Adına Mücadele Edilen Toplumun Özgürlükler Duyarlılığı?

~ 13.07.2020, Nazım Tural ~

 

Av. Nazım Tural    nturaltr@gmail.com

 

Ülkemizde avukatların hak ve özgürlükleri için mücadele ettiği toplumun; demokrasi, hak ve özgürlükler konusundaki duyarlılığı; adalet, yargı gibi alanlardaki değerlendirmeleri, toplumun hak savunuculuğunu üstlenmiş olan avukatların nasıl bir toplum için, hangi hakim algılar içinde çalışma durumunda olduklarını ortaya koyma yönünden önem taşımaktadır.

 

Bu kısa değerlendirme yazısında, 2019 yılına ait araştırmayı derleyen Kadir Has Üniversitesi tarafından yapılan araştırma ve Denge ve Denetleme Ağının KONDA ile birlikte yaptığı araştırma verilerinin konumuzu ilgilendiren bölümlerine özetle yer verilmektedir. 

 

Türkiye gibi, sosyal ve politik alanın çok hızlı değiştiği, bu nedenle de siyasal ve toplumsal algıların da bu değişime uyarak değişeceği düşünüldüğünde, iki yılın dahi önemli olacağı, ayrıca, Corona salgını nedeniyle yaşanan sosyal ve ekonomik sorunlar ve son iki yılda yaşanan politik gelişmeler bu hususların dikkate alınarak okunmasını gerektirmektedir.   

 

Kadir Has Üniversitesi, 2019 Türkiye Sosyal-Siyasal Eğilimler Araştırması, 26 ilde kent merkezlerinde ikamet eden 18 yaş ve üzeri 1.000 kişi ile görüşülerek yapılmış bulunmakta.

 

Ülkenin öncelikli sorunları konusunda, 2019 yılında, yüzde 19,8 birinci sırada terör, ikici sırada yüzde 18,1 ile pahalılık, üçüncü sırada yüzde 16. 8 ile işsizlik, dördüncü sırada yüzde 10.5’le FETÖ tehdidi, beşinci sırada yüzde 6.7 ile ekonomik durgunluk; altıncı sırada yüzde 6.2 ile hak ve özgürlüklerin sınırlanması, yedinci sırada yüzde: 3.7  ile mülteciler, sekizinci sırada yüzde 3.4 ile  Kürt sorunu, Türkiye’nin en önemli sorunları olarak görülmekte. Ekonomi ile ilişkilenen sorunlar bir arada değerlendirildiğinde ise; işsizlik, hayat pahalılığı ve ekonomik durgunluk toplamda yüzde 46,1 oranla birinci sıraya yerleşmekte.

 

Bu veriler; ‘’hak ve özgürlüklerin’’ toplumun öncelikleri arasında yer almadığını, ancak altıncı sırada yer alabildiğini ortaya koyarken, önceliklerin ekonomik temelli olduğunu göstermektedir.

 

Toplumda siyasal kutuplaşma olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 50,8; olmadığını düşünenlerin oranı ise yüzde 49,2 olmaktadır.        

 

Yargının siyasallaştığını düşünenlerin oranı ise 2018 yılında yüzde 30,8 iken, 2019’da yüzde 38,7’ye yükselmiş bulunmakta.  Araştırmaya katılanların yüzde 30,7’si Türkiye’de demokrasinin zayıfladığını düşünürken, yüzde 29,8’i Türkiye’nin demokratikleşme sürecinde olan bir ülke olduğunu düşünmekte.

 

Toplumda kutuplaşma alanları katılım oranları ise şöyle verilmekte: laik- dindar, yüzde 43,5; sağcı-solcu yüzde 24.4; zengin-fakir yüzde 20.5; doğulu-batılı yüzde 10.4; kentli-taşralı yüzde 1.2

 

Toplumda farklı kimlikler tablosu ise şöyle verilmekte:

 

Etnik yapılanmaya ilişkin soruya katılımcıların; yüzde 82’si kendisini Türk olarak; yüzde 13.5’i Kürt, yüzde 1.1’i Arap, yüzde 0.7’si Laz olarak tanımlanmakta.                                                                                                                       Dini İnançları sorulanların; yüzde 79,5’i Müslüman, yüzde 12,9’u Sünni, yüzde 2.7’si Alevi, yüzde 0.7’si Ateist, yüzde 0.4’ü Hıristiyan olarak kendilerini ifade etmiş bulunmakta.

 

Denge ve Denetleme Ağı’nın Türkiye’de Demokrasi Talebi Raporu

 

Sivil toplum platformu, Denge ve Denetleme Ağı (DDA), nın 10 yıllık bir dönemde, Türkiye'deki demokrasi talebinin nasıl değiştiğini incelediği, "Türkiye'de Demokrasi Talebi Raporu" KONDA'nın 2010-2019 yılları arasında toplamda 266 bin 993 kişiyle yüz yüze görüşerek gerçekleştirilmiş bulunmakta.

 

 

 

Hak ve özgürlüklerin sınırlanabileceği oldukça geniş kabul görmekte.

 

Raporda yer alan verilere göre; toplumun en az yarısı " genel ahlak söz konusu olduğunda" ve "terör ve suçla mücadele için temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanabileceğini" kabul etmekte.

 

Rapora göre, ifade özgürlüğü konusunda, ilke düzeyinde dahi, kavramın doğru anlaşıldığı veya benimsediğini kabul etmek zor görülmektedir.

