İki Sandık Bir Koltuk

~ 22.04.2012, Mine KIRIKKANAT ~

Bugün birinci turu yapılan Fransa cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılan 10 adaydan 3ü kadın.

İşçi Savaşımının komünist yönderi Nathalie Arthaud, 42 yaşında bir sendikacı. Salt egemenlerin sorunlarıyla ilgilenen burjuva politikacılara karşı, üreten sınıfların varoluş hakkını istemek ve almakiçin seçimlere katılıyor.

Ulusal Cephenin önderliğini babasından devralan aşırı sağ milliyetçisi Marine Le Pen, 44 yaşında bir avukat. Fransaya kaçak giren göçmenleri ve suç işleyen yabancıların tamamını kapı dışarı etmeye kararlı. Yabancı kabulünü önleyeceğim, çifte vatandaşlıkları iptal edeceğim ve Fransada gerek istihdam, gerekse sosyal yardım ve konut tahsisinde Fransızlara öncelik vereceğim diyor.

Oysa Yeşiller Partisinin adayı Eva Jolynin salt kimliği bile, hem aşırı sağcı Marine Le Pene anlamlı bir yanıt, hem de Avrupa Birliği nedir, ne işe yarar sorularının en kısa karşılığı sayılır: 69 yaşına bana mısın demeyen Eva Joly, hem Fransız, hem Norveçli, çifte pasaportlu bir AB yurttaşı. Emekli olmadan önce Fransada yolsuzluğa karışan politikacıların korkulu rüyası ağır ceza yargıcı olup; Norveç, İzlanda ve Madagaskar hükümetlerinin yolsuzlukla mücadelede hukuk danışmanıydı. Fransızlara, Çevreye saygılı örnek bir cumhuriyet ve dünyayı değiştirecek federal bir Avrupa kurmayasöz veriyor.

***

Üç kadın arasında, 2002de Sosyalist Parti adayı Lionel Jospini sadece 200 oyla geride bırakıp ikinci tura kalan babasının sürpriz başarısını tekrarlayabilecek biricik aday, Marine Le Pen. Ancak finalde, tüm aşırı sağ karşıtları birleşip, kim olursa olsun rakibine oy verecekleri için onun da cumhurbaşkanı seçilmesi -şimdilik- olanaksız.

Kamuoyu yoklamalarına bakılırsa, ikinci tura sağın şimdiki cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ile Sosyalist Parti adayı François Hollande kalacak ve sonuçta Hollande cumhurbaşkanı seçilecek. Ancak Türkiyede bizzat yaşadığımız gibi, ekonomik kriz süreci ya da hemen sonrasında sandık başına giden halk, krizi iyi yönetmiş olan siyasal erki bile yeniden seçmiyor. Mutlaka değişiklik istiyor ve sıktığı kemerin deliğini, iş başındaki sıktırana ödetiyor.

İşte bu yüzdendir ki, ben bir sürpriz bekliyor, ancak nasıl bir sürpriz olacağını kestiremiyorum. Sarkozy birinci turda elenebilir. Sosyalist Hollandeın karşısında Marine Le Pen ya da François Bayrou kalabilir. İktidarı Al! sloganıyla komünist solu yeniden şahlandıran Jean Luc Melenchonun bu ikisini geçebilmesi olanaksız görünüyor, ama olursa gerçekten büyük sürpriz, çünkü Fransada devrim olur!

Benim mantıklı umudum, Sosyalist Parti adayı Hollande. Karizması yok, ama dengeli ve deneyimli, gerçek bir devlet adamı. Gelsin kurtarsın Fransayı Türk düşmanı ve finans dünyasının uşağı Sarkozyden Ama Fransız yurttaşı Türklerin büyük çoğunluğu, Ermeni soykırımını inkâr yasasına karşı aldığı açık ve net tavırdan dolayı, Bayrouya oy verecek.

***

François Bayrou, 2007 seçimlerinde benim de favorimdi. Gerçekten de adayların en ilkeli cumhuriyetçisi, en demokrat, en ABlisi. Ne var ki partisi MoDemi ulusal düzeyde bir güç haline getiremedi. Zaten geçen hafta TV5Mondeda François Bayrouyu sorgulayan yabancı gazeteci olarak, böyle bir soruyla dağıttım kendisini: Ulusal birlik öneriyor, birlik olan bir ulusun tüm zorlukların üstesinden geleceğini ileri sürüyorsunuzdedim. “2007’den beri partisini oluşturamamış biri için ulusu birleştirmek biraz zor değil mi?

Sorum, François Bayrouyu kızdırdı. Ama iki haftada iki Fransız cumhurbaşkanı adayına yönelttiğim eldivensiz sorular, TV5Mondedaki çok uluslu meslektaşlarımın beğenisini kazandı. Ne oldu, merak ediyoruz...diye yazanlarınız için anlatıyorum, bunları. Sanırım siyasal erk tarafından övülmekten daha çok, meslektaşlarının takdiri onurlandırır, bir gazeteciyi.

Bakalım Fransız halkı, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunda hangi ikiliyi umutlandıracak ve 6 Mayısta kimi onurlandıracak?

‘G’ NOKTASI

2008 yılından bu yana şahsıma yönelik çirkin ve düzeysiz hakaretlerle hakkımda iftira kampanyası yürüten Yılmaz Dikbaşa karşı açtığım manevi tazminat davasını, İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.11.2011 tarihli kararıyla kazandım.

Ermeni kardeşlerimizden özür metnine imzam karşılığında ABden 70 bin Avro aldığım iftirasını, Pigallede fahişelik yaptığım fantazmıyla süsleyen ve asıl meşgalesi de zaten özellikle Rusya ile turizm ticareti olan Yılmaz Dikbaş, kararı temyiz etti. Yargıtay, asliye mahkemesinin öngördüğü tazminatı azaltınca, davayı kısmen kazandığını ileri sürecek kadar da kendini kaybetti.

Sonuç: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 30 Mart 2012 ve 2012/3201 Nolu hükmüyle, Yılmaz Dikbaşın yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddine karar verdi ve davayı lehime sonuçlandıran asliye hukuk mahkemesinin kararını onadı.

Dostlarımın bilgisine...

Tokat daima yanağın

biçimini alır.”

ROGER STEPHANE

(Cumhuriyet)

Mine KIRIKKANAT | Tüm Yazıları
Hits: 2307