Haydi yine iyisiniz, yollar köprüler sizin bugün

~ 29.08.2011, Bülent SOYLAN ~
Bu bir bayram yazısı.
İşli, işsiz, fakir, zengin ne olursanız olun, haydi yine iyisiniz; köprüler bedava, yollar bedava bu günlerde size.
Bu taraftan o tarafa, o taraftan bu tarafa gidin gelin defalarca.
Köprüden ne kadar geçerseniz o kadar kazançlı olacaksınız.
Benzini pahalı da olsa yollarda otomobille ne kadar dolaşsanız o kadar kar edeceksiniz geçiş parasından.
Haydi yine iyisiniz.

Buraya kadar hükümet yanlısı olduk.
Şimdi gelin bir de karşısına geçip bakalım bu işin.

***

Hani “hayat bayram olsa” diye bir şarkı var ya; gerçekten keşke her gün bayram olsa da araba sürdüğümüz bütün yollar, geçtiğimiz bütün köprüler hep böyle “bedava” olsa.
Ama olmuyor işte.
Bedavacılıksa sadece bayramdan bayrama.
Zaten hükümetin bu işi “bayram ikramı” olarak sunması da ondan değil mi?
Bayram olmasaydı bizi böyle Nasrettin Hoca’nın kaybolan eşeğini bulup sevinmesi gibi sevindirir miydi?

**
Şimdi kaldırdılar galiba, özendirmek için olacak, eskiden vergi dairelerinin kapısında “ödediğin vergi sana köprü, yol olarak geri dönecek” yazılıydı.
Hiç düşündünüz mü? Bu ödediğimiz vergilerle köprüler ve yollar bize neden sadece bayramdan bayrama dönüyor ve aslında her gün bizim olması gereken şeyler neden 25 yıllığına falan başkalarının işletmesi oluyor?

Biliyorsunuz, Karayolları Kanunu’na getirilen bir ek maddeden yararlanılarak kimi yol ve köprülerin “işletmeciliği” 15 Aralık 2011 tarihinde son teklifleri alınarak ihale ediliyor.
Yani bunları artık “en çok parayı veren” biri alacak ve 25 yıllığına işletecek.
Bu da kayıtlara özelleştirme olarak geçecek.

***
Anlamadığım, daha doğrusu yapanların anlatamadığı bir durum var ortada.
Deniyor ki devlet hantaldır, bir işi özel sektör 3 kuruşa yaparsa devlet beş kuruşa yapar.
Bu nedenle de özel sektörün yapabileceği işlerden elini çekmeli.
Devletin toplumu düzenleme görevi bir kenara bırakılırsa, belki işletmecilik açısından doğruluğu tartışılabilir.

O zaman “bu görüşle” tartışalım bakalım ne diyecek:
Yol, köprü inşaatını kim en ucuza mal eder?
-Özel sektör
Peki en hesaplı, en ucuzcu inşaatçı özel sektör ise neden bu yatırım işlerini özel şirketler değil de devlet yapar?
- …..!
Haydi; yol, köprü işlerini yapmasına devlet yapar da neden yaptıktan sonra bu iş benim işim değil deyip özel sektöre devreder?
Özel sektör; yolu köprüyü yapmaya gelince devlet yapsın, işletmeye gelince biz işletelim derse anlamı nedir?
Bunun adı; bazı ağır yatırımlar devlet eliyle yapılıp, halkın ödediği vergilerle finanse edilip sonra da gel bunu işlet, para kazan denirse, bu devlet eliyle özel sektöre para kazandırmak değil midir?
Hem de ne kazandırma!

Önce ödediğin vergilerle yol yapacağız, köprü yapacağız de parayı topla;
Sonra kendinin de söylediği gibi işi pahalıya mal et.
Sonra dön halka: Bu işi devlet kötü yapıyor, yaptığımız yolun, köprünün işletmeciliğini özel sektöre veriyorum de.
İş böyle olunca; “Madem verecektin, halkın parasını neden özel sektöre dükkan açmak için harcadın” demezler mi adama?
Yaparken devlet iyi yapar da işletirken neden yapamaz acaba?
Yoksa buradaki güzellik önce yapmak sonra satmakta mıdır?

***
“Özelleştirilen” sadece yol ve köprü mü?
Hayır, bunları 25 yıllığına bir patrona devrediyorsan bil ki memleketin kimi yol ve köprülerinin üzerindeki “tasarruf hakkı”nı da yani devlet, hatta gelecek nesil olarak söz söyleme hakkını da devrediyorsun demektir.
Nasıl mı?
Kaç yıllığına verdin köprü ve yolun işletmeciliğini?
-25 yıl.
Peki önümüzdeki 25 yılda kaç hükümet gelir de geçer bu memleketten?
- ……………….!
Demek ki bu hükümetten sonra gelen bir hükümet, “yahu bu halk cebinden ödediği paralarla yapılan yol ve köprülerden sadece bayramdan bayrama değil de her zaman istediği gibi ya da şu fiyattan geçsin” diyecek olsa artık bunu diyemeyecek.
Çünkü bu işlerin patronluğunu birine vermiş olacak bir kere.
……
Şimdi gelelim son sözümüze:
Köprüden ve yollardan “parasız” geçerken kar ettiğimizi düşünüp ne kadar da seviniyoruz değil mi?
Peki, senenin geri kalanında “paralı” geçerken neden ödediğimiz bedele bakıp bu işe karşı çıkmıyoruz?
Üç günlük bayram sevinci, 360 günlük bir yılda bu sevincin tam 120 katı “bedel” ödetmiyor mu?
Biraz daha düşünelim bakalım; Ödediğimiz vergiler birileri sayesinde şimdi bize ne olarak dönüyor?

Bülent SOYLAN | Tüm Yazıları
Hits: 1922