21. Yüzyılda Marksizm: Zizek, Malaparte, Cohen, Troçki ve diğerleri Birinci Bölüm

~ 26.03.2020, Orhan Volkan Taner ~

Sovyet halk literatüründe 20. Yüzyılın ikinci yarısında popüler olmuş bir Radyo Yerevan şakası ile başlayalım yazıya. Rabinovich (arketip bir mizah karakteri. Şüpheci, alaycı ve keskin zekalı) bir gün radyoya çekilişten bir motorsiklet kazanıp kazanmadığını sorar. Radyo ona teoride motorsikleti kazandığını fakat pratikte söz konusu motorsikletin bir bisiklet olduğunu ve bu bisikletin kendisinden çalınmış olduğunu söyler. Sovyet mizahının en iyi örneklerinden biri olan bu şaka günümüzde Marksizm’in bulunduğu durumun tarifi için biçilmiş kaftan.

            Bir önceki asrın önemli Marksist entelektüellerinden Gerald Cohen işçi sınıfını dört ana başlıkla tanımlıyor:

-           İşçi sınıfı toplumun çoğunluğunu oluşturur.

-           İşçi sınıfı toplumun refahını üretir.

-           Bu sınıf toplumun sömürülmüş ve sömürülmekte olan üyelerinden meydana gelir.

-           İşçi sınıfının üyeleri ihtiyaç sahibi kimselerdir.

Bu dört ana başlık Cohen’e göre iki başlığa daha evrilir.

-İşçi sınıfının kaybedecek hiçbir şeyi yoktur.

-Söz konusu sınıf toplumu dönüştürmek için devrimci faaliyetlerde bulunur.

Bu başlıkların hiçbiri bugünün işçi sınıfını tanımlamak ve onun hareketleri üzerine çıkarımda bulunmak için yeterli değildir. Marx kendisinin ummadığı kadar haklıydı belki fakat belirli kimliklerin çözülmesinin seksüel ve etnik kimliklere olan etkisini tahmin edemezdi. Seksüellik kavramı üzerinde durmak gerekir çünkü 21. Yüzyılın kapital toplumu önceki yüzyılın kabul görmüş heteroseksüelliğine başka bir sürü yeni kimlikle alternatif yaratmaya uğraşıyor ( ileriki bölümlerde irdeleyeceğiz). İşin etnik boyutuna bakacak olursak da dünya çapında yükselişe geçen, ?i?ek’in deyimiyle ‘’liberal politikaların terorünü’’ eleştiren aşırı sağ örgütler bile kendilerini belirli bir azınlığın (beyaz, işçi, vatansever avrupalılar) koruyucusu olarak tanımlıyorlar.

           

‘’Din toplumların afyonudur’’ sözüne de konuştuklarımızın ışığında değinmek gerekli (günümüz yorumu yaşadığımız yüzyılı daha iyi analiz etmek için elzem). Günümüzde insanların iki tane afyonu bulunuyor. Bunlardan bir tanesi gerçek anlamda ‘’afyon’’; ilaçlar, yatıştırıcılar, uyuşturucu kültürü ve bunun yüceltilmesi (şöyle bir mesele de var. ?i?ek’e göre ilaçlar birbirlerinin kullanımlarına yol açıyor. A ilacının kullanılması B ilacının kullanımından doğan yan etkiyi bitiriyor gibi).  Bu afyonlardan ikincisi ise ‘’insanlar’’ yani populizm. Öyle bir afyon ki bu net bir şekilde belirlenmiş düşmanlara ihtiyacı var (Avrupa aşırı sağı Filistin-İsrail çatışmasının bir oyalama olduğunu ve bu dikkat dağılımının sonucunda Hristiyan Avrupa Medeniyetinin çökeceğini iddaa ediyor). Sol da bu oyunun içinde çünkü aşırı sağı başka türlü nasıl yeneceğini bilmiyor. Belki de yapılması gereken şey aynı Marx’ın tarif ettiği gibi proleteryalığı varoluşsal bir deneyim olarak görüp öznelliğin içine dalmaktır.

Komünist Manifesto’nun ilk sayfasında Marx ve Engels burjuva sınıfının izlediği stratejiden bahsederler. Onlara göre güç sahibi bu sınıf egemenliğini pekiştirebilmek için bütün feodal sembollere, ataerkil ilişkilere ve bunların yansımalarına son vermeliydi (ki bunun için çok uğraştı, gücü ele geçirmek için kendi dogmasını dayatmalıydı. İnsanın aklı ünlü kültür tarihçisi Foucault’un bütün iktidar formlarını birbirine benzetmesine gidiyor. Tahakküm ve yeniden tahakküm). Engels’in ve Marx’ın tespitlerinden çıkarılması gereken mücadelenin önemidir. Bu nedenledir ki yüzyılımızın mücadeleleri – muhafazakar alternatif sağ karşısında liberalizm ve feminizm. Ulus devlet karşısında küresel organlar. Radikallik karşısında ılımlılık- iyi incelenmeli ve çıkarımlara eklemlenmelidir. Örneğin Marksizm’in önündeki asıl tehdit liberalizm sempatisi değil bazı Marksist entelektüellerin deyimiyle ‘’kurumsal, organik entelektüellerdir’’. Bill Gates ve Elon Musk sosyalizm çağrıları yapıyor olsalar dahi aslında en tehlikeli olanlardır. Solu kaybettiği kimlikten daha da uzaklaştırmaya gayret eden bu ‘’organik’’ akım dünyanın karşısına yeni bir sentez çıkarmaya uğraşıyor. Bu yumuşatılmaya karşı ivedilikle tavır alınması gerekirken günümüz marksizminin bu denemelerden öğrenmesi daha doğrusu yeniden hatırlaması gereken faktör onu zamanında kuvvetli yapan özelliği olan globalliğidir. Enternasyonelliğin yeniden bir norm haline gelmesi küresel bir tepki mekanizmasının varlığı için önemli bir gerekliliktir. Hakim ideolojiye tepki ancak bu şekilde verilebilir. Ulus devlet formlarına sıkışmış bir solun dünya politik kültüründe bir şansının olması çok güçtür.

Devam edecek...                                            Orhan Volkan TANER

Orhan Volkan Taner | Tüm Yazıları
Hits: 307