AB'de Gerçek Sorun: Yüzde 18 İşsizlik.

~ 09.12.2011, Mustafa SÖNMEZ ~

Herkes, itici kimlik Merkozynin, para vermek yerine akıl vermesinden, oyalamasından ve samimiyetsiz ajandalarından sıkıldı. 9 Aralık zirvesinden dişe dokunur bir şey çıkmayacağı belli. Güneyde, Yunanistan, İtalya, İspanya, Portekiz ve kuzeyde İrlanda, büyük bütçe açıkları ve kamu borç yükü ile baş etmeye çalışırken Avro iklimi ile büyüyemiyor, borçlarını çevirmeye çalışırken ödedikleri yüksek faizler nedeniyle sürekli kan kaybediyorlar. Bu ülkelerin borçlarının önemli bir kısmının silinmesi, kalanının uzun vadeye yayılması bir ihtiyaç. Dahası, yeni bir büyüme ivmesi kazanmaları için de, belki, Avrodan çıkıp ulusal paralarına dönmeleri ve paralarını devalüe ederek yeniden rekabet gücü kazanıp büyümeleri, istihdam yaratmaları gerek. Bütün bunlar, AB paradigmasının dışına çıkmak demek, haliyle 9 Aralık zirvesine öncülük eden Almanya ve Fransa, ceplerinden para çıkmasına yanaşmıyorlar. İşin özü de bu. Alman seçmeni, sıkıntıdaki ülkelerin kurtarılması için vergilerinin harcanmasını istemiyor. Sarkozynin Merkelden rol çalmak dışında, bir numarası olmadığı zaten biliniyor. Zirve tamamlandıktan sonra, perçem düşer kel görünür. Bekleyelim.

***

ABnin geleceği, Avronun dağılması konuşulurken işsizlik, Avrupanın en yakıcı gerçeği olarak büyüyor. Resmi işsizliği yüzde 10a yaklaşmış AB(27)de, gerçek işsizliğin panoraması da çıkartıldı ve görüldü ki, işsizlik sorunu göründüğünden çok daha büyük. Kısa adı ILO olan Uluslararası Çalışma Örgütü, üye ülkelere, açık (resmi) işsizliği ifade etmelerinin yanında, esnek istihdam, işgücü dışında görünen ama iş aramadığı için ümidi kırılmış işsizleri ayrı kategorilerde göstermelerini istiyor.

Resmi işsizlik ABde yüzde 10 dolayında, Türkiyede 2009 krizinde yüzde 14lere kadar çıkmıştı, şimdilerde yüzde 10-11 arasında. ABnin istatistik kurumu Eurostat, ilk kez, resmi işsizlik verisini genişleterek esnek istihdam ve ümidi kırıkları dikkate alarak yeni bir işsizlik verisine ulaştı. Varılan sonuç, ABde resmi işsizliğin yüzde 10, ama gerçek işsizliğin yüzde 17-18e yaklaştığı biçiminde. Türkiyede de Hanehalkı İşgücü veritabanında bu ham bilgileri bulmak mümkün. Ancak TÜİK, resmi işsizliğin dışında, geniş anlamda, gerçek işsizliği tanımlamaya dönük bir çaba içinde olmadı hiç. Bunu, zaman zaman sendikalar, sosyal bilimciler yapıyorlar ve yüzde 20 dolayında bir gerçek işsizlikten söz etmek mümkün.

Eurostatın bulgularına göre, 2010da 377 milyon çalışabilir nüfusa (15-74 yaş) sahip ABde, işgücü pazarına nüfusun yüzde 63.4ü çıkıyor. (Türkiyede yüzde 49.) İşi olan, yani istihdam edilenler 216 milyon ama bunların yüzde 41.5inin part-time çalışanlar olduğu ifade ediliyor. ABde part-time işi olanların üçte ikisi de kadınlardan oluşuyor. Part-time çalışanlardan 8.5 milyonu, daha uzun süreli işe ve ücrete ihtiyaçları olduklarını ifade etmiş. Eurostat, bu iğreti, kırılgan çalışanların, işsiz sayılması gerektiğini belirtiyor ve bunlar, resmi işsizlere eklenince işsiz sayısı 31.5 milyona, Avrupanın işsizliği de yüzde 13e çıkıyor.

Bir de çalışmak isteyen ama resmi işsizlerin içinde görünmeyenler var. Bizde bunlara ümidi kırılmışlar vs. da deniliyor. ABde bu durumdaki nüfus 10.5 milyon. Bunlar da resmi işsizlere ve iğreti işi olanlara katılınca, işsizlik oranı yüzde 18e yaklaşırken geniş anlamda işsiz sayısı 42 milyon gibi dudak uçuklatıcı boyuta ulaşıyor. Gerçek işsizlik, İspanyada yüzde 30u aşarken İtalyada yüzde 22ye ulaşıyor. Türkiyenin 2010 gerçek işsizliği ise yaklaşık yüzde 20 olarak hesaplanmış bulunuyor.

(Cumhuriyet)

Mustafa SÖNMEZ | Tüm Yazıları
Hits: 1289