Yazarları Sokağa mı Atıyorsunuz?

~ 25.02.2012, Ataol BEHRAMOĞLU ~

Türkiye Yazarlar Sendikasının kuruluş tarihi 6 Şubat 1974tür.

Kurucuları arasında dünyaca ünlü Yaşar Kemal, Aziz Nesin gibi yazarlarımız da bulunmaktaydı.

Yaşar Kemalin kısa süreli başkanlığından sonra Aziz Nesinin başkanlığı sırasında Türkiye Yazarlar Sendikası ülkemizin başta gelen sivil toplum kuruluşları arasında yerini aldı.

Kim yazacak bilmiyorum, fakat belgelerden ve anılardan yararlanarak yazarlarımızın bu meslek örgütünün tarihi yazılmalıdır.

Bu tarih aynı zamanda ülkemizin yakın tarihinin de önemli bir bölümü demektir.

***

Yazarlar Sendikasının hangi çilelerden, sıkıntılardan, özverilerden geçerek bu günlere geldiği birkaç cümleyle anlatılamaz.

Adı sendikadır, ama yöneticilerinin herhangi bir ücret alması söz konusu olmadığı gibi, bütün yük tümüyle onların omuzlarındadır.

Üye ödentileri dışında bu örgütün beş kuruş geliri yoktur.

Yazarlar Sendikası gerçek anlamıyla bir gönüllüler örgütüdür.

İki dönem başkanlığını yapmış biri olarak bu gerçeği en iyi bilenlerden biri de benim.

***

Genel Merkezimiz önce Sultanahmette kiraladığımız birkaç metrekarelik bir odadan ibaretti. Daha sonra bir süre Tepebaşındaki bir binada sığıntı bir yaşam sürdürdük. Orada çıkan bir yangında sendikanın bütün evrakları ve eşyaları yandı. 1980 darbesinden Türkiye Yazarlar Sendikası da nasibini aldı. Açılan davanın aklanmayla sonuçlanmasından sonraki süreçte, Oktay Akbalın başkan, Demirtaş Ceyhunun ikinci başkan oldukları dönemde, sendika CHPli Belediyeden Kabataşta bir mekân kiraladı. Ödenemeyen kiraların birikmesi ve belediyenin el değiştirmesi sonucunda, sendika burayı da terk etmek zorunluluğuyla karşılaştı. Benim başkanlığım da bu sürece rastlıyor. Konut sıkıntımızı, dönemin Kültür Bakanı Fikri Sağlarla görüşmelerimiz sonucunda, bugünkü genel merkezimizi elde ederek aşabildik. Genel merkez derken, Yıldız Sarayı Dış Karakol Binasındaki yine birkaç metrekarelik bir odadan söz ediyorum

***

Öyle ya da böyle, gönüllüler örgütüo günden bu güne çalışmalarını bu birkaç metrekarelik odada da sürdürmeyi başardıCengiz Bektaşın başkanlığındaki TYS ve İstemihan Talayın bakanlığı sırasındaki Kültür Bakanlığı arasında yapılan bir sözleşmeyle de Dış Karakol Binasının arka cephesindeki Arabacılar Dairesi”, ülkemize bir edebiyat müzesi olarak kazandırıldı Bu edebiyat müzesinde, daha teknik adıyla müze-belgelikte, hayatta olmayan yazarlarımızın yapıtları, evrakları, eşyaları, giyim kuşamları muhafaza ediliyor, sergileniyor Birkaç gün önce, duvarlarını Dede Korkutlardan günümüze kadar gelmiş geçmiş yazarlarımızın resimlerinin, fotoğraflarının süslediği müze-belgeliği”, bu doğru dürüst ısıtılmaktan bile yoksun, loş, kimsesiz alanı gezerken, derin bir üzüntü duydum. Duvarlardan bana bakanlar, sanki resimler ya da fotoğraflar değil, her biri bu ülkenin edebiyatına, kültürüne nice emekler vermiş yazarların, şairlerin kendileriydi

Büyük bir üzüntü duydum, çünkü bu güne kadar sadece sendikanın özverisiyle ayakta tutulmaya çalışılan; devletten, başkaca kurumlardan herhangi bir destek görmeyen müzenin, şimdi de Kültür Bakanlığından gelen bir yazıyla boşaltılması isteniyor

***

Yazımın bu bölümünde Kültür Bakanı Ertuğrul Günaya seslenmek istiyorum.

Sayın Bakan; müze-belgeliğin boşatılmasınaolurimzanızı verirken, bu müzeyi bir kez olsun gezip gördünüz mü?

Hangi emeklerle, hangi özverilerle ayakta tutulmaya çalışıldığını sorup öğrendiniz mi?

Türkiye Yazarlar Sendikasının genel merkezi denilen o odacığa bir kez olsun uğrayıp, yöneticilerle konuştunuz mu?

Bu meslek örgütünün, yakın tarihimizin, kültür yaşamımızın nasıl ayrılmaz, onsuz olmaz bir parçası, gözbebeği, eşsiz bir ürünü olduğunu bilmemeniz olası mı?

Bunların da ötesinde,olurimzanızı taşıyan yazıyla TYS ve Kültür Bakanlığı arasındaki sözleşmenin (protokolün) iptal edilmesinin, söz konusu protokole (bu demektir ki yasaya) aykırı olduğunu, ısrarı durumunda dava konusu olacağını danışmanlarınız size söylemedi mi?

Sayın Bakan;müze-belgelikte kimseden bir destek görmeksizin korunmaya çalışılan; edebiyatseverlerin, daha da önemlisi öğrencilerin gelip gördüğü belgeleri, anıları, eşyaları sokağa mı atmak istiyorsunuz?

Bütün bunları, üstelik yasaya aykırı olarak yapmayı, yapabileceğinizi tasarladığınızı düşünmek bile istemiyorum.

Sizi bu konu üzerinde daha ayrıntılı ve sağlıklı düşünmeye, Türkiye Yazarlar Sendikasının günümüzdeki yöneticileriyle görüşüp konuşarak kalıcı ve gerçekçi çözümler üretmeye çağırıyorum

(Cumhuriyet)

Ataol BEHRAMOĞLU | Tüm Yazıları
Hits: 2017