Çelişkiler Çözülmek İçindir

~ 20.07.2011, Güray ÖZ ~
Yazıdan kaçılmaz. Yazı, zamanı geldiğinde seni beni dinlemez. Çünkü insanoğlunun yazma merakı ile yaşadıklarını bir şekilde unutuşa terk etmeme merakı at başı gider. Acılarını, sevinçlerini yazıya dökme eylemi, aynı şekilde başka hayatlar uydurma, kurgulama isteği edebiyatın temelidir. Tarih yazıcıları ise geçmişe bir edebiyatçı hevesi ve titizliği ile dönüp bakarken pek doğru yaptılar; geçmişi yaşadıkları zamanların gözü ile gördüler. Biz de onlara öyle bakıyoruz ve o eski zamanlarda zahmetkeş bir hayatın, çelişkilerin dağdağası, bin bir türlü alışverişi içinde insanlarla nasıl oynadığını anlayabiliyoruz.
Öğrendiğimiz, politikanın çelişkilere hâkim olmakta pek mahir olamadığıdır.
Ve esas olan yaşadığımız zamandır.
***
Şimdi hepimizin merakı, Türkiye’nin yaşadığı sorunların çözülüp çözülemeyeceği, çözülecekse nasıl çözüleceğidir. Genellikle teşhiste başarılı, tedavide beceriksiz olduğumuzu, teşhisi de tedaviyi de işte, bizim dediğimiz gibidir diye kestirip attığımızı dünya âlem bilir.
Bu kez zorlanıyoruz.
Bu kez iş biraz farklı.
***
Şimdi çelişkilerin tabiatı üzerine kafa yormaya başlamamız bundandır.
Son zamanlarda sosyalist literatürün çelişkiler faslına sık sık başvurulmasının nedeni de budur. Yaşadığımız sorunlar sihirli bir değnekle ya da İskender’in kılıcıyla çözülebilecek gibi değil.
Tahlilde de teşhiste de nesnel olmak, gönlümüzün kabul edip onay verdiğini değil, olanı biteni, olup bitendeki sorumluluklarımızı kabul etmekle mümkün. Nesnel olmak, analitik yaklaşmak, olayı farklı açılardan görmek ve sorunun çözümüne katkıda bulunmak istiyorsanız kuşkusuz.
***
Türkiye’nin önündeki zorlu çelişki, her şeyden önce çözüm beklediğini avaz avaz ilan eden çelişkisi Kürt sorunudur. Bu çelişkiye ilişkin adımlar, çözüm önerileri ve pratikler, çok farklı, çok fazla, çok iç içe, birbiriyle alışveriş, etkileşim içindeki gittikçe büyüyen çelişkiler yumağının ne şekil alacağını, ne yöne evrileceğini de belirleyecektir. En azından genel kanı böyledir.
Bu çelişki ve alacağı şeklin yalnızca Türkiye’deki aktörlere bağlı olmadığını da yalnızca bir cümle olarak yazsak bile, önemini es geçmeyelim. Dikkat edilirse konu ile ilgili tahlillerde Arap dünyasında olup bitenlere sık sık atıfta bulunulmaktadır.
***
Öyle anlaşılıyor ki artık ok yaydan çıkmıştır. Kürt siyasi hareketi farklı yorumlara açık bir üslupla demokratik özerklik ilan etmiş durumdadır. Egemen”, uluslararası politikanın diliylesouverain” bir devlette gücünü belli bir kesimden, bir etnisiteden alan bu türden bir ilan büyük, ama çok büyük bir sorundur.
Çelişkinin ne kadar derinleştiğini, keskinleştiğini gösterir.
Keskinleşmişse çözülecektir.
Ama nasıl?
***
Bu çelişkinin barışçıl çözümü, çözüm iradesinin paylaşılmasına bağlıdır. Barışçıl çözümün reddedilmesi, demokratik özerklik ilanının pratikte denenmesi halindeyse, bundan ya Kürt siyaseti büyük zarar görür, Türkiye sonu belirsiz, kaotik bir ortama sürüklenir ya da Çandar’ların dedikleri gibi Türkiye, Suriyeleşir. O zaman Türkiye’nin aydınları, siyasetçileri, olup bitene kafa yoran yormayan insanları bir kere daha, belki sert bir şekilde emperyalizmi ve kaçınılmazdır, emperyalizmin kapitalist karakterini hatırlarlar.
***
Günümüzün ya da daha doğru bir anlatımla son yılların öne çıkan çelişkisi ile ilgili olan yazı burada bitiyor. Bu yazıda temel çelişki, siyasetin önünde duran, toplumu geren, korkutan, çözün artık dedirten zıtlaşmayı da gerçekte belirleyen ama henüz nesnel bir karşıtlık olmaktan öteye gidemeyen asıl çelişki bir kenara bırakılmıştır.
Ama biz kenara bıraktık diye kenarda kalmaz ki.
Adı üstünde temel çelişkidir o.

(Cumhuriyet 20.07.2011)

Güray ÖZ | Tüm Yazıları
Hits: 1272