"Terörün arka bahçesi"nde olmak

~ 29.02.2012, Nihat BEHRAM ~
İçişleri Bakanı böyle söyledi. Bakan’ın “Şiirle, resimle, yazıyla teröre destek veriyorlar!” türünden sözleri, sisteme ve iktidara muhalif sanat ve sanatçılara yönelik saldırıların işaret fişeği oldu. Daha doğrusu, zaten var olan baskı ve saldırıları misline katladı.
Türkiye Yazarlar Sendikası’nın, Yıldız Sarayı’nın arka bahçesinde, topu topu birkaç metrekarelik bir mekânı var.
TYS’ye boşaltması bildirilmiş. Evrakta Ertuğrul Günay’ın imzası varmış! ‘Arka bahçe’deki ‘müze belgeliği’nde sergilenen, bugün hayatta olmayan yazarların yapıtları, evrakları, eşya ve giysilerini cephanelik sanmış olmalılar!
Ataol Behramoğlu, TYS’ye yönelik bu girişimi kamuoyuna duyurduğu yazısında “Yazarlar sokağa mı atılıyor? Bu uygulama, TYS ile Bakanlık arasındaki protokolün iptali anlamı taşır ki, bu yasadışılığın dava konusu olacağını bilmiyorlar mı?” diye soruyordu.
Bilseler ne olur, bilmeseler ne? ‘Hukuk’un kimden yana işlediğinden iktidarın şüphesi mi var? Bence ‘hedefteki’ sanatçının, ‘sokağa atılmayı’ beklemeden sokağa çıkması gerekir!
Adamlar haklı! Başbakan Dolmabahçe Sarayı’nın ön bahçesinde kahvaltıya davet ediyor, bizimkilerin katılmaması yetmezmiş gibi bir de açıklama yapıyorlar: “Bizim yerimiz Başbakan’ın kahvaltısı değil, Tekel işçilerinin direnişiydi!” Hem de aynı gün, aynı saatte Rutkay, Tarık, Ataol, Edip, Mazlum, N.Saban, O.Aydın, Kaan, A.Nefes, N. Yavaşoğulları Ankara’da, Tekel direnişinde! Yani ‘arka bahçe’de! ‘Teröristliğin dik âlâsı’ değil de ne?
Şu ikide bir, seçim anketi ve  istatistikleri yapan kurumlar, bir istatistik de bu konuda yapsalar ya. Yani İçişler Bakanı’nın muhalif sanatçılardan kasıtla ‘Terörün arka bahçesi” diye attığı ‘sanat açılımı’ fişeğinden sonraki gelişmeler hakkında!
Sökülen heykellerden, kaldırılan oyunlara; kapatılan kültür kurumlarından, saldırı hedefi kılınan müzisyenlere; bütçeleri kesilen tiyatrolardan, tehdit edilen sanatçılara dek saysam bir değil bin yazılık yer tutacak! Demek ki ‘terörün arka bahçesi’ bir hayli kalabalık.
İşte güzel olan bu! Yani kalabalık olmak. Bardağa bu yanından, dolu yanından bakmak gerekir! Gerici baskılara, faşizme muhalif sanatçılık teröristlikse, şahsen beni, ‘arka bahçe’de olmak rahatsız eder! Ön bahçe varken! Hele bir de zulme, karanlığa, çağdışılığa, gericiliğe, faşizme, halk düşmanlığına karşı, o kalabalıkla, ‘ön bahçenin’ en ön cephesinde kol kola, omuz omuza, örgütlü ve kenetlenmiş olarak saf tutup umutlarımızın uğrunda dövüşürsek...
O zaman, halkı teslim almanın öyle kolay olmadığını görmekle kalmaz, neye uğradıklarını da şaşırırlar. Bunu kanıtlamak görevi, ilerici, devrimci sanatçıların boyun borcudur. Çünkü eylemsiz umut, karamsarlığı besler. Görev başına!
***
Dörtlük
Değiştir, bu senin elinde, kaderini değiştir
Alnının karasını umudun ışığıyla sil
Unutma, hayatı dövüşerek yatıştırman gerekir
Uğrunda dövüşülmeyen umut da çare değil

(Yurt Gazetesi)

Nihat BEHRAM | Tüm Yazıları
Hits: 1648