AVUKATLIK MESLEĞİ VE TATİL

~ 22.11.2010, Av. M. Haşim MISIR ~

Yaklaşık on gün süren zorunlu bayram tatili sonrası avukatlık mesleğinde tatil yapmanın ne kadar gerekli olduğunu, ancak avukatların tatile pek de önem vermediklerini biliyoruz.

Yeni Yaklaşımlar sitesinde 07 Eylül 2010 tarihide yayınlanan ve Ankara Adliyesi’nde 18.06.2004 tarihinde 130 avukat ile yapılan ankette 30 günden fazla 11 % 8,5 15–30 Arası 55 % 42,3 15 Günden az 51 % 39,2 Hiç yapmadım 13 % 10 cevaplandırıldığı görülmektedir. Bu anket sonuçlarının en düşündürücü yönü %50’ye yakın meslektaşımızın tatil yapmadığı gerçeğidir.

Avukat Ali Haydar Özkent 1940 basımı Avukatın Kitabı adlı eserinde “Avukatlık mesleği kadar insanın hem vücudunu, hem de kafasını yoran başka bir meslek olmadığını biliyoruz. Senenin muayyen bir iki ayında dinlenmeğe bu meslek adamları diğerlerinden daha çok muhtaçtırlar. Genç kanın kaynadığı bahar hayatının fışkırdığı demlerde bu ihtiyacı duymayan avukat, saçta gümüş tellerin belirdiği ve merdivenleri yavaş çıkarken bile çiğerlerin sıkıştığı zaman, senede oniki ay çalışmanın ne kadar pahalıya mal olduğunu anlar. Kanun hâkimleri ve avukatların bir buçuk ay (Adli Tatil) dinlenmeğe muhtaç olduklarını görerek mecburi tatil esasını kurmuştur. Fakat bu lüzumu, meslektaşlarım, herkesten evvel sizin takdir etmeniz lazımdır. Yoksa nöbetçi mahkemeler, icra dairelerini ve idari makamlar açıktır. Durmadan çalışmak için işbulabilirsiniz. Müvekkillerde sizi rahat bırakmazlar. İhtiyati tedbirle ve başka acele işler çıkarırlar. Bu bir buçuk aylık tatilden azami surette istifade etmenizi tavsiye ederim. Adliye çarkı yavaş yavaş döner, siz ne kadar uğraşsanız onun seyrini süratlendiremezsiniz. (Demek ki 70 yıldır değişen bir şey yok, sorunlarımız hep aynı) İşlerinizi tatilden sonra da yapabilirsiniz. Dünya işlerinin sonu gelmez, biri bitmeden öteki çıkar. Arada ezilen, ruhu rahat görmeyen siz olursunuz. Bir buçuk aylık dinlenme size yeni kuvvet verir, istikbaldeki çalışmalarınızın daha devamlı ve daha verimli olmasını mümkün kılar. Eğer yapabiliyorsanız yabancı bir memlekete, bir su şehrine seyahate çıkınız, yapamıyorsanız Anadolu’nun bir yaylasına, bir köyüne gidiniz. Kafanızı ve sinirlerinizi dinlendiriniz. O da olmuyorsa balık avına çıkınız. Ne bileyim yiyiniz, içiniz, uyuyunuz, eğleniniz. Mümkün olduğu kadar yazıhanenize inmeyiniz. Haftada bir iki gün inerseniz çok meşgul olmayınız. Kafasile çalışan adamlar senenin bir iki ayını dağlarda, plajlarda, su şehirlerinde geçirmeğe mucurdurlar. Bu bir zarurettir, küflenmeye yüz tutan ve günün biride pat! diye duruverecek olan makineyi tamirdir. Yağlanmayan makine önce gıcırdar, sonra durur. Onun için kat’i mecburiyet olmadıkça tatilinizi zehir etmeyiniz” sözleri ile tatilin mesleğimiz adına ne kadar gerekli ve zorunlu olduğunu dile getiriyor.

Üstad nur içinde yatsın. Söylediklerinin tek kelimesine katılmamak mümkün değil. Zorunlu olarak yaptığımız on günlük tatil sonrası ile on gün önceki halimizi içtenlikle karşılaştırırsak üstadın ne kadar haklı olduğu meydana çıkmıyor mu! O halde yapmamız gereken mesleki sorunlarımızı büromuzda bıraktığımız, kendi ekonomik imkânlarımız ve zevklerimize göre gerçek anlamda dinlenmemiz gerçeğidir.

Avukat M. Haşim Mısır     

Av. M. Haşim MISIR | Tüm Yazıları
Hits: 2085