JURİSTOKRASİ

~ 12.01.2012, Mehmet TEZKAN ~

 2010 yazıydı.. Anayasa referandumu öncesi en çok kullanılan kelime ‘Juristokrasi’ydi..
Türkiye’de hâkimler devleti vardı..
Hâkimler yönetimi, hâkimler hükümeti, hâkimler hegemonyası bu kırılmalıydı..
Yıkılmalıydı..
Çünkü ‘Juristokrasi’nin olduğu yerde demokrasi olmazdı.. Olsa bile göstermelik olurdu..
Anayasa değişikliğinin asıl nedeni bu dendi..
Kampanya bu minval üzerine kuruldu:
Üstünlerin hukuku değil, hukukun üstünlüğü..
Hedeflenen; Yargıtay’ı, Danıştay’ı, Anayasa Mahkemesi’ni yeniden yapılandırmak.. Yüksek yargıdaki statükoyu kırmak.. HSYK’yı sıfırdan inşa ederek, adli yargıya çeki düzen vermekti..
Millete böyle anlatıldı..
*
İktidar adamlarının söylemlerini hatırlayın, muhafazakâr yazarların yazdıklarını gözünüzün önüne getirin..
Baş konu ‘Juristokrasi’ydi..
‘Yetmez ama evet’ diyenler yargının gücü kırılacak, demokrasinin temeli güçlenecek diye mührü basmadı mı?
Bastı..
*
Peki sonra ne oldu..
Şu oldu..
Dün ‘Juristokrasi’den söz edenler bugün ‘Yargıçlar cumhuriyeti’ tehdidine dikkat çekmeye başladı..
Şaşkınlık yaşadıklarını itiraf ettiler..
Gazetelerinde yazdılar, televizyonlara çıkıp söylediler; ‘yetmez ama evet’ diyenler olan bitenden son derece rahatsızmış..
*
Peki, bugünü nasıl yorumluyorlar?
İsim vermeden, yazdıklarından birkaç alıntı yapacağım..
*
“Önüne geleni tutuklayan, her eylemi örgütlü suç kapsamında değerlendiren bir yargı uygulamasıyla karşı karşıyayız..”
*
“Yeni toplum artık her çeşit vesayete karşı tepkili..
Yani ‘askeri vesayet’i sözcüklerden çıkarırken ‘siyasi vesayet’i gündemde tutarsanız, kendinizle çelişirsiniz..”
*
“Kitaptan terörist çıkaran hukuk sistemi, anayasanın açık hükmünü görmezden gelmeye başlamışsa, alarm çanlarının çalması gerekir..”
*
“Devlet gücünü askeri, polisi, yargısı ile çekiç olarak görüp, her sorunu çivi biçiminde algılarsanız.. Sizin düşüncenize aykırı olan her davranışı ‘devlete yönelmiş tehdit’ olarak görürseniz.. Ekonomideki gelişmelerin her şeye yettiğini düşünüp, kendi başlattığınız demokratik açılımı rafa kaldırırsınız..”
*
Vaziyet bu.. Anlaşılan hayal kırıklığının derinliği giderek artıyor.. Ne umduk ne bulduk hali!..
Bana gelince..
Sen ne diyorsun derseniz..
Bu Anayasa değişikliğinden ‘ileri demokrasi çıkmaz’ demiştim zaten!..
Bu sebeple olan bitene şaşırmadım..

 

Başbuğ’un bir adım ötesi uçurum mu?
Bu andıç işi; pis iş..
Askerin, içinden çıktığı toplumu kandırmak için, yönlendirmek için internet sitesi kurup yayın yapması kabul edilecek bir durum değil..
*
(Bir yerine bi dediğime kızan -gerçi farklı anlamda kullanıyordum ama!- torununa izah edemeyen, bana mektup yollayan yaşlı teyzem bak ‘bir durum’ dedim.. Ama inan ki; ’bi durum’ daha yakışırdı.. Çünkü ortada ‘bir durum’ yok ‘bi durum’ var.. ‘Bi durumlar’ olduğu sürece müsaadenle ‘bi durum’ diyeceğim)
*
Bu dava gittiği yere kadar gitmeli.. O sitelerin kurulması için emir veren siyasetçilere kadar..
Siteler açıldığı günden kapanana kadar kim el atmışsa çıkıp hesap vermeli!..
Ama hesap sorulmayacak galiba..
Çünkü; Başbuğ’dan ötesi uçurum gibi.. Yaşar Büyükanıt’a giderse Hilmi Özkök’e kadar uzanır..
İstemezler!..

 

Satılık kalemler!
İçişleri Bakanı İdris Şahin kendi hakkında yazılan çizilenlere yanıt vermiş..
Biliyorsunuz; koltuğa oturduğu günden beri gaf üstüne gaf yapmakla meşhur..
Aslında gaf da denmez..
Resimden, tuvalden terörist faaliyet çıkarması dünyaya nasıl baktığının belgesi..
Neyse..
Şahin, hakkında çıkan haberler sorulduğunda; “Arkadaşlarım zaman zaman basında yer alan bu haberleri getirirler bana (belli ki gazete okuma alışkanlığı yok) Bazen ben de güler geçerim, takılmam bunlara” demiş..
Sözü köşe yazarlarına getirmiş ve cümlesinin sonunda demiş ki..
“Ancak, yazıların ısmarlama olmamasını dilerim.”
*
Sorunlu bakış..
İçişleri Bakanı, bu ülkede kalem oynatanların kalemlerinin satılık olabileceğini söylüyor!
Kalemlerini satmış olduklarını ima ediyor!
Eleştirilerin ‘ısmarlama’ olduğunu düşünüyor!
Feci bir durum..
*
Ismarlayan kim acaba?
Sözüm şudur..
İç güvenliğin başındaki kişinin (polisin, jandarmanın) yazarlara ‘satılık kalemler’ olarak baktığı bir siyasi yapıdan bırakın ‘ileri demokrasi’yi ‘yarım yamalak demokrasi’ bile çıkmaz..
Çıkar diyen varsa beri gelsin!..

 

Noktasında..
Başbakan’ın üslubu var, anlatış tarzı var.. ‘Noktasında’ kelimesini çok seviyor..
Mesela Avrupa Birliği’ne gönderme yapacaksa ‘Avrupa Birliği noktasında’ diyor..
Valla ağzına da yakışıyor; çünkü doğal..
*
Fakat..
‘Noktasında’ vurgusu Başbakan’a özgü olmaktan çıktı, iktidar partisi taraftarı olmanın simgesi haline geldi..
Kimlik beyanı gibi oldu..
Bakanların dilinde de ‘noktasında’, AKP’li milletvekillerinin de, ekrana çıkan bazı yorumcuların da..
Herkes her daim ‘noktasında’ demeyi ihmal etmiyor..
*
Dün akaryakıt kaçakçılığı hakkında basın toplantısı düzenleyen Bakan Yazıcı’yı üç-beş dakika dinledim..
Yedi sekiz defa ‘noktasında’ dedi..
Mücadele noktasında..
Kapı açma noktasında..
Kaçakçılık noktasında..
*
Açık söyleyeyim.. Zorlama sırıttı..

(Milliyet)

Mehmet TEZKAN | Tüm Yazıları
Hits: 1152