PKK ile müzakere kaseti niye sızdırıldı?

~ 15.09.2011, Can DÜNDAR ~

Devlet yetkilileri ile PKK yöneticileri arasındaki gizli görüşmenin ses kaydı bize ne öğretiyor?
1) Devlet, yıllardır örgütle en üst düzeyde temasta... Hem İmralı’da Öcalan’la, hem Oslo’da PKK ile konuşuyor. Dahası MİT yetkilileri, PKK ile Öcalan arasında mesaj taşıyor.
2) Her iki tarafta da “çözüm iradesi” var. “Görüşler örtüşüyor”.
3) Örgüt bu temasla meşruiyet arıyor. Devletse örgüte silah bıraktırıp “siyasi zeminde meşru mücadele” vermesini sağlamayı amaçlıyor.
4) Önceki beş zirvede bir ilerleme sağlandığı anlaşılıyor. Görüşme zemini için bir taraf eylemsizliği, diğer taraf operasyonların durmasını sağlamış. Sistematik müzakerelerle işin özüne girilmesi planlanmış. Muhtemelen Anayasal vatandaşlık, yerinden yönetim, anadilde eğitim, seçim barajı, Öcalan’ın geleceği vs. konuşulacaktı. Ama “Habur şovu” ile süreçte büyük bir kırılma yaşanmış. İklim değişmiş, daha cesur adımların önü tıkanmış.
Sızdırılan kayıt, bir nevi tamir görüşmesi...
* * *
Başka ne öğrendik?
5) Başbakan’ın özel temsilcisi ile MİT yetkilisi “Genelkurmay’ın Hükümet’le aynı görüşte olduğunu, ordunun planlı operasyon yapmadığını” söylüyor PKK’lılara... Bu, önemli veri...
6) Hatta Başbakan’ın temsilcisi, bir valinin, “Bölgede örgüt temsilcisi olmayan yok ki” sözünden hareketle, devletin bu gerçeği “tolere eder noktaya geldiğini” söylüyor. Bu da mühim...
7) Bu görüşmeler sayesinde konunun Türkiye’de tartışılabilir hale geldiği ve hükümetin bir çözüm hazırlığına giriştiği belirtiliyor. Bu da doğru...
8) Yine de üç kesimin hazırlanmasının önemi vurgulanıyor:
Devlet, toplum ve örgüt...
9) Yetkililere göre devlet, karşı tarafın taleplerini değerlendiriyor şimdi... “Bunların hangilerini, ne kadar zamanda, hangi koşullarda yapabilirim”i tartışıyor.
10) Ancak devletin her kademesinin bu işe ikna olmadığı da konuşmalardan anlaşılıyor. Müzakere edilen PKK’lılar, haklarında açılan davalardan yakınıyor. Bazı bakanların “Ciddi risk alıyoruz” diye süreçten yakındığı, onları Başbakan’ın net tavrının susturduğu anlaşılıyor.
* * *
Konuşmadan çıkan o ki, hem Erdoğan hem Öcalan, görüşmeler açıklanırsa “ihanet” suçlamasıyla siyasi bedel ödemekten çekiniyor.
Biri siyasi kariyerini koyuyor ortaya, diğeri örgüt içinde liderliğinin sorgulanmasını göze alıyor.
Yine de “devlet kararı”yla cesur bir diyalog yürütülüyor ve bir süre silahlar susuyor, kan duruyor.
30 yıl biz bu süreci başlatamadığımız için Oslo’nun devrede olması sürpriz değil.
Diyalog da şaşırtıcı değil. Savaş, ancak savaşılanla görüşülerek bitirilebilir. Birçok ülkede silahlı isyan hareketleri, meşru siyasi zemine bu yolla çekilebildi.
Dolayısıyla bu süreç normal...
Burada anormal olan, perde arkasında özel temsilcisini İmralı’ya ve Oslo’ya pazarlığa yollayan Başbakan’ın, seçim meydanında “Ben olsam Öcalan’ı asardım” söylemiyle ortaya çıkması, ”PKK ile görüşmeler yapılıyor” diyeni “Şerefsiz” diye suçlaması... Sonra da hızla aşırı milliyetçi bir söyleme dönüp kara operasyonuna hazırlanması...
Sadece diyalogun kesilmesinin değil, muhtemelen kasetin sızdırılmasının da nedeni, bu ikiyüzlülüktür.

(Milliyet)

Can DÜNDAR | Tüm Yazıları
Hits: 1438