Esrar-ı Siyaset

~ 17.08.2011, Güray ÖZ ~
Konuya doğrudan girelim; politikadaki sertleşmelerin ekonomik krizle bir bağlantısı, ilişkisi var mı? Londra’da itilmişlerin, gettolara kapatılmışların, üçüncü dünyadan gelenlerin, yoksulların isyanını, “çapulcu talanı” olarak tanıtma başarısı gösteren Türk medyası da dahil küresel medya, bu sorunun yanıtını biliyor mu? Hayır, o daha kestirmeden en aklı başında yazarları ile birlikte soruyu baştan reddediyor. Böyle bir ilişki kurulabileceğini kabul etmiyor.
***
Yunanistan krizden kurtulmak için gerekli önlemlerin ancak yasaları sertleştirerek alınabileceğine karar verdi. Almanya’da Bundestag’ta geniş bir şekilde temsil edilen, oylarını sürekli arttıran Die Linke için iktidar partisinin milletvekilleri sıkı takip istiyorlar. Yine Almanya’nın tek sol gazetesi Junge Welt’in de kapatılmasını talep ediyorlar. Hırçın Alman politikacıları kapıyı çalan krizin kapitalizmin büyük krizi olduğunun farkındalar. Çareyi saçmalamakta, gerçekleri söyleyenlere saldırmakta buluyorlar.
ABD’de de durum farklı değildir.
“Uzmanlar” krizin nedenlerini ararken, sistemden duyulan ve gittikçe büyüyen kuşkuyu savuşturmaya ağırlık verdiler. Kabahati sağlık harcamalarında buldular, yaşlanan nüfusu ve emeklilere ödenen paraları dillerine doladılar.
Sert, radikal önlemler istiyorlar. Sanal finans dünyasının patlayan balonlarının, şiştikçe şişmiş küresel dolarlarının, ödenemez hale gelmiş borçlarının gerçekte sistemin tıkanışının işareti olduğunu bilmiyorlar mı peki? Bal gibi biliyorlar. Biliyorlar, ama söyleyemezler. En dürüstleri Stiglitz gibi, ancak emekli olduktan sonra konuşurlar. Gerçekleri işbaşındaki menajerlerden öğrenemezsiniz. Bir bahane bulurlar, kabahat kimde size söylerler; ya Londra’daki “çapulcu” takımındadır ya da hâlâ uslanmayan komünistlerde.
***
Yalnızca kendi ülkelerinde günah keçisi arayıp bulmak, sopayı ona indirmek, “işte suçlu bu” diye bağırmakla kriz geçiştirilebilir mi?
Kuşkusuz sertleşmenin şiddetinin de tıpkı krizin çapı gibi, yani küresel boyutta olması gerekiyor. Yerel düzeyde de, küresel düzeyde de özel yetkileri, sopaları, silahları konuşturacaksınız.
Türkiye bu konuyu her iki düzeyde de yaşıyor.
***
Krizde eğer borsalardaki düşüşleri esas alırsanız, Türkiye son dalgalanmada ikinci sıradadır. Başbakan’ı esas alırsanız, kriz yanımıza bile yaklaşamıyor. Ben borsayı esas alıp Başbakan’ın iç politika ile ilgili sert sözlerinin nedeninin daha iyi anlaşılabileceğini düşünüyorum.
Dünya Bankası Başkanı Zoellick’in “krizin büyüğü yolda” sözlerini okuyunca da, gittikçe sertleşen küresel koroya Başbakan ve Dışişleri Bakanı’nın katılmalarındaki esrarın sır olmaktan çıkabileceği kanısındayım. Daha düne kadar can ciğer kuzu sarması olduğunuz Beşşar Esad şimdi mi diktatör oldu? Yeni olan onun diktatörlüğü değil, emperyalistlerin krizlerden çıkış yolunu küresel sertleşmede aramalarındadır.
Ülke içinde kendilerinden farklı düşünenlere saldırmalarının, dışarda diktatörleri bahane ederek savaş aramalarının nedeni budur.
Tüm dünyada solun, işçilerin, çalışanların, yoksulların ve onların filozoflarının hâlâ yorumlama aşamasında kalmaları ise emperyal kapitalizmin bu devreyi de atlatabilmesini sağlayacak gibi görünüyor. Terry Eagleton, Marx’a haksızlık ediyor, 11. Tez “önemli olana” işaret ederken, “yorumu” zaten varsaymaktaydı. Yorumda hata yok. Bugün de önemli olan değiştirebilmektir.
Sahi bu arada Eagleton’un Yordam Kitap’tan çıkan “Marx Neden Haklıydı?” kitabını okumadınız mı?
Keşke okusaydınız.

(Cumhuriyet 17.08.2011)

Güray ÖZ | Tüm Yazıları
Hits: 1226