HIRS AKLIN ÖNÜNE GEÇERSE

~ 09.01.2021, Tevfik KIZGINKAYA ~

Ülkemizde ve dünyada yaşanılanlara baktıkça bu kez yönetenleri bir insan olarak düşünmeye ve sorgulamaya gerek duydum.

  • İnsanlar yaşadığı doğaya neden zarar verirler,
  • İçinde yaşadığı toplumun ayrışmasını, insanların birbirleriyle çatışmasını neden isterler,
  • Evinde annesine, eşine, kızına saygı ve sevgi duyarken kadınları öldürmeye varan şiddete karşı neden sessiz kalırlar,
  • Kendileri ve çevreleri varsıllaşırken, Halkın yokluğu ve yoksulluğu yaşamasına neden kayıtsız kalırlar,
  • Halkın ve ülkenin kaynaklarını harcarken neden hesap vermekten kaçınırlar,
  • Hukuku, kanunları, toplumsal kuralları neden yok sayarlar…

NEDEN, NEDEN, NEDEN…

Bu ve benzeri sorular ve yaşanılanlar karşısında gelecek adına korkuya ve umutsuzluğa kapılıyoruz, aklımız almıyor, bu kadar da olmaz ki diyoruz.

Nedenleri sorgulamaya başlayınca ise karşımıza iki olgu çıkıyor.

Akıl ve Hırs.

*****

Akıl ve hırs insani iki olgudur.

Akıl; insanın düşünme, kavrama, anlama yetisidir ve beyinde şekillenir.

Hırs ise bir amaca, hedefe karşı duyulan aşırı, sonu gelmeyen, tutku durumunu almış istek ve sahip olma duygusudur. İstek yerine gelmediğinde hırs, kızgınlık ve öfkeye dönüşür.

Her insanın kişisel ve/veya toplumsal bir hedefi ve amacı vardır.

Önemli olan bu amaca ve hedefe ulaşmada insanı hangisinin yönlendirdiği, hangisinin etkisi ile karar aldığı ve hareket ettiğidir.

Akılla mı, Hırsla mı?

Tarih, bu iki olguyla karar veren ve hareket eden insanların yarattığı olaylarla doludur.

*****

Tarihten örnekler vermeyi düşünürken ve bu satırlar yazarken (6 Ocak Çarşamba, saat 23.00) ekranlara düşen haberle başımı kaldırdım ve örneği canlı yayında karşımda buldum.

Seçim sonuçlarını kabul etmeyen Trump’ın yaptığı çağrıyla toplanan taraftarlarının

  • Kongre binasını kuşatarak hatta güvenliği aşarak binaya girdiklerini,
  • Biden’ın başkanlığını tescil oylamasının durdurulduğunu,
  • Güvenlik kuvvetlerine takviye yapılma isteği Trump yönetimince kabul edilmediğini,
  • İşgalcilerin odaları işgal ve tahrip edişlerinin görüntülerini,
  • Dört insanın öldüğünü ve birçok insan da yaralandığını,
  • Washington’da sokağa çıkma yasağı ilan edilişini,
  • Dünyaya demokrasi dersi (!) veren ve yönetimlere müdahale eden Amerika’da demokrasinin ayaklar altına alınışını,

Amerika ve dünyayla beraber şaşkınlıkla izledik.

Trump ise, “asla yenilgiyi kabullenmeyeceğim, pes etmeyeceğim” demeye devam ediyordu…

*****

ABD tarihinde “kara leke” olarak tanımlanan bu olayın nedeni nedir, sorusunun tek yanıtı var.

Trump’ın seçim sonuçlarını ve kaybetmeyi kabul etmemesi ve taraftarlarını tahrik etmesi ve başkanlık hırsının aklının önüne geçmesidir.

Ortada ne demokrasi, ne hukuk, kanun, ne de bir etik değer bırakmamıştır.

Görevden alınmasını ve yargılanmasını önlemeye yönelik olarak büyük bir U dönüşüyle 8 Ocak’ta yaptığı açıklamada “olayları yaratan taraftarlarını hukuku çiğneyenler” olarak niteleyerek taraftarlarını yüz üstü bırakması,

20 Ocak’ta yapılacak devir teslimin normal koşullarda olacağına yönelik güvence vermeye çalışan açıklamaları,

Şahsını korumanın ve kurtarmanın çabalarıdır.

*****

Yaşanan bu olaylar, ABD’nin kendi yarattığı canavarla karşı karşıya kaldığını gösteriyor. Kurucusu olduğu neoliberal sistemin beslediği sermayenin temsilcisi Trump, sistemin sömürdüğü düşük gelirli çalışanların, işsizlik ve yoksulluk sınırında yaşayan Halk kesimlerinin oylarıyla seçilmişti.