 

 

 

Diğer yandan, toplumun yarıya yakını temel hak ve özgürlüklerinin ellerinden alındığını düşünmekte ve yine yarıya yakını kendinden farklı siyasi görüşü olan biriyle tartışmamak için sessiz kaldığını ifade etmekte.  Yaklaşık üçte birlik kesim ise, devletin istediği kişiyi sebepsizce, keyfi gerekçeyle tutukladığı için fikrini kendine sakladığını ifade etmekte. Toplumun ancak üçte biri kendini özgürce ifade edebildiğini belirtmekte.

 

 

 

Yargıya ilişkin soruları yanıtlayan her 5 kişiden biri, adaletin "güçlülerin kendini haklı çıkarma yolu" olarak kullanıldığını düşünürken; mahkemeye yolu düşen 10 kişiden 3'ü, hukuk sistemine güveninin azaldığını belirtmekte, 100 kişiden 61'i ise yargının tamamen siyasallaştığı görüşünde.

 

 

 

Yargının yarısından fazlasının siyasallaştığına inanılan toplumda, aynı zamanda; iktidarların savcı ve hakimler üzerinde olan etkilerinin giderek artığı kanısı yayılmakta. Raporda, halkın neredeyse yarısının mahkemelerin adil karar veremeyeceği düşüncesinde olduğu belirtilerek, adalet ve hukukun üstünlüğünün uygulamada tam karşılık bulmadığı da ifade edilmekte.

 

 

 

Azınlıkların haklarının kaldırılabileceği halen önemli destek bulmakta: 2014'te toplumun yüzde 50’si, çoğunluğun azınlık haklarını kaldırabileceğini ifade ederken, 2017'de bu oran yüzde 32'ye düşmüş görülmekte. Buna göre; toplumda halen önemli bir kesim azınlık haklarının kaldırılmasını destekleyebilmektedir.

 

 

 

Sorunlarını çözmek için kanun dışına çıkılabileceğini ve bu kapsam da Cumhurbaşkanı’nın da hukukun dışına çıkabileceğini düşünen, "terörle mücadelede" devlet görevlilerini hukuk dışına çıkma konusunda koşulsuz haklı bulanların oranı yüzde 30’a ulaşmakta.

 

 

 

Gündelik hayatta çözümsüz sorunlar karşısında toplum genelindeki en yaygın refleks; yargı, polis gibi yasal yollara başvurmak. Ancak özellikle namus meselelerinde ve kısmen rüşvet, yalancı şahitlik gibi durumlarda kanun dışına çıkılabileceğini düşünenler de bulunmakta.

 

 

 

Eşit Vatandaşlık konusunda, ilke olarak; tüm vatandaşların cinsiyet, etnik köken, din, dil, sınıf, varlık ayırt etmeden eşit haklara sahip olması kabul edilirken; somut ve gündelik yaşamı ilgilendiren sorunlara gelince, insanlar karşılaştıkları eşitsizlikler, ayrımcılık ve baskılardan dolayı eşit vatandaş gibi hissetmediklerini; örneğin hakim, savcı, polis gibi kamu görevlilerinin karşılarındakinin kim olduğuna göre farklı davrandığını düşünmekte. 

 

 

 

Toplumun % 56’sı hakim, savcı ve polisin, iktidarın adamı olup olmadığına göre; yüzde 52’si, zengin mi fakir mi olduğuna; yüzde 34’ü kadın mı erkek mi olduğuna; yüzde 29’u, Türk mü Kürt mü olduğuna; yüzde 25’i Sünni mi Alevi mi olduğuna, yani mezhebine göre farklı davrandıklarını düşünmekte. Ayrıca, her 5 kişiden 2'si, farklı nedenlerden dolayı ayrımcılığa uğradığını ve yine her 5 kişiden 2'si kendisini ikinci sınıf vatandaş gibi hissettiğini ifade etmekte.

 

 

 

Dini kimlik üzerinden ayrımcılık yüksek düzeyde: Araştırmaya göre "dini kimlik", toplumda ayrımcılık hissedilen en önemli kimlik alanı olmakta. Son araştırma; dini kimlik üzerinden ayrımcılığı, ateistlerde yüzde 52, Alevilerde yüzde 44, Kürtler arasında yüzde 30, yaşam tarzını modern olarak tanımlayanlar arasında ise yüzde 24 olmakta. Özellikle Kürtlerin, Alevilerin, Müslüman olmayanların ve eşcinsellerin, toplum nezdinde eşit vatandaşlar olarak değerlendirilmesi ve eşit haklar tanınması konularında alınacak oldukça uzun mesafe olduğu anlaşılmakta.  

 

Sonuç itibariyle, göre toplumun önemli bir kesiminin; yargının siyasallaşma, bağımsızlığını yitirme konusunda belli bir düzeyde bilgili olduğu halde, hak ve özgürlüklerin öncelikli sorun olarak görülmemesi ülke toplumuna ilişkin bir çelişki olarak görülebilir. Ayrıca; etnisite, din ve mezhep, cinsiyete göre eşit yurttaşlık konularındaki önyargıların da halen kırılamadığı da anlaşılmakta.

 

Araştırmalara ilişkin raporlara aşağıdaki linklerden ulaşılabilir:

 

1)      https://www.khas.edu.tr/tr/haberler/turkiye-egilimler-arastirmasi-tea-2019-sonuclari-aciklandi

 

2)      http://www.birarada.org/upload/Node/27728/files/Tu_rkiye_nin_Demokrasi_Talebi_Raporu_22052020_.pdf

 

 

Nazım Tural | Tüm Yazıları
Hits: 1192