Biçer Döver, Seven Boğar

~ 14.03.2012, Mine KIRIKKANAT ~

Çocukları çok seviyorlar. Her aileden en az üç çocukistiyorlar.

Üçten fazlası, beslenemeyeni, sokağa atılanı, elma çalanı, taş atanı hapse tıkıp, dayakçı ve tecavüzcülerin sapık iradesine teslim ediyorlar. Suç ortaya çıkınca sorumluların yerini değiştirmekleyetinip, suçu ortaya çıkaran habercileri tutukluyorlar.

İşte Pozantı.

Ama öteki çocuklara çok değer veriyorlar.

Kızlar, âdet görmeden başını bağlayıp mümine, oğlanlar, sesi bozulmadan hafız olsun diye 9 yaşa ayarladıkları eğitim yasası yapıyorlar.

Hepsini Müslüman ve kindar, biçimliyorlar.

Çocuklar Allah korkusu, baba saygısıyla büyürse, erkeği erke, kadını erkeğe itaatkâr olur umuduyla, kul kuşaklar yetiştirmek peşindeler.

Çok sevdikleri çocuklara nasıl Müslüman ve kindar olunuru da, onları eğitmek için tekme tokat atarak, muhalif vekil döverek geçirdikleri yasayla gösteriyorlar.

İtaat emrettikleri gençliğe, emre itaat uğruna zorbalık yapılabileceğini öğretiyorlar.

Zaten itaat etmeyen, zorbaya ve zorbalığa karşı yürüyen, konuşan, pankart açan, yumurta atan ve protesto eden gençliği de gazlıyor, dövüyor, hapse tıkıyorlar.

***

Çünkü özgürlükten korkuyorlar. Özgür söylem, çıkarsız inanç, bağımsız düşünce, kadına erkeğe eşit insanlıktan nefret ediyorlar.

Çocuklar gençler çağdaş eğitilir, yurttaş olur, hesap sorar, sen kimsin der, hakkını savunur, diye ödleri kopuyor.

Özgürlüğün her biçimine, her alanda karşılar!

Tinsel özgürlük, tensel özgürlük en korkulu düşleri; çünkü ister istemez iş dinsel özgürlüğe varıyor ve kurulu düzeni, sultayı, diktayı, baskıyı sorgulatıyor, önünde sonunda.

Demokrasiyi öyle sevdiler ki, yiyip bitirdiler, kalmadı.

Özgür gazetecileri, terörist, darbeci, hırsız, tecavüzcüdiye içeri tıkıp, Hizbullahından PKKlisine pek çok terörist, hırsız ve tecavüzcüyü serbest bıraktılar. Kodaman hırsızlar, asıl darbeciler, zaten serbestti, yine serbestler

***

Tarihle yüzleşmekte, tarihleri var. Antikalaşmış olmayanına, tarih demiyor gibiler, ama antikalık algıları da biraz antika.

1915’teki Ermeni tehciri, soykırım olmamış oluyor.

Ama 1992deki Hocalı katliamı, soykırım oluyor.

1938’deki Dersim katliamı dosyası açılıyor, ama 1993te Sivastaki Madımak katliamı dosyası kapanıyor.

1938’lik Dersim, zamanaşımına bana mısın demiyor, antika eser. 1993lük Madımak failleri henüz yaşadığından, eser antika sayılmıyor. Katliam, tazelikten zamanaşımına uğratılıp, suçluları cezalandırılamıyor.

Nasıl cezalandırılabilirler ki? Sevgili Melih Aşıkın 13 Temmuz 2011 ve Ali Sirmenin 13 Mart 2012de yayımladıkları veciz listede görüldüğü gibi, Madımak katliamının sanık avukatlarından bir ikisi değil, tam 19u, bugün ya AKP iktidarının bakanı, ya milletinin vekili, ötekiler de parti yöneticisi, üyesi ve AKP tarafından atanmış üst düzey görevliler

***

Çocuklar ve gençler nasıl seviliyorsa bu ülkede, kadınlar da öyle sevilip korunuyor. Zaten kadına taciz, tecavüz ve şiddet olgusunun üstüne de antika ve taze katliam dosyalarının üstüne gidildiği gibi, vitesi geriye takıp gaz verilerek gidiliyor. Sonuç: Yedi yıl önce öldürülen her 100 kadına karşın, bugün 1400 kadın öldürülüyor. Ama kimse endişelenmesin, 8 Martta yasa çıktı ya, artık bitecek kadın hacamatı

Artacak derken azalan haklarımız gibi.

Bollaşacak derken darlaşan özgürlükler gibi.

Kurulacak derken yıkılan hukuk devleti gibi.

Bulduk derken yitirdiğimiz demokrasi gibi.

Konuşacağız derken susturulduğumuz gibi.

Bin günlerdir hükümsüz tutuklu gazetecilerden birkaç meslektaşımız, 375 gün sonra serbest yargılanmak üzere hapisten çıkarılınca sevindiğimiz gibi, 106da 4 oranında sevineceğiz, sevindirileceğiz.

Nedim Şener, Ahmet Şık, Coşkun Musluk ve Muhammed Sait Çakırı sevgiyle selamlıyorum.

 

‘G’ NOKTASI

Cumartesi günü CHP Çankaya İlçenin 9. Olağan Kongresine Bahçelievler Mahallesinin delegesi olarak katıldım. Salondaki bir elin parmağını geçmeyen genç delegeler arasındaydım.

Divan Başkanlığına eski Ankara Belediye Başkanı Karayalçın oybirliği ile seçildi... Derken sırasıyla protokol sıralarında oturan kişilerin isimleri okunmaya başlandı... Eski X Belediye başkanımız da aramızda’, ‘eski Y federasyonu başkanı da geldiler’, ‘eski bakanlarımızdan falan feşmekân da buradalar’...

Yeni CHPnin eski yüzleri, yaşları 70’lere gelen kurtlar, sözde başlarına YENİ sıfatını koyarak, yeniden siyasette koltuk kapabilme telaşındaydılar... Hepsi de konuşmalarında gençliğe atıf yaptılar... Hatta kendileri perde arkasında durarak kızlarını ya da oğullarını, siyasette bir yerlere itme gayretinde olanlar da vardı...

401 kişiden oluşan Çankaya delegelerini tek tek, zamanında Sav grubunun belirlediği gibi masa başından belirleyen Çankaya İlçe Başkanı Sayın Mehmet Perçinin, 172 kişilik il delegasyonunun açıklanmasının ardından, tamı tamına 174 ilçe delegesi sandığa boş ya da yırtık oy atarak antidemokratik tavrı protesto ettiler... Yani masa başında yazılan delegelerin yüzde 45i bile, yapılan haksızlık karşısında sessiz kalamadı...”

ENGİN BALIM

Farkında olduğum için var oldunuz, vazgeçtiğim için bugün yoksunuz.

MEVLANA

(Cumhuriyet)

Mine KIRIKKANAT | Tüm Yazıları
Hits: 1923