Arap Buharı

~ 19.02.2012, Nihat BEHRAM ~

BOP’un fay hattı Anadolu üstünden, kaynama hattı ise Kuzey Afrika’dan geçip Ortadoğu’da kesişiyor! Anadolu üstünden geçen fay AKP depremiyle kırıldı. Ana darbe ve artçı darbelerin tahribatı ortada. Cumhuriyet sizlere ömür, laisizm hakeza! Zaten kırıntısıyla söz konusu olan insan hakları, hukuk, adalet mi? Eh, “Ilımlı İslam” da böyle: Şeytan aldı götürdü!

Kaynama hattına gelince: Kaynama  mekanları kendi içinde sıralanmış. Şimdi kaynama sırası Suriye’de. “Arap Baharı” dedikleri bu kaynamaymış! Kaynamasa nasıl buharlaşacak? Kısacası: “Bahar” diye sunulan buhar olayı! Sırayla kaynayan ülkelerden geriye kalan ne? Buharlaşma, kararma ve yanıklar değil mi? ‘Tunus’un laisizmi ne oldu’ demeyin? Zaten kırıntı halinde olan demokrasi ve diğer insan hakları gibi o da dinci faşizmde buharlaştı!

Kaynama ve buharlaşmayı “Arap Baharı” ambalajıyla bir de ‘devrim’ diye sundular.Gericiliğin yeni taktiği bu: sömürünün, vahşetin her türü,‘demokrasi, insan hakları’ paketiyle sunuluyor.Irak’a da öyle gitmediler mi? “Uygarlık, özgürlük, demokrasi” havarisi olarak!

Meğer ki Arap Baharı diye sunulan Arabesk Baharı, Arap Devrimi diye sunulansa ‘devrimin arabeski’ ymiş! Yani her arabesklik gibi ileriye değil geriye, aydınlığa değil karanlığa,sevince değil acıya, karamsarlığa dönük. Devrimci örgüt ve önderlikten yoksun halk isyanları ya baştan egemenlerin kontrolündedir ya da kolayca onların kontrolüne geçer! Bu gerçeğe değil de emperyalizm ve işbirlikçilerinin ‘devrim ve demokrasi’ sunumuna inananlar düşünsün!

Geçenlerde, Uluslararası Af Örgütü,“Libya’da umutların tükenmekte olduğunu; vicdandan ve hukuktan yoksun milislerin akıl almaz işkence ve cinayetler işlediklerini” duyurdu.

Şimdi kaynama sırası Suriye’de.Emperyalizm ve yardakçıları kaynamaya habire ateş veriyor. Bir   ağızdan ve tek taraflı.Suriye’nin gerçek evlatlarından tek alıntı yok yayınlarında.

Sözgelimi çağımızın en büyük şairlerinden Suriyeli Adonis, ülkesinin yüreği değil mi? Gün 24 saat Suriye’ye yönelik yorum kusan medya, ülkesi ve demokrasi âşığı bu bilge şaire neden sormaz? Ülkesindeki rejimi “şiddete dayalı bir rejim” diye niteleyen rejim muhalifi Adonis, aynı zamanda şunları da söylüyor: “Rejime muhalifim ama askeri diktatörlükten dini diktatörlüğe geçişe de katkı vermem.. Yaşananlar bahar değil, tarihsel bir gerileme.. Meyveyi İslamcılar, tüccarlar ve Amerikalılar yiyor.. Muhaliflerin büyük çoğunluğu köktendinciler.. Müslüman Kardeşler faşist, bildiğiniz faşist..”
( Tamamını okumak için: www.sol.org.tr )

Geçtiğimiz ay TKP’nin davetiyle ‘Sosyalizm Kazanacak’ toplantısı için Türkiye’ye gelen Suriyeli Milletvekili ve KP Siyasi Büro Sözcüsü Abdullah Halil de benzeri içerikte bir konuşma yapmış ve “Türk hükümetini dinci gericilerin arkasından çekilmeye” çağırmıştı.

Suriye’de demokrasi özleminin asıl temsilcileri bu insanlar,Adonis ve Abdullah Haliller’dir. Hillary, Davutoğlu,Suudi Kral, Merkozi (yani Merkel ve Sarkozy) ler değil...

***

Adonis’den

“Çölün yalnızlığında ilerleyen yüzlere
ot ve ateş giyinmiş Doğu'ya
denizin tıkadığı toprağa
ve onun sevdasına barış”

(Yurt Gazetesi)

Nihat BEHRAM | Tüm Yazıları
Hits: 1604