Doğu Perinçek Neden Hapiste?

~ 16.07.2011, Ataol BEHRAMOĞLU ~
Doğu Perinçek’le kırk yılı aşkın süredir arkadaşız.
Dönüşüm dergisinin kapanmasından sonra Abdullah Nefes’le 1967’de yayımladığımız (Türkiye İşçi Partisi’ni savunan) 2. Dönüşüm’e yazı getiren biz yaşlardaki genç adam aradan şunca yıl geçmiş olmasına karşın şu an karşılaşmışız gibi gözlerimin önündedir.
Kış olmalı ki başında (yanlış anımsamıyorsam) gri bir kalpak vardı.
Bizlerden farklı bir görüntüye ve giyim kuşama sahipti.
Sanki az önce Ekim Devrimi saflarından kopup gelmiş gibiydi.
Fakat asıl etkileyici olan, gözlerindeki, ancak üstün bir zekânın belirtisi olabilecek keskin parıltılardı.
Getirdiği iki yazı da aynı parıltıları taşıyordu.
Alışılagelmişin üstünde bir üslupla yazılmış çok farklı yazılardı…
Fakat nedense sonradan onların imzasız yayımlanmasını istedi ve sanırım öyle de oldu…
***
Bir süre Türkiye İşçi Partisi içinde birlikteydik.
Sonra o başka bir oluşumun lideri olarak sivrildi.
O günlerden bugünlere de farklılıkları olan çizgilerde olmakla birlikte solcu kimliklerimizi koruduk.
Ben onun mücadeleci kişiliğine her zaman saygı duydum.
Onun da benim için benzer şeyler düşündüğünü tahmin ederim.
Bir zamanlar Doğu’nun müridi denebilecek kadar onun emir komutası altında olanlardan birçoğu, var olan düzenin önündeköpekleşmedenecek ölçüde alçaldılar, alçaklaştılar.
Doğu Perinçek solcu kimliğini koruduğu gibi örgütçü olarak da başarılı oldu.
Başkanı olduğu İşçi Partisi’nin bir televizyon kanalına sahip olması, yıllarca sektirmeden düzenli olarak yayımlanan Aydınlık dergisinin bir süredir günlük bir gazeteye dönüşmesi, dile kolay başarılardır…
Üstelik lider hapisteyken…
***
Uzun süredir zihnimde dolaşıp duran bir soruyu yüksek sesle dillendirmek istiyorum:
Doğu Perinçek neden hapiste?
Gerçi bu soru Silivri’de tutsak edilmiş olan herkes için sorulabilir.
Fakat Doğu Perinçek’in sanki özel bir yeri var.
Herkes çıkabilir ama, sanki Doğu Perinçek çıkamazmış gibi…
Neden?
Bir zamanlar onun arkadaşı olmuş herkese bu soruyu yöneltmek istiyorum.
Dahası, Silivri’deki yargılamaları eleştirirken Doğu Perinçek’i pek de fazla söz konusu etmeyenlere de aynı soruyu yöneltmek istiyorum.
Acaba şöyle mi düşünülüyor:
O bir devrimci, mücadele adamı, nasıl olsa mayasında hapishaneye dayanıklılık vardır, ona bir şey olmaz…
Böyle mi düşünülüyor?
Ben ise arkadaşım Doğu Perinçek için, onun direncine, dışarıda olduğu gibi orada da eğilip bükülmezliğine hayranlık duymakla birlikte, çok ve gittikçe daha fazla üzülüyorum…
Her insanın, her dayanmanın, moral gücün değilse bile her fiziksel dayanıklılığın bir sınırı vardır.
Doğu Perinçek üç yılı aşkın bir süredir neden hapiste tutuluyor?
Neden?
Eğer bu ülkede göstermelik de olsa bir demokrasi varsa, bu sorunun yanıtı verilmek zorundadır…
***
Yazıyı tasarlarken 3 Mart 2008’deki polis sorgusu zabıtlarını edinip okudum.
Şöyle bir izlenim edindim.
Bir yanda etiyle, kanıyla, sinirleriyle, aklıyla, vicdanıyla bir insan, öte yanda robotlar var…
Robotlar önceden, çok önceden kotarılıp ezberlenmiş soruları mekanik bir duygusuzlukla insanın önüne koyarken, insan onları elden geldiğince serinkanlılıkla, akılla, kanıtlar göstererek yanıtlamaya çalışıyor.
Fakat insanın ve aklın bütün bu çabaları ne yazık ki boşunadır ya da belki sadece geleceğe not düşmek içindir…
Çünkü robotun amacı, herhangi bir sorunu çözüp aydınlatmak değil, önceden planlandığı üzere ve tıpkı Hitler Almanyası ya da Stalin Rusyası’ndaki siyasal davalarda olduğu gibi, kurgulanmış bir suçlamayı benzer ya da farklı sözlüklerle yineleyerek karşısındakini bir laf kalabalığıyla yorup bıktırmak, bozguna uğratmak ve yok etmektir…
Ben Silivri’de sürmekte olan davanın bütününde bu yöntemin uygulanmakta olduğundan artık en ufak bir kuşku duymuyorum…
***
Seçkin bir aydın ve önemli bir siyasal hareketin ve partinin lideri Doğu Perinçek neden hapiste?
Vicdanı, aklı, sağduyusu, insafı, ahlakı olan herkes, bu soruyu ve benzerlerini, artık hiçbir çekince duymaksızın, yüksek sesle, sesinin olanca gücüyle dile getirmek zorundadır, getirmelidir…
Okurlarımı 19 Temmuz Salı günü saat 21.00de Beşiktaş-Ulus Aykut Barka Parkındaki dinleti ve söyleşimize bekliyorum

(Cumhuriyet 16.07.2011)

Ataol BEHRAMOĞLU | Tüm Yazıları
Hits: 3146