Soykırımdan Soykırıma Giden Yollar

~ 22.02.2012, Mine KIRIKKANAT ~

Azerbaycandan bir mektup aldım, paylaşıyorum:

Onlar ailede 4 kişiydiler, akşam yemeği için yenice masa başına geçmişlerdi. Dışarıdan sesler yükseldi: Ermeniler geliyor, ateş açıp kurşun yağdırıyorlar. Anne-babası onu ve 5 yaşlı kardeşi Yegâneyi kollarından tuttukları gibi dışarıya fırladılar. 25 Şubat gecesiydi, hava çok soğuktu, birkaç günden beri yağan kar giderek şiddetini arttırıyordu. İlçeye en yakın il olan Akdam tarafına koşan insan kervanına katıldılar. Yol ormanlığın içinden geçiyordu. Bir anda kurşun yağmurunun ortasında kaldılar. Vurulan insanlar toprağa düşüyor, onlarsa kurşunlara doğru ilerlemeye devam ediyorlardı. Başka yol yoktu çünkü. Birden elini tuttuğu annesi Rana bağırdı, kurşun kafasını delip geçmişti, yüzü kanlar içindeydi, yere yığıldı, babasıyla kardeşi annesine taraf koştular. Öbür kurşun kardeşini yere serdi, üzerinden bir kurşun daha. Kardeşinin kanı bembeyaz karı kıpkırmızıya boyadı. Korkudan titreyen Hazangül ağlıyordu. Babası elinden tutup onu ateş çemberinden kaçırmak isterken önlerini askerler kesti, kollarından tutup bir kamyonun içine fırlattılar. Ermeniler, rehin aldıkları çocukları, kadınları, ihtiyarları kamyonlara dolduruyordu. Babasının kolundan kan aktığını kamyonun içinde fark etti. Onları hiç bilmedikleri bir yere götürdüler. Erkeklerin hepsini ağaçlara bağladılar. 38 yaşlı babası Tevekkülden Karabağ Ermeni toprağıdır!demesini istediler, fakat o ağzını açmadı. Tekme tokat dövdüler, yarasına bastılar, 8 yaşındaki çocuk Baba, baba bağırtılarıyla feryat kopardı. Babasının üzerine benzin döküp ateşe verdiler. Hazangül, bu dehşeti 8 yaşında yaşadı. Ve üzerinden 20 yıl geçtikten sonra da babasının yakıldığı o anki kokuyu duyuyor, o dehşetli çığlıklar geliyor kulaklarına.

***

Hayır, okuduklarınız bir romandan veya sinemadan alıntı değildir. Bu 20 sene önce Azerbaycanın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı ilçesinde bir ailenin yok ediliş sahnesinin ta kendisidir. 25-26 Şubat 1992de Ermeni teröristleri ilçenin çoğu kadın, ihtiyar ve çocuklar olan 2500 sakininin üzerine ağır silahlardan mermi ve kurşunlar yağdırdı. 613 vatandaşımız kurşuna dizilerek katledildi, yaklaşık 1500 vatandaşımız ağır yaralandı, ormanlık alana bırakıldı, çoğu donarak öldüler. 450 vatandaşımız rehin alındı. Bugüne değin onların akıbetinden haber alamamışızdır. Ermeni teröristleri, birkaç saat içinde bir ilçeyi yeryüzünden sildiler.

Bugün dünya parlamentoları 1915 olaylarıyla ilgili olarak soykırımkararları alıyorlar. Hem de tarihi olayları araştırmadan, arşivlere uğrama zahmetine katlanmadan. Oysa vicdan, onur, objektiflik gibi evrensel kavramların geçerli olduğu her yerde soykırımı ilk önce bize, Azerbaycan Türklerine sormalıdırlar. Çünkü biz soykırımı 20 sene önce hem de kameraların önünde tüm dehşet ve acılarıyla yaşamışız. 26 Şubat 1992de Azerbaycanın Dağlık Karabağ Özerk Bölgesi’nin Hocalı ilçesinde Ermeni bölücü teröristlerin hayata geçirdikleri etnik imha operasyonunun adı Soykırımdır. Soykırımı bir insanlık suçu olarak görenleri 26 Şubat Pazar günü saat 14te Taksim Meydanına davet ediyoruz. Dünyanın istenilen köşesinde, tarihin herhangi bir çağında soykırım niyetiyle bir kişiyi bile katle yetirenleri lanetlemeyi insanlık görevi bilenleri, 26 Şubatta Taksimde Hepimiz Hocalıyız diye haykırmaya davet ediyoruz.

VÜSALE MAHİRKIZI

APA Ajansı Genel Müdürü- Bakû

***

Türkiyede ister liberal muhafazakâr, ister laik cumhuriyetçi yaftasıyla dolansın, kendisine aydınsıfatını yakıştıranların ortak sorunu, hangi etnik kökenden olurlarsa olsunlar, yukardaki mektubun yazarı dahil, demokrat olamamaları. Ülkemizde, 1915te Osmanlının Ermeni soykırımı yaptığını savunanlar, 1992de Ermenistan asker ve çetecilerinin Azerbaycanda yaptığı etnik temizliği görmezden geliyor. Azeriler, 1992de soykırıma uğradıklarını savunurken 1915te soykırım olmadığı tezine arka çıkıyorlar.

Oysa... Soykırım, katledilen kişi sayısıyla değil, etnik temizlik niyetiyle tanımlandığına göre, 1915 Ermeni soykırımıysa, 1992 de Azeri soykırımıdır. Biri katliamsa, öteki de katliam.

Demokrat olmanın birincil kuralı, işine gelmeyenle işine geleniaynı ölçüye vurabilmek ve tarafı değil, evrensel gerçeği savunmaktır.

‘G’ NOKTASI

Erzurumda Dumlupınar İköğretim Okulu Müdürü Mustafa Aydın, üstelik emniyet müdürlüğünün Huzur Toplantısında, yeni doğanların kanında suça eğilim geni aranmasını ve bu gen bulunan bebelerin, Vatana, millete, bu ülkeye zararlıysa yürümeden yok edilmesiniönermiş.

AKPnin İstanbul il gençlik kollarının kongresine hitap eden Sayın Başbakanın da modern dindargençlikten, dininin, dilinin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, kalbinin davacısı bir gençlik anlayıp istediğine bakılırsa...

Bu topraklar daha çoook kin ve kan kaldırır, gelecek soykıyımcılar geçmiş soykıyımcılara rahmet okutur, diye düşünüyorum.

Sınırsız cesaret ya büyük kahramanlar yaratır ya da azgın katiller.

VOLTAIRE

(Cumhuriyet)

Mine KIRIKKANAT | Tüm Yazıları
Hits: 2339