Afgan göçüne neden izin veriliyor?

~ 12.08.2021, Yazgülü ALDOĞAN ~

Afgan mülteciler, Erdoğan’ın giderayak Türkiye’ye attığı son kazıktır! ABD, desteklediği merkezi hükümetin Taliban’a karşı savaşı kaybetmesi üzerine onlara karşı savaşan Afganlara “Başka bir ülkeye giderseniz biz size oradan bir yıl içinde göçmen statüsü verebiliriz” dedi. Böylece Türkiye’ye beş yıldır zaten süren Afgan göçünü hızlandırdı. Buna da muhtemelen biz talepkâr olduk. Önce Kâbil Havaalanı’nı işletelim dedik, niye? Üstelik Taliban, havalimanını işletmeye gelecek olanları düşman kabul edeceğini açıklamıştı ama bizim Cumhurbaşkanı, “Taliban’la fikir ayrılığımız yok, bize düşman muamelesi yapmazlar” görüşündeydi! Sorsun bakalım 80 milyon Türk vatandaşının kaçta kaçı iki askerimizi yakmış, kafa, el kol kesen, kadın kırbaçlayan, ele geçirdiği yerlerde şeytan icadı diye bilgisayar, TV parçalayan Taliban’la aynı kafada? Şimdi askerimiz Kâbil’e gidecek, savaşan güç kabul edilecek, can pazarı! Hiçbir sınırımız olmadığı halde, Afganlı genç erkekler güya yürüyerek kafileler halinde Türkiye sınırından giriyor! Üç gün sonra İstanbul’da, Zeytinburnu’nda, Moda’da, Afgan bayrağı açıp slogan atarak gösteri yapıyor. Nasıl oluyor bu? Düşman ortak olunca eski düşmanlar işbirlikçi kesiliyor: İran ve ABD işbirliği. Taliban’dan kaçan hükümet askerleri İran’dan araçlarla Türkiye’ye sınırına transfer ediliyor. Oradan güya kaçak giriyorlar. Bir kolonya ile karşılanmadıkları kaldı, emir üzerine göz yumuluyor! 

KENDİ DERDİ

Erdoğan, bunu niye yapıyor? Muhtemelen ABD nazarında Afganistan üzerinden kendini önemli kılmak istiyor. Belki bazı dosyaların açılmasını engelliyor. Yani ülkesini Afgan göçmenleri doldurarak ateşe atarken kendi iktidarını sürdürmeyi ve kendini korumayı düşünüyor. 

Benim babam Kore şehidi. Yine muhafazakâr sağ bir iktidar vardı ve yönetim krizi yaşanmaktaydı. Ne uğruna gidildi Kore’ye, niçin savaşa müdahil olundu? ABD’ye şirin gözüküp NATO’ya girmek için! Kâbil’e gitme kararı ile tarih tekerrür ediyor! 

Erdoğan, Suriye’de kardeşim, dostum dediği Esad’la papaz oldu, iç savaşı kışkırttı, milyonlarca Suriyeli mülteci başımıza kaldı! İnsanlar öldü, evsiz kaldı, onlar kadar biz de zarar gördük, Akdeniz, mültecilerin cesetleriyle doldu. Ama hâlâ ders almadı. 

Şimdi burnumuzu Afgan bataklığına sokmak isterken sonuçlarını önemsemiyor, Türkiye buradan Suriye’den çıktığı gibi de çıkamaz, o bataklıkta boğulur! Ne Kâbil’de ölecek askerimizin hesabını verebilirsiniz ne Türkiye’ye doldurduğunuz Taliban benzeri mültecilerin sosyal ve ekonomik dengemizi bozmasına! Ya da hesaplar farklı: ABD, bunların içinden, seçmece karpuz gibi işine yarayabilecek olanları bir yıl içinde alacak. Geriye kalanlar burada muhtemel bir iktidar kaybı denkleminde kullanılacak; artık karışıklık çıkarılıp seçim mi ertelenir, vatandaşlık verilip oy mu kullandırılır, kim bilir ne hesaplar yapılıyor. 

Bunlar elbette siyasi analiz. Çünkü Erdoğan’ın Biden’la ne konuştuğunu, neye anlaştığını resmi olarak bilmiyoruz! Uzun bir süredir yaptığı gibi ülkenin kaderinin konuşulduğu bu ikili toplantının devlette kaydı bile yok, yanına Dışişleri’nden yetkin bir meslek memurunu, yeminli bir çevirmeni bile almıyor! Merve Kavakçı’nın kızı çevirmenlik yapıyor! Kabile devleti ya burası? 

GÜNDEM HIZI

Öyle bir ülke ki bir sorunu yeterince konuşamıyoruz bile; salgın yeniden alevlendi, yangınların alevi bile sönmedi, işsizlik gençlerimizi yakarken vahşi kapitalist sistem göçmen akışından memnun! Sigorta yapmayacakları, düşük ücret verecekleri, sosyal hakkı olmayacak işgücünü ellerini ovuşturarak bekliyor: Hayvancılıkta, tarımda, hasatta, hatta şehirde düşük ücretle sömürülen Afgan gençlerine alıştılar. Esad ise savaş bitti diye Suriyelileri ülkelerine geri dönmeye çağırırken dönmeyecek olanların mallarına el konulacağını açıkladı. Bayram tatillerinde Suriye’ye gidip düğün yapanlar bizim Almancılar gibi oldu, kovsan gitmez! Hele Hatay gibi yerlerde Suriyeli oranı tehlikeli boyutlara ulaşmış, bazı kasabalarda çoğunluk bile olmuşlar. Üstelik burada rahat yaşadıkları için kalmak isterken yaşam biçimimize de müdahale ve yerli halka taciz de başladı. Özellikle Afganlar kadın görmemiş oldukları için saldırgan bir tavır içinde, hepimiz tehlikedeyiz. Sokakta çoluk çocuktan para istedikleri, tehdit ettikleri de anlatılıyor. İki türlü tehlike söz konusu: Halkta ırkçılık başlıyor bir, sosyal yapımızı bozacak böyle bir yabancı topluluğuyla neden birlikte yaşıyoruz? Yanıtı açık:

Erdoğan, bütün planlarını Türkiye’nin bekası üzerine değil, kendi saray iktidarının devamı için yapıyor, Araplaştıramadığı ülkenin yapısını bozuyor ve bu, Türkiye’yi uçuruma sürüklüyor! Her gün ortaya dökülen skandallardan öğrendiğimiz gibi etrafında siyaseti güç olarak mafyozi ilişkileri için kullanan, karapara, uyuşturucu kaçakçılığı yapan, ülke kaynaklarını yağmalayan bir çevre var! Bugün söylediğini yarın yalanlayan liyakatsiz bir kadronun yönettiği ülke her anlamda yanıyor! Küllerimizden yeniden doğabilecek miyiz? ABD ya da Çin izin verecek mi? İşbirlikçilerini gönderebilecek, adaleti yeniden kurabilecek miyiz? Halkın gücü, hakkın gücü yetecek! Yoksa biz de mülteci olacağız!

https://www.cumhuriyet.com.tr/

Yazgülü ALDOĞAN | Tüm Yazıları
Hits: 731