Midas'ın Kulakları

~ 11.01.2012, Güray ÖZ ~
Adalet ve Kalkınma Partisi’nin iktidarını aynı güçle, hem “başka alternatif yok” algısıyla, hem de “her şeye muktedir”görüntüsüyle koruyabilmesinin herhalde bir sonu olmalıdır. Çünkü tarih mutlak ve ebedi iktidarlardan söz etmiyor. Bu tarih bilgisi AKP muhaliflerinde “bu da geçer yahu” determinizmine yol açarken AKP’lilerde belirgin bir tedirginliği tetikliyor.
AKP’nin girdiği politik rota, uyguladığı politika tarzı onu sıkı sıkı bağlamıştır. AKP’lilerde, yarattıkları gerginlik hafiflediği, çizgi bir parça aşağı çekildiği anda hızlı bir düşüş yaşanacağı duygusu egemendir. Üstelik partiyi sarmış olan “liberal” ve“cemaatçi” çevreler tarafından da gerginliğin azaltılmaması yönünde sürekli uyarılmaktadırlar.
***
Son günlerde yaşananların bir de bu açıdan ele alınmasında yarar var.
AKP, ABD tarafından iteklendiği Ortadoğu politikalarında geri dönülmesi zor bir yola girdi. Yalnızlaştırıldı. Bu politika, Türkiye’yi tek bir komşusuyla bile arası iyi olmayan ülke konumuna soktu. Son operasyon, Türkiye’nin İran konusunda da aynı hizaya çekilmesi operasyonudur. Türkiye yalnız kalacak, ama aynı zamanda büyük emperyalistin en fazla ilgisine ve desteğine mazhar ya da mecbur ülke olacaktır. İsrail’le kapışmaya son verilmesi gibi ufak tefek pürüzlerinin halledilmesi ise çok da zor olmayacaktır.
Bu, işin dış cephesidir. Bir de iç cephesi var ve AKP’yi en çok ürküten de burasıdır.
***
İçeride cılız da olsa toplumsal muhalefetin sesi çıkıyor. Ekonomik krizin etkisi, propaganda gücüne rağmen orta kesimlere doğru tırmanıyor. Yine de AKP bu gelişmelerden fazlaca tedirgin değildir. Baskı alanını genişleterek ve derinleştirerek toplumsal muhalefeti geriletebileceğini, şimdiye kadar da sonuç aldığını düşünüyor. Medya darmadağın edilebilmiş, patronlar hizaya sokulmuş, solcu gençler içeri tıkılmış, muhalefet savunma konumlarına itilebilmiştir.
Ama başka bir tehlike daha var AKP için. O tehlike, politikalarda daha fazla etkin olmak isteyen neredeyse görünmez bir güç gibi her alanda söz sahibi olmuş Cemaattir. Cemaat ya da cemaatler konusunda herkes farklı bir şey söylüyor olabilir. Cemaat adına söz söyleyenler bu tahlilin yanlış olduğunu, gerçeği yansıtmadığını iddia edebilirler.
Görünen köy kılavuz istemiyor.
Fatura AKP’nin önündedir.
Burada uzlaşma ya da sert bir kavga söz konusudur.
***
Bu çevreler İsrail’le kapışma istemiyorlar. Bu çevreler Silivri’de yeni binalar yapılmasından yanadırlar. Yeni listeler hazırlamakta, ilan etmekte, AKP’yi göreve çağırmaktadırlar. Bu çevreler Birinci Cumhuriyet’le kesin bir hesaplaşmanın daha fazla geciktirilmesini istemiyorlar. Bu çevreler kendilerine bir zamanlar düşmanlık etmiş askerlerin tamamen tasfiyesinden yanadırlar.
Bütün bunlar nihayet “devlet” olan AKP için biraz fazladır.
AKP elde ettiğini düşündüğü dış destekle yapılabilecek olanı yapmış, “ılımlı bir İslam ülkesi” hedefini gerçekleştirmiştir. Bundan sonrası için iç müttefiklerinden de, muhalefetten de mutlak itaat beklemektedir.
***
Yine tarihten biliyoruz ki, ittifaklar tavizlerle, uzlaşmalarla kurulur, sürekli kabaran faturalarla beslenir ve dayatmalarla sona erer.
AKP de, bu çevreler de henüz uzlaşma ve fatura biriktirme evresindedirler.
Ama dayatmaya az kalmıştır.
Muhalefet ise “bu da geçer yahu” determinizminden henüz uyanmış değildir. Midas’ın geveze berberinin büyük bir korkuyla otlara, börtü böceğe açıkladığı gerçek yavaş yavaş tüm ülkede duyulmaya, kulaktan kulağa fısıldanmaya başlamıştır.

“Midas’ın kulakları eşek kulakları, Midas’ın kulakları...” 

(Cumhuriyet)

Güray ÖZ | Tüm Yazıları
Hits: 1067