1993'ÜN YÖNTEMİ 2011'E UYAR MI?

~ 25.07.2011, Mehmet TEZKAN ~

1993 yılıydı.. Güneydoğu’da kanın gövdeyi götürdüğü dönem.. Ankara, bu işin içine polis de girmeli diye düşündü.. 1983 yılında ‘uçak kaçırma’ operasyonları için kurulan tim geliştirildi..
Büyütüldü..
Sayıları 11 bine ulaştı..
Adına özel harekâtçılar denildi..
Güneydoğu’ya yollandı.. O yıllar o bölgeye çok gittim.. Özel harekâtçılar terörü önlemiyor, resmen terör estiriyordu..
Öyle sert davranıyorlardı ki, Kürtler canlarından bezdi..
Gittiğim her ilde, her ilçede kiminle görüşsem özel harekâtçılardan şikâyet ediyordu..
Dağa çıkışın önüne geçmiyor, dağa çıkışı artırıyor deniliyordu..
Hiç insafları yoktu..
Astıkları astık, kestikleri kestikti sanki.. Kendi başına buyruklardı..
Güneydoğu’da fink atıyorlardı..
* * *
Aradan yıllar geçti, neler yaptıklarını kendileri itiraf etmeye başladı.. Onu da biz vurduk. Bunu da biz  infaz ettik sözlerinin arkasında yarı böbürlenme, yarı itiraf, yarı pişmanlık vardı..
Neyse..
Ankara baktı ki bulduğu formül, formül değil.. Özel harekâtçıların elinde sihirli değnek yok, tam tersi kimin kafasına inebileceği belli olmayan sopa var..
Sahadan çekti..
Sayılarını 11 binden 6 binlere düşürdü..
* * *
Aradan 12-13 yıl geçti..
Silvan saldırısından sonra özel harekâtçılar yine sihirli değnek oldu.. Tansu Çiller’in yöntemi yine revaçta..
PKK’yla mücadelede başrolü yine özel harekâtçılar oynayacakmış.. Sayıları 15 bine çıkarılacakmış..
İktidar kırk kere düşünsün derim..
Her şeyden önce ‘özel harekâtçı’ imajı Güneydoğu’da iyi bir imaj değil.. İnsanların çok kötü anıları var..
Haa, geçmişte yapılan hatalardan ders alındı, bir daha aynı şeyler tekrarlanmayacak, polisler daha iyi eğitilecek, terörle mücadele ediyorlar diye başıboş bırakılmayacak denilebilir..
Olabilir..
Ama ne yaparsanız yapın imajlarını düzeltemezsiniz..
Zihinlerdeki o fotoğrafı silemezsiniz..
Açın 1990’lı yılların gazetelerine bakın..   
1993’ün yöntemi 2011’e uymaz..


Çifte standardın daniskası..


Manşetten feryat ediyorlar..
Deniz Feneri’nde savcı suç üretmeye uğraşıyormuş, tutuklananlar neyle suçlandıklarını bilmiyorlarmış.. Tutuklanmaları haksızlıkmış..
Böyle diyorlar..
Ben de onlara aklınız başınıza yeni mi geldi bile demiyorum.. Diyemiyorum.. Kendi arkadaşları, sevdikleri olunca başka, olmayınca başka..
Çifte standardın daniskası!..
Zahid Akman ve arkadaşlarının tutuklanmasına ben de karşıyım.. Olay 2008’de ortaya çıktı, 2011’deyiz..
Delilleri karartsalar çoktan karartırlardı, kaçsalar çoktan kaçarlardı..
Yargılansınlar ama tutukluluk niye?
Şunu da söylemem gerek..
Bunu sorgulayanların diğer tutuklulukları da sorgulaması lazım..
O zaman hakkaniyetli yayıncılık olur..
Zahid Akman neyle suçlandığını bilmiyormuş.
Ahmet, Nedim, Soner, diğerleri biliyor mu?
Bırakın onları, üç yıldır hapis yatan, yargılanan Tuncay biliyor mu? Adam her duruşmada hâkime ‘Suçum ne?’ diye soruyor..
Cevap yok!..
Deniz Feneri için manşetten feryat edenler neden onlar için de bir manşet çakmadı!..
Neden onların da hakkını hukukunu aramadı..
Onlar bizden değil!..
Hukuksa, konuştuğumuz hukukun bizdeni, sizdeni olur mu?
* * *
Tutuklu yargılama en son çaredir, böyle olmalıdır.. Kim olursa olsun!..
Bizde ilk çare olarak görünüyor..
Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım şike yaptı, yapmadı o ayrı.. Tutuklanması normal mi?
Beşiktaş Teknik Direktörü Tayfur’un..
Değil!..
Çoğunun değil..
Vicdanlara sığmıyor..
Kimsenin kaçacak hali yok, kimsenin delil karartacak gücü yok..



Beyoğlu’nda neler oluyor!

Sokağa masa koymak Paris geleneğidir.. Sevildi, tutuldu, hoş oldu; giderek yaygınlaştı..
Bize de geldi..
Bağdat Caddesi, Kadıköy, Nişantaşı, Beyoğlu ‘sokak masası’nın başlıca mekânlarıdır..
Caziptir, güzeldir, kente ayrı bir hava katar..
İşletmeler belediyeye işgaliye vergisini öder, belirlenen sayıda masasını sokağa çıkarır..
Sınırlarını aşan yok değil.. Var..
Beş masalık işgaliyesini on masaya çıkaran, sokağı geçilmez, yürünmez hale getirenler yok değil mi; var..
* * *
Bir iki haber çıktı, birkaç kişi dert yandı..
Beyoğlu Belediyesi sokak masalarını kaldırıyormuş.. Zabıta, polisle birlikte hem de müşterinin olduğu saatlerde geliyor, masaları topluyormuş..
Sınır ötesine çıkanlaradır, yürüme alanına tecavüz edenleredir diye düşündüm, pek ilgilenmedim.. Değilmiş..
Dün posta kutuma bir mektup geldi..
Beyoğlu Ocakbaşı’nın sahibi Erhan Erdil’den.. Cumartesi akşamı operasyon yapılmış.. Parasını ödediğim masaları gasp ettiler. Kaldırdılar, suçlu muamelesi yaptılar. Yasadışı bir iş yapmıyorum ki diyor..
Şikâyetler artıyor..
Masa kaldırma uygulaması kandil gecesinden sonra başlamış!
Gazeteci olarak değil, Beyoğlu nüfusuna kayıtlı biri olarak Belediye Başkanı Demircan’a soruyorum..
Ne oluyor?

(Milliyet 25.07.2011)

Mehmet TEZKAN | Tüm Yazıları
Hits: 1293