  • Donald Trump’ın 8 Kasım 2016 başkanlık seçimlerinde kaybederse seçim sonuçlarını kabul etmeyebileceği yönündeki açıklamaları,
  • 2008 krizi ile artan yoksulluk ve işsizlikten şikayet eden, ABD dışındaki herkesi düşman ilan eden ve Amerikan milliyetçiliğini yükselten popülist söylemleri,
  • Halkın duygularını istismar eden ve sömüren politikaları,
  • Siyahlara karşı polis şiddetini haklı bulan ayrımcı ırkçı yaklaşımla içerde düşman yaratma çabaları,
  • İktidarı döneminde Halkın yine yoksulluk ve işsizlik içinde yaşamaya devam etmesi…

Trump’ın iktidar hırsını ve nasıl bir yönetim anlayışı içinde olduğunu göstermiştir.

Ne ilginçtir ki neoliberal düzenin bu anlayışı, ülkemiz dahil dünyanın birçok ülkesindeki yönetim anlayışıyla ve uygulanan politikalarla ve sonuçlarıyla benzerlik göstermektedir.

*****

Sönmez Çetinkaya’nın “ABD’deki ayaklanma karşısında yaşamsal soru: Dünya Trump(lar)dan kurtulabilecek mi?” (Yurtseverlik.com 07.01.2021) sorusuna yanıt verdiği yazısındaki iki saptama önemlidir.

  • …Trump’ın seçimi kaybetmesi halinde, Beyaz Saray’da kalmak için  hangi oyunları sahneye sürebileceği, başta ABD olmak üzere diğer batı ülkeleri medyasında birçok yorumcu tarafından dile getirilmişti.
  • …dünyanın başka “demokratik” ülkelerindeki “Trumplar”ın, açığa çıkmayan benzer marifetleri olduğunu, ancak o ülkelerin  medyası üzerindeki baskılar nedeniyle bunların kolay kolay açığa çıkmadığını vurgulayarak…

…gelişmeleri canlı yayınla aktaran BBC’nin Washington stüdyosundaki  yayıncının şu sözlerini paylaşalım: “Bu olayların dünyanın dört bir köşesindeki popülist liderler tarafından izlendiğine kuşku yok. Umarım demokrasinin ne denli kırılgan olduğunu  onlar da bu vesile ile anlamışlardır.”

Çetinkaya’nın saptamaları;

  • Yaşanan bu olayların olabileceği tüm dünyada dillendirilirken düzenin sürdürülmesi adına önlem alınamamış olduğunu,
  • Sömürü düzeninin tüm dünyada yaratabileceği karmaşanın demokrasi ve toplumsal barış açısından büyük bir tehlike olarak var olduğunu da göstermektedir.

Olaylar karşısında Türkiye adına yapılan açıklamalar ise düşündürücü olmaktan çok öte RTE-AKP iktidarının kendi içinde nasıl bir çıkmazın içinde olduğunun göstergesidir.

*****

ABD’de yaşanılan olaylardan herkesin çıkarması gereken ders;

Demokraside,

  • Bir siyasi parti, kişi veya kişiler sonsuza kadar iktidarda kalamaz,
  • İktidarı kaybetmemek uğruna Halkı birbirine düşürmekle iktidarlar sürdürülemez,
  • İstendiği zaman inilecek bir trene benzetilemez,
  • İktidar hırsı aklın önüne geçemez.
  • Sandıkta çıkan sonuç değiştirilemez.

Dünyayı yönetme iddiasına sahip, dünyanın en gelişmiş ve süper gücü olarak kabul edilen bir devletin başkanı da olsanız sonuç değişmiyor.

*****

Türkiye Cumhuriyeti Devletini yönetenlerin de bu süreçten çıkartacakları dersler olduğuna inanıyorum.

Kurtuluşunun ve Kuruluşunun temelinde “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir” ilkesi olan Türkiye Cumhuriyeti, Demokratik Laik Sosyal Hukuk Devleti niteliğinin dışında herhangi bir yönetim anlayışıyla yönetilemez.

Bu doğrultuda Mustafa Kemal Atatürk’ün manevi mirasım dediği sözleri yol göstericidir.

“Ben manevi miras olarak hiçbir nas-ı katı, hiçbir dogma, hiçbir donmuş, kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır. Benden sonra, beni benimsemek isteyenler, bu temel mihver üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar.”

Türkiye Cumhuriyeti’nin çağdaş geleceği için yürünmesi gereken tek yol vardır.

AKIL ve BİLİM.

Hazır yeri gelmişken Boğaziçi Üniversitesine yönelik uygulaması nedeniyle siyasi iktidara da bir anımsatmada bulunalım.

Bilimin ve gençliğin ortak niteliği bağımsız olmalarıdır.

Bilimi ve gençliği,

  • Siyasi baskı altına almaya kalkmak,
  • Polis denetimi ile susturmaya çalışmak,
  • Kapısına kelepçe vurmaya kalkmak,

İktidar hırsının aklın önüne geçtiğini gösterir ki, tarihte hiç kimse bu yolla iktidarını sürdürememiştir.

M.Tevfik KIZGINKAYA

Tevfik KIZGINKAYA | Tüm Yazıları
Hits: 3748