2011 MODEL DEMOKRATLIK

~ 09.11.2011, Mehmet TEZKAN ~

Bu meseleye daha önce kıyısından köşesinden girmiştim.. Bu bayram yazılanlara çizilenlere bakınca kafam daha netleşti.. Demokrat olmanın..
Veya demokrat görünmenin..
Veya demokratmış gibi yapmanın sihirli formülü var..
Evrensel değil, bize özgü, son yıllarda keşfedilen, her yıl güncellenen..
Sonuncusu, 2011 model..
Formülü size de vereyim..
*
Birincisi, geçmişe, geçmişte yaşananlara bol bol sövüp sayacaksınız.. 40 yıl öncesine, 50 yıl öncesine, 70 yıl öncesine dair bir olumsuzluk yakaladın mı dibine kadar bastıracaksın..
Onları faşist mi ilan edersin..
Yoksa, ittihatçı mı, despot mu, dalkavuk mu dersin, artık sen bilirsin..
Yerine, şekline göre.. Mesela adam o dönemin hükümetine methiye düzmüşse, alkış tutmuşsa ‘yalaka’ diye bilirsin.. Adam hükümette koltuk sahibiyse ‘despot’.
*
Tabii verip veriştirme cumhuriyetin dönemiyle sınırlı olmalı.. 1950’den öncesi olursa lokum gibi olur.. Yazılana çizilene cevap verecek pek çıkmaz..
Osmanlı’ya sarkmamak gerek.. İttihatçılara bulaşabilirsin gerisi olmaz.. Daha gerilere gidersen ecdada hakarete girer..
Tehlikeli sulardır! Kulak çekiliverir!..
*
İkincisi, bugünün zor konularına hiç girmeyeceksin.. İktidarı desteklediğin konularda aslan gibi kalem oynatabilirsin.. Peki, kafana yatmayan işler olursa!
Beğenmediğin!
Kuralı belli, görmeyeceksin, duymayacaksın..
Size taze bi örnek vereyim..
Şu Bilimler Akademisi’nin üye yapısı değişti ya.. İktidar nüfuz etti.. Kendi kontrolü altında olmasını istedi.. 50 üye istifa etti..
Yapılan özerk bir kuruluşun özerkliğine son vermek mi?
Yapılan ‘bilim’e ‘bilimsel’ katkı mı, ‘bilimi sizden daha iyi biliriz’ demek mi?
Yapılan evrensel mi? Dünyadaki uygulamalarıyla aynı mı, bize özgü mü?
Kısaca..
Yapılan doğru mu, yanlış mı?
Kendini demokrat ilan eden.. Söze biz liberal demokratlar diye başlayanların bu konuda fikir beyan ettiğini, kalem oynattığını gördünüz mü?
Göremezsiniz!..
Ne, iyi oldu, güzel oldu, şık oldu diyorlar ne de olmadı, ayıp oldu, fena oldu..
*
2011 model demokratlığın formülü bu..
Bazı şeyleri görmemek, duymamak, ilgilenmemek..
Basitmiş değil mi?
Hem basit hem tehlikesiz!

 

Şu dava başlasa çok şey öğreneceğiz
Deniz Feneri soruşturmasıyla ilgili bazı ayrıntılar medyaya yansımaya başladı..
Bunlardan biri de Zahit Akman’ın ifadeleri..
Medyaya yansıdığı kadarıyla en kritik sorulara bilmiyorum yanıtını vermiş..
Çoğunu hatırlamıyormuş!
Hatta hisselerini üç milyon dolara devrettiği şirketinin adını bile hatırlayamamış..
Ortada aynı isimlerin kurduğu, kapattığı o kadar çok şirket var ki..
Acaba hangisiydi diye düşünmüş olmalı..
Üç milyon dolar öyle böyle para değil.. O şirketini unutması tuhaf..
*
En kritik sorulardan biri de Almanya’dan para getirip getirmediği..
Şöyle yanıt vermiş:
“Ben, Almanya’dan Türkiye’ye ticari faaliyet kapsamında hiçbir şekilde para getirmedim..”
Ne anlarsanız!.
Zaten Almanya’daki Deniz Feneri’nin topladığı para ticari faaliyete girmiyor ki..
*
Neyse, mahkeme başlayınca, eğrisi doğrusu ortaya çıkacak.. Merakla bekliyorum..
Çünkü basit bir yolsuzluk, usulsüzlük, para tırtıklama, başkasının parasını cebe atma iddiasının ötesine geçti..
Çünkü soruşturma süreci üzerine de çok iddia var..
Mesela, soruşturmayı başlatan üç savcının görevden alınması.. Savcının soruşturma sürerken Adalet Bakanı’na bilgi verdiği, bir konuda ikna etmeye çalıştığı iddiası.. Şüphelilerin önce gözaltına alınması sonra bırakılması.. Bakan’ın koruma müdürünün polis baskınını önceden haber verdiği iddiası..
Mesela, siyaset yargı ilişkisinin olup olmadığı..
İddianame çıkıp mahkeme başlasa çok şey öğreneceğiz..
İddialar gerçek midir, asılsız mıdır, iftira mıdır ortaya çıkacak..

Mehmet TEZKAN | Tüm Yazıları
Hits: 1140