Bizim savaşımız değil!

~ 08.04.2012, Güngör MENGİ ~

Halkını kan ve ateşle boğan bir despot için yalan söylemek işten değildir.

Nitekim tanklarını geri çektiğini söylemesine rağmen Esad’ın bildiğini okumaya devam ettiği anlaşılıyor.

Şam’daki ABD Büyükelçisi dün internet aracılığıyla Esad’ın yalancı bir cani olduğunu uydu fotoğrafları eşliğinde kanıtladı.

Türkiye’ye yönelik mülteci akınında görülen patlama da zaten hava fotoğraflarının anlattıklarını tamamlıyor.

Esad bu gücü, cüreti kimden, nereden alıyor?

Gaza gelmeyelim

Tabii öncelikle Rusya, Çin ve İran’dan alıyor.

Obama’nın seçime giderken savaş istememesi ve bu siyasetin NATO’yu da işlevsiz bırakması, diktatörün dayanma gücünü arttırıyor.

Sonra... Binlerce insanın kanına bulaşmış o elleri hiçbir barış yıkayamaz. Kaddafi’nin akibetine mahkûm olmaktan kurtuluş yok Esad için.

Nusayri komutanları ve askerleri için de öyle.

İşte bu mecburiyetler olduğundan daha güçlü bir canavar yaratıyor.

Evet; Türkiye bu vahşetin seyircisi olarak kalamaz. Doğru ama uluslararası hukukun ve ulusal çıkarlarının belirleyeceği sorumluluğun sınırlarını da aşamaz, aşmamalıdır.

Ortadoğu’da Türkiye’yi askeri müdahaleye teşvik eden güçlerin ön safında Müslüman Kardeşler geliyor.

Diplomatik gücümüz barış için her zaman devrede olmalı ama askeri operasyon söz konusu olduğunda yerimiz sadece BM veya NATO dayanışması olmalıdır.

Aksi halde Suriye’nin er geç sürükleneceğinden korkulan mezhep savaşının en büyük suçlusu durumuna düşeriz ki böyle bir töhmet Başbakan Erdoğan’ın hayal ettiği bölgesel liderlikten Türkiye’yi sonsuza dek mahrum eder.

Ne zaman savaşırız?

“Müslümanlar ölürken ve evlerini, yurtlarını terk ederken seyirci mi kalalım?”

Irak’ta daha çok insan öldü, daha fazlası Türkiye’ye sığındı. Onlar Müslüman değil miydi?

Geçen gün Başbakan Erdoğan, 1940’ların dünyasına Cumhuriyet gazetesi arşivi yardımı ile geri dönerek Cumhurbaşkanı İnönü’yü, onun şahsında CHP’yi kötüledi.

Sebep de insanlığı 2. Dünya Harbi felâketine sürükleyen faşist diktatörle arasında yaşanan mesaj trafiği..

Bu iletişim, İnönü’nün ve onun şahsında tek parti iktidarının suçlu olduğunu mu ispatlar? Hayır..

En dürüst tanık tarihtir ve tarih de İnönü’nün 2. Dünya Savaşı’na sürüklenmekten ülkesini koruduğunu yazıyor.

Çünkü en yakın silâh arkadaşı ile aynı şeyleri düşünüyordu savaş hakkında.

Atatürk’ün şu sözleri Türkiye’nin kaderine hükmetme sorumluluğuna erişmiş tüm siyasetçi ve devlet adamlarına da yol gösterici olmalıdır:

“Şu veya bu sebeple milleti harbe sürüklemek taraftarı değilim. Harp zaruri ve hayati olmalıdır. Hakiki kanaatim şudur:

Milleti darbe götürünce vicdanımda azap duymamalıyım. Öldüreceğiz diyenlere karşı, ölmeyeceğiz diye harbe girebiliriz.”

(GazeteVatan)

Güngör MENGİ | Tüm Yazıları
Hits: 1084