ve kitaplaştırdığımız söyleşilerin ışığında idama giden sürecin ana halkalarını paylaşalım...

1- 12 Mart 1971de başlayan ara rejimle birlikte Deniz Gezmiş 18 Martta, Hüseyin İnan 23 Martta, Yusuf Aslan 5 Nisanda tutuklandı. Daha yargılama başlamadan sıkıyönetim mahkemelerine yazılan yazılarla, kararların nasıl verileceği gösterildi.

Buna göre belli bir siyasal görüşe sahip kişiler, Türkiyenin neresinde, ne tür eylemler yaparlarsa yapsınlar; bu, anayasayı ortadan kaldırmaya girişmenin delili olarak kabul edilecekti.

Örneğin, Adanada gösteri yapmakla Ankarada banka soymaya girişmek aynı amaca dönük eylem olarak kabul edilecek, cezası da idam olacaktı.

2- Günün olağanüstü baskı koşullarına karşın kimi mahkemeler bunu hukuki bulmadılar. Hukukun temel ilkelerinin ihlaline göz yummayacaklarını yargılama sürecindeki tutumlarıyla ortaya koydular.

Kimi mahkeme üyeleri bu nedenle sürüldü. İstanbul Sıkıyönetim Mahkemesi heyet olarak böyle düşündüğü için tümüyle ortadan kaldırıldı.

Bunun üzerine öteki mahkemeler daha fazla direnemediler. Kimi mahkemeler de zaten bu yönde yargılama yapmaya çok hevesli üyelerden oluşuyordu. Denizleri yargılayan Ankara 1 Nolu Sıkıyönetim Mahkemesi gibi.

***

3- Denizlerin hüküm giymesi 2 ay 10 gün sürdü. 7 ay da onanma, itiraz, Meclis aşamaları devam etti.

Mahkeme 18 kişi hakkında idam kararı verdi. Askeri Yargıtay, sadece asli faillerinidamına onay verdi, sayıyı 3’e düşürdü.

Mahkeme, hafifletici nedenuygulayıp idamı ömür boyu hapse çevirme hakkını Meclise bıraktı. Böylece ana sorumluluk Meclisin üzerinde kaldı.

4- TBMM o dönem Meclis ve Senato olmak üzere iki kanattan oluşuyordu. İdamın infaz edilmesi için iki kanatta da oylanması gerekiyordu.

İşte bu aşamada olağanüstü hızlı bir trafik yaşandı. Mecliste çoğunluğu bulunan Adalet Partisi (AP) grubundaki ağırlıklı hava şuydu:

Bir an önce kararın Mecliste oylanıp kabul edilmesi, dönemin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunayın da onayından sonra 3 gencin asılması ve böylece 1960taki 3 idamın, Mendereslerin öcünün alınması.

Bu havadaki Meclis, idamı ertelemek bir yana, öne aldı. 30. sırada olan Denizlerin dosyası ivedilikle1. sıraya çıkarıldı.

Dosya Meclise geldiğinde CHPlilerin hayır oyları yetmedi; 53e karşı 238 oyla kabul edildi. Senatodan da 36ya karşı 105 oyla geçti.

5- Sıra Cumhurbaşkanlığına geldi. İdam kararının yerine getirilmesini öngören yasanın Çankaya Köşkünün onayından geçmesi gerekiyordu.

16 Mart 1972de Meclisten geçen yasa hemen Köşke gönderildi. Cumhurbaşkanı Sunay, hukukçulardan mütalaa istedi. O sırada Köşkün de hukuk danışmanı olan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Faruk Erem 22 Mart günü mütalaasını verdi. Prof. Erem, Bu infazın telafisi imkânsızdır, kargaşa yaratır. Meclisin yetkisi ölüm cezasını yerine getirmekte değil, getirmemekte toplanırdiyordu.

Sunay da 23 Mart 1972de ivedilikleonayladı.

İdama giden yolun sonuna gelinmişti.

6 Mayıs 1972de darağacı kuruldu.

***

Kitaba da tam metnini koyduğum Prof. Eremin mütaalası, hukuksuzluklar zincirine karşı son bir hamleyi içeriyordu.

Oysa idam, ömür boyu hapse çevrilmek bir yana, ertelenseydi her şey değişebilirdi. 2 yıl sonra, 1974 genel affıyla tıpkı ağır hapis cezalarına çarptırılan arkadaşları gibi Denizler de serbest kalabilirdi.

Bir köşe yazısının boyutları içinde özetlemeye çalıştığımız bu süreçten çıkarılacak pek çok ders var.

Eğer devlet hukukun üstüne oturmazsa, duruma göre yasa yapmayı hukuk sanırsa, yıllarca kapanmayacak, çok ağır sonuçlar doğuracak yaralar açılabiliyor.

Geçmişten sadece siyaset malzemesi değil, ders de çıkarmak gerekir.

(Cumhuriyet)

Mustafa BALBAY | Tüm Yazıları
Hits: 1248